YAZAN: CEMRE BOSNALI ZEYDANLI

Yaş aldıkça vücudumuzun değişmesi kaçınılmaz. Ancak söz konusu kaslarımız olduğunda, bu değişimi tamamen pasif bir şekilde izlemek zorunda değiliz. 50’li yaşlara geldiğimizde kas kütlesini korumak, gücümüzü desteklemek ve hatta kas kazanmak hala mümkün. Kaslarımızı güçlü tutmanın önemi ise yalnızca fiziksel görünümle sınırlı değil. Kaslarımız; hareket kabiliyetimizden dengemize, günlük yaşamda bağımsızlığımızı korumaktan ilerleyen yaşlarda yaşam kalitemize kadar pek çok şeyin parçası. Bu nedenle kas sağlığını yaş aldıkça üzerinde düşünmemiz gereken temel sağlık başlıklarından biri olarak görmeliyiz. Peki, yaşla birlikte kas kaybı neden hızlanıyor ve 50 yaşından sonra kas kütlesini artırmak için nelere dikkat etmemiz gerekiyor?


Yaş aldıkça kas kütlemiz neden azalıyor?

Kas kaybı bir gecede başlamıyor. Yaş ilerledikçe kas proteinlerinin sentezlenmesine verilen yanıt azalabiliyor; fiziksel aktivitenin azalması, hormonal değişimler, beslenme yetersizlikleri ve bazı sağlık sorunları da bu sürece eklenebiliyor. Bu durum belirginleştiğinde sarkopeni olarak adlandırılan, kas kütlesi ve özellikle kas gücü ile fiziksel performansta yaşla ilişkili azalma söz konusu olabiliyor. Ancak burada önemli olan nokta şu: Yaş almak, kas kaybının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmiyor. Hatta araştırmalar, ileri yaştaki yetişkinlerin bile direnç egzersizine kas dokusunu büyüterek yanıt verebildiğini gösteriyor. 65 yaş ve üzerindeki yetişkinleri inceleyen 2024 tarihli bir çalışma, direnç egzersizinin kas boyutu ve kas liflerinin alanında anlamlı artış sağladığını ortaya koydu.

50 yaşından sonra kas yapmak mümkün mü?

Elbette 50 yaşındaki bir bedenin egzersize verdiği yanıt 20 yaşındaki bir bedenle birebir aynı olmayabilir. Ama evet, 50 yaşından sonra kas yapabiliriz. Kas protein sentezindeki değişimler nedeniyle yaş ilerledikçe kas geliştirmek daha fazla süre ve tutarlılık gerektirebilir. Ancak kaslarımızın uyum sağlama kapasitesi ortadan kalkmıyor. Burada en güçlü araçlardan biri direnç egzersizi. Ağırlıklarla, direnç bantlarıyla veya vücut ağırlığıyla yapılan egzersizler kaslara alışık olduklarından daha yüksek bir yük uygulayarak onları uyum sağlamaya teşvik ediyor. Zaman içinde bu uyum, hem kas gücünün hem de kas boyutunun artması şeklinde kendini gösterebiliyor. Dahası, bunun için daha önce yıllarca spor yapmış olmak da gerekmiyor. Egzersize daha ileri bir yaşta başlayan kişilerde de direnç antrenmanına bağlı gelişmeler görülebiliyor.

Önemli olan daha fazla egzersiz değil

Kas sağlığı söz konusu olduğunda bazen daha fazla hareket etmenin otomatik olarak daha fazla kas anlamına geldiğini düşünebiliyoruz. Oysa kaslarımızın gelişmesi için uygun bir uyaran, yeterli toparlanma ve bu süreci destekleyecek beslenme birlikte gerekiyor. Bu nedenle 50 yaşından sonra hareket rutinimize yalnızca kardiyovasküler egzersizleri eklemek yerine, kasları hedefleyen direnç çalışmalarına da yer vermek önemli. Dünya Sağlık Örgütü yetişkinler için haftada en az iki gün, büyük kas gruplarını çalıştıran kas güçlendirme aktivitelerini öneriyor. 65 yaş ve üzerinde ise buna denge ve koordinasyonu destekleyen çok bileşenli aktivitelerin eklenmesi tavsiye ediliyor. Bu öneriyi “haftada iki gün mutlaka spor salonuna gitmeliyiz” şeklinde düşünmek gerekmiyor. Önemli olan kasların düzenli olarak dirençle karşılaşması ve bunun zaman içinde sürdürülebilir bir rutine dönüşmesi.

Kaslarımızın ihtiyacı olan şey: Düzenli uyarı

Kaslarımızı bir kez çalıştırıp uzun süre aynı yerde kalmasını bekleyemeyiz. Kas gelişimi, düzenli olarak verilen uyarıya karşı vücudun zaman içinde geliştirdiği bir adaptasyon. Bu nedenle ilerleme de tek bir antrenmanda değil, haftalar ve aylar içinde ortaya çıkıyor. Başlangıçta yaptığımız bir hareketin zamanla kolaylaşması, aynı egzersizde daha fazla direnç kullanabilmemiz veya günlük hayatta eskisine göre daha rahat hareket etmemiz aslında önemli gelişim göstergeleri. Bu noktada gücümüzün zaman içinde nasıl değiştiğine bakmak anlamlı olabilir.

Beslenmenin rolü de değişiyor

Kas dokusunu yalnızca egzersizle düşünmek mümkün değil. Kas proteinlerinin yenilenmesi için yeterli protein ve enerjiye ihtiyaç duyuyoruz. Yaş aldıkça kasların proteine verdiği yanıtın değişebilmesi nedeniyle protein alımının niteliği ve yeterliliği daha fazla önem kazanıyor. Özellikle direnç egzersiziyle birlikte yeterli protein alımının kas sağlığını destekleyebildiğine dair kanıtlar bulunuyor. Sarkopenisi olan ileri yaştaki yetişkinlerde yapılan bir meta-analiz de protein takviyesi ile direnç egzersizinin birlikte uygulanmasının kas kütlesi ve kas gücünde iyileşmelerle ilişkili olduğunu gösterdi. Dolayısıyla günlük beslenmemizin ihtiyaçlarımızı karşılayıp karşılamadığını sorgulamak şart.

Yürümek yetmez mi?

Yürümek, yaş aldıkça da hayatımızda tutmak isteyeceğimiz hareketlerden biri. Kalp-damar sağlığından günlük hareketliliğe kadar pek çok açıdan fayda sağlıyor. Ancak kas kütlesini korumak veya artırmak istediğimizde yalnızca yürümeye güvenmek yeterli olmayabilir. Çünkü kasların güçlenmesi için onları dirençle çalıştırmamız gerekiyor. Ağırlıklarla, direnç bantlarıyla ya da kendi vücut ağırlığımızla yaptığımız egzersizler bunu sağlıyor. Bu nedenle yürüyüşü bırakmak ya da yerine yalnızca ağırlık antrenmanı koymak gerekmiyor. İkisini birlikte sürdürmek, yaş aldıkça hem hareketliliğimizi hem de kas gücümüzü desteklemenin daha iyi yollarından biri olabilir.

Nereden başlayabiliriz?

50 yaşından sonra kas sağlığımıza daha fazla önem vermek için hayatımızı bir anda değiştirmemiz gerekmiyor. Hatta sürdürülebilir olması açısından büyük değişiklikler yerine, bugün yaptıklarımıza küçük dokunuşlar eklemek daha anlamlı olabilir. Daha önce düzenli egzersiz yapmadıysak yavaş başlamak, zaman içinde direnci artırmak ve vücudumuzun verdiği yanıta göre ilerlemek yeterli olabilir. Beslenme tarafında ise tek tek besinlere odaklanmak yerine genel olarak yeterli ve dengeli beslenip beslenmediğimize bakabiliriz. İlerlemeyi ise yalnızca tartı üzerinden değerlendirmemek gerek. Daha önce zorlandığımız bir hareketi daha rahat yapabilmek, merdivenleri çıkarken daha az yorulmak ya da günlük hayatta kendimizi daha güçlü hissetmek de kaslarımızın ve genel fiziksel kapasitemizin geliştiğine dair önemli göstergeler.



Cemre Bosnalı

Yeditepe Üniversitesi Çeviribilim bölümünden mezun olan Cemre, yayıncılık ve iyi yaşam yolculuğunu bir arada sürdürüyor. Kariyerine All ve L’Officiel dergilerinde Güzellik Asistanı olarak başladı. Kısa bir sosyal medya ajansı deneyiminin ardından 6 yıl boyunca Oggusto'da dijital içerik üretimi üzerine çalıştı. Ardından Cosmopolitan Türkiye’nin Web Direktörlüğü pozisyonunu üstlendi. 2019'dan bu yana...



BLOOM SHOP