YAZAN: DİLAN GÜNAÇTI

Yakın ilişkilerde kurulan bağ derinleştikçe, çoğu zaman karşımızdaki kişinin bizi “zaten anladığına” inanırız. Bizi tanıyan birinin, her an ne hissettiğimizi ne düşündüğümüzü ve neye ihtiyaç duyduğumuzu da kendiliğinden bilmesini bekleriz. Oysa daha biz bile duygularımızı açık, net ve şeffaf bir biçimde dile getiremezken yalnızca ima edebildiğimiz, sezgilerle işaret ettiğimiz şeylerin anlaşılmasını beklemek ne kadar gerçekçi olur? 


Şeffaflığa olan ihtiyacımızı anlamak

İlişkilerimizde dürüst olmak, gerçeği söyleme eylemini ifade eder. Partnerimiz ya da yakın bir arkadaşımız bize bir soru sorduğunda, buna dürüst bir şekilde cevap veririz. Şeffaflık ise dürüst olmanın ötesinde, duygu, düşünce ve görüşlerimizi bize sorulmadan, aktif bir biçimde paylaşmayı gerektirir.

Örneğin partnerinizle gününüzü aralıksız şekilde paylaşabilir; neler yaptığınızı, kimlerle görüştüğünüzü ve gün içinde yaşanan her detayı anlatabilirsiniz. Ancak bu, ilişkinizde gerçekten şeffaf olduğunuz anlamına gelmeyebilir.

Doğrudan, açık ve şeffaf bir iletişim herkes için doğal bir şekilde oluşmaz. Kendimizi birine anlatmak, duygularımızı açmak, beklentilerimizi ya da sınırlarımızı ifade etmek çoğu zaman bir kırılganlığı da beraberinde getirir. Bu kırılgan yanımızı, her ne kadar yakın olursak olalım, karşımızdaki kişiye göstermek bizleri zorlar. Alacağımız tepkiden çekinmek, reddedilme korkusu, kendimizi değersiz hissetmek ya da hassas yanlarımızı göstermenin bizi güçsüz kılacağına inanmak bu zorlanmanın altında yatan nedenler arasında yer alabilir.

Kendimize dair bu yargılar ve korkular, var olan ilişkilerimizin daha da derinleşmesinin önünde ciddi bir engeldir. Duygularımızın ve ihtiyaçlarımızın beklediğimiz kadar anlaşılmayacağına, yeterince karşılık bulmayacağına dair kaygılar, zamanla bizi isteklerimizi ve hislerimizi saklamaya iter. Bu çekinceler nedeniyle kendimizi ifade etmekten vazgeçmekle kalmaz, aynı zamanda isteklerimizin gerçekleşme ihtimalini baştan kaybederiz. Böylece çoğu zaman, aslında ihtiyaç duyduğumuzdan ve hak ettiğimizden daha azıyla yetinmeyi öğreniriz. 

Korkularımızın derin bağların önüne geçmesine izin verdiğimiz sürece, ilişkilerde gerçek yakınlığı, şeffaflığı ve duygusal teması deneyimleme ihtimalimiz giderek azalır. Aradaki bu mesafeyi aşmak için kullanabileceğimiz araç ise açık iletişimdir. 

Neden açık iletişimde zorlanıyoruz?

Çoğu zaman duygularımızı ifade etmek olumsuz bir his uyandırır. İhtiyaçlarımızı dile getirmenin, karşı tarafı eleştiriyormuşuz, öğüt veriyormuşuz ya da onu sıkıyormuşuz gibi algılanacağından endişe ederiz. Bu hislerden kaçınmak için çoğu zaman hiç konuşmamayı tercih ederiz. Ancak karşımızdakini rahatsız etmemek adına gösterdiğimiz bu çaba, çoğu zaman kendi ihtiyaçlarımızı ikinci plana atmamıza neden olur. Oysa kendimizi ifade edebilmek, yalnızca ilişkilerimizi olumlu yönde dönüştürmekle kalmaz; aynı zamanda öz sevgiyi pratik etmenin de önemli bir yoludur. 

Duygusal netlik üzerine düşünün.

Şeffaf bir iletişim kurabilmek için öncelikle net bir mesaja ihtiyaç duyarız. İletmek istediğimiz mesaj ya da vermek istediğimiz bilgi ne kadar doğrudan ve sade olursa, karşı taraf için o kadar kolay anlaşılır. Bunun için önce içimize dönerek duygusal bir netlik kazanmamız gerekir. Yaşadığımız bir durumda bizi gerçekten rahatsız eden duygu nedir? Bizi zorlayan arkadaşımızın bizi bir programa davet etmemesi midir, yoksa unutulmuş ya da yok sayılmış hissetmek mi? Kendi içimizde bu netliğe ulaştığımızda, karşımızdaki kişiye bizi anlayabilmesi için çok daha sağlıklı bir yön göstermiş oluruz.

Küçük cümleler ile başlayın.

Bir anda büyük yüzleşmeler ya da duygu patlamaları yaşamak yerine, ufak adımlarla başlamak mümkündür. Özellikle daha önce şeffaf olmayı pek deneyimlemediysek ya da kırılgan olmaktan çekiniyorsak, bu yaklaşım bizim için iyi bir pratik alanı yaratır. Aynı zamanda ilişkiler üzerindeki duygusal yükü hafifleterek beklentilerimizi zaman içinde ve daha sağlıklı bir şekilde inşa etmemize yardımcı olur.

Bunu yapmanın en kolay yollarından biri, “Şu an böyle hissediyorum” cümlesini kullanmaktır. Bu ifade yalnızca olumsuz durumlar için değil, her an kullanılabilir. “Şu an seninle bu anı paylaştığım için çok mutluyum”, “İlk defa bunu birlikte yapacağımız için heyecanlıyım” ya da “Bu başarın için seninle gurur duyuyorum” gibi duygular da en az zorlayıcı hisler kadar dile getirilmeyi hak eder.

Aynı şekilde, “Kendimi şu an yalnız bırakılmış hissediyorum”, “Bugün biraz hassasım” ya da “Şu an sana çok kızgınım” gibi ifadeler de yaşadığımız duyguyu suçlamadan net bir şekilde aktarmanın yolları olabilir.

Niyet ederek paylaşın.

Şeffaflık, aklınızdan geçen her düşünceyi filtresiz bir şekilde paylaşmak anlamına gelmez; aksine daha dikkatli bir yaklaşım gerektirir. Her duygu ve düşünce ifade edilmeyi hak etse de bunların nasıl ve ne zaman paylaşıldığı ilişkinin sağlığı açısından belirleyicidir. Bazen dürüstlük; neyi, ne zaman ve hangi niyetle paylaştığımızı fark edebilmekten geçer. Geri durmamız gereken anları ayırt edebilmek, dürüst olmak kadar kıymetlidir. Çünkü şeffaflık, düşüncelerimizi boşaltmak değil; karşılıklı anlayışı ve güveni güçlendirecek bir alan açabilmektir.

Şeffaflık yakınlığı zorlamaz, ona alan açar.

Şeffaflık her zaman daha derin ya da daha güçlü bir ilişkiyi garanti etmeyebilir, evet. Ancak iki kişi arasında gerçek bir teması mümkün kılar. Yakın ilişkiler, hepimizin ulaşmak istediği bir yerdir. Ancak bu bağlar kendiliğinden, emeksiz bir şekilde var olmaz. Bu noktada kırılgan olmaya izin vermek ve gerçekten görülmek adına duvarlarımızı indirebilmek, almamız gereken kişisel bir risktir. Bunun karşılığında ya ilişkilerimiz gerçekten derinleşir ya da bu potansiyeli baştan içinde barındırmayan bağlar gözlerimizin önüne serilir. Bu farkındalıktan sonra nasıl bir yol alacağımıza karar vermek ise bize kalmıştır. Tüm bu iletişim sürecinin sonunda, kendinize karşı olan sorumluluğunuzu yerine getirdiğinizden emin olursunuz. 



Dilan Günaçtı

1998 yılında İzmir’de doğan Dilan, lisede Türk Alman Kültür ve Eğitim Vakfı’nda eğitim gördü, lisansını ise Koç Üniversitesi'nde Arkeoloji ve Sanat Tarihi üzerine yaptı. Pandemi ile birlikte kişisel gelişim ve meditasyona yönelirken, David Cornwell’den Mindfulness eğitimi alarak bilinçli farkındalık pratiği ve nefes teknikleri üzerine araştırmalarına devam etti. Editör olarak çeşitli...



BLOOM SHOP