Bundan birkaç sene önce Karadağ’da bir yoga eğitimindeydik. Aramızda on erkek vardı. “Yeni çağ erkekleri”. Ne güç gerektiren zor işlerin altına girmekten ne mutfaktan ne sorumluluk almaktan ne de yeri geldiğinde gözyaşlarına esir olmaktan çekinmeyen on kocaman kalpli adam.

Kibar konuşuyor, biz kadınları dinliyor, anlıyor, onlara dert ortağı oluyorlardı. Birbirlerine sımsıkı sarılmaktan, tüm savunmasızlıklarıyla incinmişliklerinden bahsetmekten çekinmiyorlardı. Kalpleri, elleri, gözleri yumuşacıktı. Dünyanın dört bir tarafından gelen, kendi kültürlerinin “erkek” tanımından özgürleşmiş adamlardı.

Bundan yirmi yedi sene önce de annemle birlikte Finlandiyalı erkekleri şaşkınlık içinde evlerinin bahçesinde halı yıkarken, bebekleri göğüslerinde dolaşırken, doğum izni alırken, ev erkeği olurken izlerdik. İskandinavya yeni dünyaya erken giriş yaptı. Bizse bugünlerde adım atıyoruz…

Gerçek şu ki, tüm dünya erkekleri çok zor şartlarda yetiştiler. Tıpkı biz kadınlar gibi. Gerçi bizimki biraz daha zordu. Ama erkeklerimizin de acısı çok.

Erkeklere dayatılan kalıplar

“Erkek adam ağlamaz.”

Erkek adam aşık olmaz, sevdiğini söylemez, duygusunu ifade etmez, hissetmez (ah onlar neler hisseder de…), hissedince bunu itinayla saklar. Duygularını öyle açık açık belli edemez. Öfkesi silahıdır. Askerdir erkek adam. Güçlüdür. Yelkenleri öyle kolay kolay suya indirmez. Bir kadına teslim olmaz. Delikanlıdır. Evi geçindirmek, dış dünyayla mücadele etmek ve yemekleri ödemek gibi sorumlulukları vardır. Anne/babasının cenazesinde bile bağıra bağıra ağlayamaz.

Önce tarih, sonra biz kadınlar, bu toplum, kültür, elele verdik ve erkekleri kalplerini kapatmaya zorladık. Savaş meydanlarında nesillerce can verdiler. Kalbi dinlemeye gelinceye kadar yaşam mücadelesi, eve ekmek getirmeleri, vatanı kurtarmaları lazımdı.

Ama artık tüm dinamikler değişiyor. Yaşam şartları değişiyor. Erkeklerin toplumdaki yeri, duruşu değişiyor. Biz tam da o değişim noktasında duruyoruz. Bu öğretilenlerin hepsi sadece zehirli bir masaldı ve bu masala meydan okuyan, değişimi seçen erkekler yeni çağın kahramanları olacak!

İlginizi çekebilir: Flört Şiddeti Nedir? Şiddetin 5 Türü

Yeni dünya erkekleri

Yeni çağ erkeklerinin gerçek gücü kalbinin açıklığında, sevebilme, şefkat duyma ve incitmeme kapasitesinde. Bir ruha ne denli hitap edebildiğinde, nezaketinde, duygularını ne kadar doğru ifade edebildiğinde, hata yaptığı zaman gururuna esir olmaksızın ağız dolusu özür dileyebildiğinde, özlediğinde bunu dile getirebildiğinde, kendine, sevdiklerine ve tüm dünyaya karşı elden geldiğince sorumluluk alabildiğinde ve kendine ne denli dürüst olduğunda saklı olacak.

Gücünü, öfkesinden, umursamazlığından, ilgisizliğinden ve kırdığı kalplerden alamayacak. Çünkü buna prim veren kadınların sayısı günden güne azalıyor.

  • “Ben onlara bana bağlanmamalarını söylüyorum.”
  • “Huyumdur, ortadan kaybolurum.”
  • “Bana güvenme kızım.”
  • “Ben seni üzerim.”

İyileşme yolundaki tüm erkekler sayesinde bu ıssız, yalnız ve acılı adam söylemleri artık yerini;

  • “Fark etmeden senin olmuşum.”
  • “Ben buradayım.”
  • “Bana güvenebilirsin.”
  • “Ben seni severim.”

Çünkü artık tüm dünya için iyileşme, acıyı akıtma, yaraları sarma, sevmeyi öğrenme, öze dönme zamanı…

Ve aşık olamayan, bağlanamayan, ‘seni seviyorum’ demeyen, ıssızlığıyla, yalnızlığıyla, acısıyla övünen, yaralarını tedavi etmek, duygularıyla iletişime geçmek, duygularını iyileştirmek ve yeni çağa hazırlanmak konusunda hiçbir hamle yapmayan tüm erkeklere…

Sevmeyi öğrenin.

ilginizi çekebilir: Sevgi Dili: Gary Chapman’dan Sevgiyi Göstermenin 5 Yolu



Arzu Özev

1983 yılında İstanbul’da doğan Arzu, Saint Joseph Lisesi’ni bitirdikten sonra University of Massachusetts Amherst’te psikoloji okuduğu yıllarda, Sudarshan Kriya nefes tekniği ve yoga öğretisiyle tanıştı. Hindistan başta olmak üzere, Yeni Zelanda, Güney Afrika, ABD ve Almanya’da kişisel gelişim ve yoga konusunda birçok eğitim alarak, sertifikalı eğitmen oldu. Dünya çapında 150...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP