Kendimi bildim bileli tam bir hayvan delisiydim. Çocukluk çağımdan itibaren aile evimizde kaplumbağa, civciv, kanarya, muhabbet kuşu, saka kuşu, tavşan ve hatta ördek baktık. Civcivlerimiz tavuk oldu, tavşanımız (gerçekten!) tuvalet eğitimi aldı, kafesinden başka hiçbir yerde tuvalet ihtiyacını gidermezdi. Tüm bunlara rağmen ne yaparsam yapayım ailemi kedi ya da köpek sahiplenmeye ikna edemedim.

Annem köpeklerden delice korkardı, babam ise inanılmaz titizdi (hala öyle). Aklınıza gelebilecek her türden kümes hayvanına bir süre ev sahipliği yaptıktan sonra büyümeleri ve artık evde yaşamanın onlar için eziyet haline gelmesi noktasında onlarla vedalaştık, her birini güvenilir aile dostlarımızın çiftliklerine, yazlıklarına uğurladık ve her defasında çok üzüldük.

2010 yılının Kasım ayında ablamla bir gün dışarı çıktığımızda bir Petshop’ta inanılmaz kötü şartlarda bakılan, ölmek üzere bir köpek yavrusu gördüm. Petshoplardan hayvan alışverişi yapılmasına benim kadar karşı olan birini bulamazsınız. Ancak bu yavru ölmek üzereydi ve ben bir şekilde onu oradan kurtarmalıydım.

Zira dışarıda konuştuğumuz birilerine durumu anlattığımda, bu yavruların bir kez doğurtulana kadar hayatta tutulduğunu, doğumdan sonra ölüme terk edildiklerini öğrenmiştim. O gün kimseye hiçbir şey söylemeden yavru köpeği aldık, arabamıza bindik ve eve geldik.

Evde elbette kıyamet koptu. Annem köpekten kaçıyor, babam sürekli bize bağırıyor, yavru köpek bir yerlere sinip içli içli öksürüyordu. Hiç pişmanlık duymasam da yaptığım hareketin sonuçları beni üzmüştü. Bu böyle mi gidecek diye düşünürken, akşam saatlerinde babam köpekle yerlerde yuvarlanmaya, annem su kabını dezenfekte etmeye, ablalarım ise eve yeni gelen minicik yavrunun fotoğraflarını çekmeye başlamıştı! Bu arada merak edenler için, köpeğimizin adı Lulu!

Köpekle hayatımızda neler değişti?

  • Her birimiz ayrı odalarda zaman geçirirken, şimdi köpeğimizin olduğu yerlerde hep beraber oturuyor, ailece vakit geçiriyoruz.
  • Sabahları erken kalkıyorum. Geç saatlere kadar uyumak yerine erkenden kalkıp köpeğimle birlikte yürüyüş yapıyorum.
  • Hiç hareket etmek istemediğim günlerde bile sabah-akşam onu dışarı çıkararak yürüyüş yapmış oluyorum.
  • Evimiz tam bir stressiz alan haline geldi. En gergin anlarımızda bile yaptıklarıyla bizi güldürüyor.
  • Hayvanların da duygularının olduğunu, üzüldüklerini, sevindiklerini öğrendim. Bu durum dünyamızın sadece bize ait olmadığı konusunda bilinç geliştirmeme yardımcı oldu. Tam olarak vegan olmayı başaramasam da, et tüketimimi büyük ölçüde azalttım.
  • Sokak hayvanlarına, barınaklara yardım etmeye başladım. İhtiyaç sahibi canlılara yardım etmek, bana bu dünyanın bir parçası olduğumu hissettirdi.

Evcil hayvanlarla yaşamanın bilimsel olarak kanıtlanmış faydaları

Bir evcil hayvan, elbette bir köpekten ibaret değil. Kuşlarla, kedilerle, tavşanlarla, su kaplumbağalarıyla yaşamanın fiziksel ve zihinsel sağlığımız için düşündüğümüzden daha fazla faydası var.

Daha sağlıklı bir kalp, daha uzun bir yaşam

İsveç’te 2017 yılında yapılan bir araştırma, köpek sahiplerinde kalp hastalıkları nedeniyle gerçekleşebilecek ölüm riskinin azaldığını ortaya koyuyor. Köpekle yapılan egzersizin, bu ilişki arasında önemli bir rolü bulunuyor.

Alerjileri önleyebilirler

Çocuk yaşta evcil hayvan sahiplenen kişilerin, yaşamlarının daha sonraki bölümlerinde alerji problemi yaşama ihtimalleri azalıyor. Bu kişilerin ayrıca daha yetişkinlik çağında daha kuvvetli bir bağışıklık sistemi oluyor.

Migreninize bile iyi gelebilirler

Migraine Relief Center’ın (Migren Yardım Merkezi) kurucusu Mark Khorsandi, evcil hayvanların migren üzerindeki faydalarını şu sözlerle anlatıyor: “Gördüğüm migrenli hastaların rahatsızlıklarını tetikleyen en büyük etken stres. Köpeklerse doğal stres gidericiler. Bir köpeği sevmek nabzınızı yavaşlatabilir ve tansiyonunuzu düşürebilir”.

Sizi dışarı çıkarırlar

Köpek sahibi olmak, günde iki kez zorunlu egzersiz yapmak demektir. Evinizin etrafında bir tur atsanız bile bu sizin modunuzu yükseltir ve stresinizi azaltır. Fun Paw Care’in CEO’su Russell Harststein: “Bir köpekle dışarı çıkmak sizi sosyalleştirir ve fiziksel olarak da daha iyi bir şekle girmenizi sağlar” diyor.

Zihinsel sağlığınıza katkıda bulunurlar

Bir köpeği, kediyi, tavşanı, civcivi, hatta kaplumbağayı okşamak stresinizi azaltır ve sakinlik hissi verir. Bu durum kaygı kaynaklı rahatsızlıkların oluşmasını önlemekle birlikte, yetişkinlerdeki yalnızlık hissini de azaltır. Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan kişilerin tedavisi süresince terapi köpeklerinden yardım alınmaktadır.

Satın almayın, sahiplenin!

Bizim hikayemizin sonu güzel bir yere bağlansa da, siz asla benim yaptığımı yaparak Petshop’tan hayvan almayın. Sokaklar yavru kedi, barınaklar çaresizce sizi bekleyen hayvanlarla dolu. Bu canlılardan birini sahiplenerek hem onun hayatını kurtarabilir hem de kendi yaşamınıza anlam katabilirsiniz.