RÖPORTAJ: BURCU ERBAŞ

Ancient Greens köklerini Anadolu’dan alarak, en yeni teknolojiyi insan sağlığını desteklemek ve gezegen sağlığını korumak için kullanıyor. Türk kodeksine ilk defa onların soktuğu buğday çimi suyu; atalık buğday tohumlarının doğal toprağa değerek, doğal güneş ışığı alarak fakat dikey, ileri ve geri dönüşümün sağlandığı sıfır atık döngüsünde çimlenmesi, soğuk sıkım sıkılması ve şoklanarak dondurulması ile elde ediliyor. Sağlığı hücresel boyuttan başlayarak optimize eden buğday çimi suyu hakkında merak ettiklerimizi, benimsedikleri yenilikçi ekolojik tarım yaklaşımlarını Ancient Greens‘in kurucularından Deniz Yüksel Ovalı’ya sorduk.


Ancient Greens isminde geçen “ancient” yani “kadim” kelimesi neye ithafen konuldu? Geçmişten esinlenen bu yönünüzü günümüzle nasıl bağlıyorsunuz? 

Antik yani kadim bilgi Anadolu’dan geliyor. Kadim başlangıcı, geçmişi çok eskiye uzanan, öncesiz anlamına geliyor. Bu anlamda baktığımızda üzerinde yaşadığımız topraklar kadim bilgeliği olan topraklar. Puerto Ricco da eğitim aldığım sırada marka ismi düşünürken en güçlü yanımız evimiz olan Anadolu’yu ön plana çıkarmayı ne çok istediğimi biliyordum ve bu yüzden markada bunu vurgulamak istedik. Hatta motto’muz; “Stay rooted sprout well” bunu destekler. Köklü kal, sağlam yeşer… Yani yeşerirken inovasyonu, gelişmeleri takip ederken köklerini unutmayan, hatta onlara daha da sıkı bağlanan bir yapı; tıpkı bugün Ancient Greens olarak hedeflediğimiz ilerlediğimiz doğrultu gibi. 

Neden buğday çimi suyu üretimi yapıyorsunuz? İnsan ve gezegen sağlığı için buğday çimi suyunun nasıl faydaları var? 

Buğday çimi suyu içerisindeki klorofili oranı ile ön plana çıkan bir bitki, direkt güneş ışığı gibi düşünebiliriz. İçerisinde birçok farklı besin değerini birarada barındırıyor ve hücreleri besliyor. Aslında buğdayın mucize formu buğday çimi. Bizde birçok harika geleneksel formunun yanı sıra buğdayın bir de bu formunu parlatmak istiyoruz. Çünkü birçok ülkede sağlık açısından çok uzun zamandır kullanılan buğday çimi suyu Türkiye’de ne yazık ki bilinmiyor. Hatta Türkiye’de gıda kodeksine buğday çim suyunu biz sunduk ve kabul edildi. Halbuki bu doğanın mucizesinin ham maddesi bizde! Bizde bu değeri en layıkı ile yetiştirip inovatif çalışmalarla bir model geliştirdik. Sıfır atık sistemi ile kendi buğday çimi ormanımızı tasarladık ve birçok farklı formu doğal gıda takviyesi olarak son tüketiciye ulaştırıyoruz. 

Buğday çim suyu ile çeşitli kronik hastalıklar; diyabet, kolesterol, Akdeniz Anemisi arasında nasıl bir ilişki var? 

Buğday çimi suyu birçok hastalık tedavisinde kullanılıyor. Kan şekeri dengelenmesi, Ferritin depoları, enerji verimliliği, tırnak zayıflığı, saç dökülmesi ve benzeri gibi hücrede başlayan birçok sağlık sorununun çözümünde önemli bir destekleyici oluyor. Biz de sonuçlara çok şaşırıyor ve her gün hayranlıkla izliyoruz. Bu anlamda çalışmalarımıza da başladık Türkçe kaynak yaratabilmek açısından. 

Buğday çimi suyunu ne şekilde tüketebilir, günlük yaşantıma nasıl dahil edebilirim?

En etkili tüketimi aç karna, emilim daha verimli gerçekleştiği için. Ama gün içerisinde tüketmenin de bir sakıncası olmuyor. Hatta birçok farklı tarif geliştirdik aslında suyun tozu olduğu için direk yediğiniz bir şeyin üzerine bile dökebilirsiniz. Ayranına, meyve suyuna, sodasına karıştıranlar; raw tariflerinde kullananlar var. Tariflerin sınırı yok, en basit ve sürdürülebilir kullanımı ise direkt sabah uyandığınızda bir shot kadar su ile karıştırıp içmek. 

Buğday çimi suyu üretimini nasıl yapıyorsunuz? Benimsediğiniz “iyi tarım” pratikleri tam olarak nedir?

Buğday çimlerimizi kendi tasarladığımız seramızda yetiştiriyoruz. Dikey tarım modelinde tamamen kendi permakültür tasarımımızdan aldığımız toprak ve doğal güneş ışığı ile yetiştiriyoruz. Buğday çimlerinin en sevdiği koşulları, enerji verimliliği ve karbon ayak izimizi de minimuma indirecek şekilde sağlıyoruz. Aslında hedefimiz bir buğday çimi suyu ormanı yaratmak. Kendi kendine yetebilen ve atıkları dönüştüren.

Geleneksel tarım dünyadaki temiz su hacminin yüzde 70’ini kullanıyor. Böylesi devasa bir orana karşı dikey tarımla nasıl bir su tasarrufu sağlanabiliyor? 

Doğru ve güzel tasarlanmış bir bitki ekosistemi birçok anlamda kaynak kullanımını çok daha verimli hale getirebilir. Nüfusumuz arttıkça tüketimimiz de artıyor hatta ihtiyacımız olandan çok daha fazlasını aynı zamanda üretmeye ve dağıtmaya çalışıyoruz bu da kaynak kullanımımızı kontrol edilemez boyutlara taşıyor. Dikey tarım ile kaynak kullanımını kontrol edebiliyor ve yönetebiliyoruz. Doğal güneş ışığı ve yine kendi toprağımız ile de bitkinin sırkadiyen ritmini bozmadan üretimi gerçekleştiriyoruz. 

Tarım yöntemleri tüketiciyle buluşan gıdanın besin değerlerini; vitamin, mineral, enzim ve lif oranlarını nasıl etkileyebiliyor? 

Gıdamız, besinlerimiz de canlı hücrelerden oluşur. Nasıl ki insanlar çocuklarının sağlığı için onlara verdiği gıdaya, çevresel faktörlere, strese ve bu gibi benzer şeylere önem veriyorsa aynı şey gıdamız için de geçerli. Tarım yöntemleri ise onlara nasıl bir yetiştirme şekli sergilediğimiz. Ne ekersen onu biçersin burada çok yüzeysel anlamda bile çok şey anlatıyor. Gıdanın yetiştirme ve işleme methodu direkt olarak sentezlenen besin değerlerine yansıyor. Bitkinin topraktan alacağı besinler, birçok elzem aminoasit sentezinde güneş ışığının tepkimenin kalitesine etkisi, son ürünün kalitesini ortaya çıkarıyor. 

Harcadığınız enerjiyi nereden sağlıyor ve ortaya çıkan atıkların yönetimini nasıl gerçekleştiriyorsunuz? 

Enerji kaynağı günümüzde çok sık sorun olan bir konu. Sera kurmamızın en önemli sebeplerinden biri enerji kaynaklarının verimli kullanılması konusu idi. Şu an tamamen güneşten gelen ışık ile bir sistem oluşturduk. 

Ortaya atık çıkmıyor diyebiliriz. Buğday çimi suyu ormanı tasarlama çabamız da bu yüzden. Ormanda atık olmuyor. Bir ürünün çıktısı başka bir ürün girdisine dönüşüyor. Bizim tasarımımızda; biçilen buğday saplarından pipet yapıyoruz. Çimlerimizin suyunu sıktıktan sonra kalan posalar ile sabun üretiyoruz. Kalan toprağımızda permakültür uygulamaları yapıyoruz. Biz upcycyle & downcycle; yukarı ve aşağı dönüşüm, çift taraflı uygulamamız ile dönüşüm çemberimizi tamamlıyoruz. 

Yaptığınız dikey tarım (vertical farming) pratiğini Türkiye’de tek kılan, klasik dikey tarımdan ayıran özellik nedir? 

Seramızda tamamen insan eli ile kontrol edilen bir üretim yok. Üretimi tamamen doğal güneş ışığı ve doğal toprağımızla yapıyoruz. Ürün hasat tarihimiz bile doğanın ritmine göre değişiyor. Bu anlamda doğadan bağımızı koparmadan; sadece kaynak kullanımı verimini arttırmaya yönelik ve oluşabilecek çevresel kirlilikten korunmak için bir sera tasarladık. Bu yapımıza da buğday çimi ormanı demeyi seviyoruz. Her gün hava durumunu kontrol ediyor, ihtiyaca yönelik aksiyon alıyoruz. Yani canlı olan yerküremizde ona paralel bir üretim yapıyoruz. Bu yüzden buğday çimi suyu ormanı diyoruz çünkü yaşayan bir ekosistem tasarlamak ve onu sürdürülebilir kılmak ana hedefimiz. 

Tohumların sirkadiyen ritimlerine uygun olarak, güneş ışığına, toprağa temas ederek yetiştirilmesinin insan ve gezegen sağlığı üzerinde nasıl bir etkisi oluyor? 

Biz canlılar güneş ışığı ile enerji buluyoruz. Dünya’ya en büyük enerji akışı güneşten geliyor ve biz de bunu ana kılavuz olarak görüyoruz. Dünya üzerindeki tüm canlılar nerede olurlarsa olsunlar güneşe ve onun etkilerine göre hayatlarını düzenlerler. Nasıl ki biz insanların biyolojik saatleri var; bitkiler için de aynı şey geçerli. Bir biyolojik ritimleri var. Bu ritim bozulduğunda içeriğinde hatalar, eksikler, deformasyonlar meydana geliyor. Biz de bu yüzden bu ritmi esas alarak ekosistemimizi tasarlıyoruz. 

Ancient Greens’i gelecekte ne gibi planlar bekliyor? Tarım yöntemlerinizde, ürün seçimlerinizde benimsemek istediğiniz yeni yeni pratikler, teknolojiler var mı? 

Elbette! Hiç unutmak istemediğimiz bir yaklaşım; gelişime açık olmak. Sürdürülebilir, doğaya ve insana saygılı üretim modelimizi sürekli geliştirmek ve doğanın ritmini kaçırmamak. Tüm üretimizde esas ilkemiz bu. Ormanımızda yer vermek istediğimiz o kadar çok farklı tür var ki! Ama hepsini hakkını vererek yapmak istiyoruz. En çok hayalini kurduğumuz ise Anadolu’dan çıkan; inovatif ve değer yaratan bir başarılı bir marka olarak yol almak.



Burcu Erbaş

1997 yılında Antalya’da doğan Burcu, İstanbul Saint Joseph lisesinde eğitim gördü. 2020 yılında Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Erasmus programı ile bir sene boyunca eğitim aldığı Sciences Po Paris’te çevre politikaları, sürdürülebilirlik ve ekoloji üzerine dersler aldı. Öğrendiklerinden çok etkilenen Burcu yaşam tarzını çevreye duyarlı olacak şekilde...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP