YAZAN: BURCU ERBAŞ

Araştırmalara göre Avrupa ve Kuzey Amerika’da yaşayan her 6 yetişkinden 1’i antidepresan kullanıyor. 2015 ile 2022 yılları arasında reçetelendirilen antidepresan oranında yüzde 35’lik bir artış söz konusu. Bu rakamın 2026 yılına geldiğimizde de giderek yükseldiğini tahmin etmek için doktor veya araştırmacı olmaya gerek yok. Neredeyse her yerde dünya çapında bir zihinsel sağlık krizi olduğunu okuyor, konuşuyoruz. En gençten en ileri yaştakilere kadar herkesi etkileyen bu modern dünya “pandemisi” kendini giderek yaygınlaşan antidepresan kullanımında da açıkça gösteriyor. Depresyon, anksiyete, obsesif-kompulsif bozukluk ve kronik ağrı gibi ruh sağlığı rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılan, beyindeki serotonin, noradrenalin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin dengesini düzenleyerek ruh halini iyileştiren bu ilaçların sağlık uzmanı önerisi ve gözetiminde kullanılmasının tabii ki gerekli hatta hayati olduğu durumlar yaşanabiliyor. Bu noktada da faydaların yanı sıra olası yan etkilerin de şeffaf şekilde konuşulması danışanlar için çok değerli olabiliyor. En yaygın şekilde görülen duygusal körelme fenomeninin de aslında pek bilinmemesi, bu konu üzerinde daha çok tartışmaya ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. Sizin için neden antidepresanların bu kadar fazla yan etkisi olduğuna ve bu etkilerin nasıl hafifletilebileceğine baktım.


Neden antidepresan kullanımı yan etkiler ile beraber geliyor?

Antidepresan kullanımının bir takım yan etkileri olduğunu herkes biliyor. Tıp dünyasında da özellikle kardiyovasküler ve metabolik sistemler üzerinde negatif etkileri olduğu bilinen bu ruh hali düzenleyici ilaçların bunu ne derecede yaptıkları içerdikleri etken maddeye göre değişim gösteriyor. King’s College London ve Oxford Üniversitesi’nin beraber yürüttükleri 2025 tarihli kapsamlı bir araştırmaya göre antidepresan kullanımı kilo, kalp atış ritmi, kolesterol seviyeleri, tansiyon, kas-eklem ağrısı, uyku düzeni gibi biyo-belirteçler üzerinde ciddi değişimler yaratabiliyor.

58 bin kişi üzerinde yürütülen, 30 farklı antidepresanın 8 haftalık kullanım boyunca test edildiği ve 151 farklı klinik çalışmanın incelendiği bu büyük çalışmada da bu ilaçlar arasındaki yan etki farkı gözler önüne seriliyor. Dünya çapında en çok reçetelendirilen Zoloft, Prozac gibi SSRI yani (Selektif Serotonin Geri Alım İnhibitörleri veya Seçici Serotonin Geri Alım Engelleyicileri) neyse ki en az yan etkiye sahip gruplardan biri olarak öne çıkıyor. Buna karşın bazı türlerin ortalama kilo değişiminde olan etkilerinde 4 kg’a kadar fark yaşanabiliyor. Agomelatin ile yaklaşık 2,5 kg kilo kaybı, maprotilin ile ise yaklaşık 2 kg kilo artışı gözlemlenebiliyor. Yani bazı antidepresanlar kullanıcıyı yan etkilere karşı korumada daha başarılı olabiliyor. Nitekim tabii ki son karar sağlık uzmanına kalıyor.

Bu araştırmanın en umut veren yanı da aslında antidepresanların sanıldığı kadar büyük veya ciddi bir yan etkisi bulunmamasında yatıyor. Yani yan etkileri nedeniyle kullanımından kaçılmasına veya toplum içinde stigmatize edilmesine gerek bulunmuyor. Nitekim genel olarak antidepresanlar 1-2 sene boyunca kullanılıyor ama araştırma 8 haftalık bir periyodu baz alıyor. Bu da aslında uzun dönem kullanımının etkilerinin hâlâ tam olarak kanıtlanmadığını bize işaret ediyor.

En yaygın antidepresan yan etkisi: Duygusal körelme nedir?

Bu araştırma antidepresanların fiziksel yan etkilerini incelerken aslında en yaygın şekilde görülen ve ana şikayet kaynağını oluşturan “ruhsal” bir yan etki daha bulunuyor: Duygusal körelme. İngilizce “emotional blunting” olarak tanımlanan bu durum özellikle SSRI türü antidepresan kullanımı ile yaşanıyor. Kullanıcının depresyona bağlı olarak yaşadığı duygusal acıyı alan bu ilaçların yerine neşe veya zevk almayı koyamamasını yani bir bakıma yarattığı boşluk/hissizlik halini tanımlamak için kullanılıyor.

Araştırmalara göre antidepresan kullanımı sonucu duygusal körelme deneyimleyen kişiler onlara iyi gelen, iyi hissettiren aksiyonları fark edip beyinlerinde alışkanlık olarak pekiştirmede diğer kişilere oranla zorluk çekiyor. Herkesin beyninde bulunan ödül mekanizması duygusal körelme yaşayan kişilerde hassasiyetini kaybedebiliyor. Bu durum da aslında neden antidepresan kullanımının cinsel arzu ve iştahta düşüş yaratabildiğini açıklıyor.

Antidepresanların yan etkisi nasıl hafifletilebilir?

Şunun altını çizmekte yarar var: Kimi ilacın faydası yan etkisine baskın gelir. Antidepresanlar da kimi kişi için en iyi çözüm olabiliyor. Buna da sağlık uzmanı ve danışan konuşarak karar veriyor. Antidepresanların yan etkisinin hafifletmenin yolu da aslında en az yan etkiye sebep olduğu kanıtlanan bir tanesini kullanmaktan, sağlık uzmanımızla devamlı ve açık iletişimi sürdürmekten, gerekiyorsa ikinci bir profesyonel görüş almaktan geçiyor. Bunun yanı sıra aşağıdaki yaşam tarzı ve beslenme önerileri de bedeni ve zihni besleyip güçlendirmeye yardımcı oluyor:

  • Beyin-bağırsak ekseninize dikkat edin: Ruh ve zihin sağlığımız ile bağırsak sağlığınız arasında çok güçlü bir bağ bulunuyor. Bu nedenle bağırsakları desteleyecek, mikrobiyom dengesini koruyacak seçimler yapmak karşılığında zihni ve ruhu da besliyor.
  • Bedensel enflamasyonunuzu düşürün: Depresyonun bilinen en sinsi tetikleyicilerinden birisi de kronik, yüksek enflamasyon. Bu nedenle bedensel enflamasyonu düşürmeye yönelik beslenme ve yaşam tarzı seçimleri yapmak sorunu en temelden çözmeye yardımcı oluyor.
  • Takviye kullanmayı sağlık uzmanınızla beraber değerlendirin: Ashwagandha, rhodiola, lavanta, L-theanin, GABA, magnezyum, B vitaminleri, D vitamini gibi doğal takviyeler veya vitamin ve mineraller ruh halini iyileştirmede destekleyici olabiliyor.


Burcu Erbaş

Burcu Erbaş, 2024 yılında Domus Academy Milano'da Visual Brand Design alanında yüksek lisansını, 2020 yılında ise Galatasaray Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi lisansını tamamladı. Live to Bloom'da dört yıldır içerik ve proje yöneticisi olarak görev yapan Burcu platformun görsel iletişiminde de aktif olarak rol alıyor. İyi yaşam alanında yazdığı içeriklerinde özellikle bütünsel...



BLOOM SHOP