Deprem kuşağında yer alan ve her zaman deprem tehdidi altında olan ülkemiz, 2020 yılına hepimizi derinden üzen Elazığ depremiyle başladı. Yıkıcı etkisi oldukça güçlü olabilen bu doğal afet türü, özellikle yerleşim yerlerine yakın noktalarda meydana geldiğinde ortaya çıkan olumsuz sonuçlar maalesef ki zarar gören binalarla sınırlı kalmıyor. Arkasında can kayıpları ve büyük bir tramvaya maruz kalan insanlar bırakan deprem konusunda önlem almak ve bilinçlenmek bireyler için hayati önem taşıyor. Depremden sonra gelişen “deprem korkusu”, travma sonrası gelişen olumsuz sonuçlarla baş edebilmemiz için bilinçlenmemiz gereken önemli konulardan bir tanesi.

Deprem korkusu nedir? 

Deprem korkusu aslında depremin kendisinden değil, olası sonuçlarından korkma halidir. Yani temelde kişi, ölmekten ve sevdiklerini kaybetmekten korkar. Literatürde “Seismophobia” adıyla da bilinen deprem korkusu, depremin sonrasında oluşan belirsizlik halinde tetiklenir. Depremin tekrar ne zaman, nerede ve ne şiddette olacağı bilinmediği için kişide deprem sonrası anksiyete ve stres gözlenir. 

Ağır sonuçlara yol açan felaketlerden sonra, kişilerin 1-2 hafta içinde yeni düzene alışmaları beklenir. Bu durumun olması gerektiği gibi ele alınamaması ise akut stres bozukluğuna ve travma sonrası stres bozukluğuna yol açabilir. 

Yaşanan travmanın bireyler üzerinde oluşan etkisi farklı nedenlere bağlı olarak değişiklik gösterir. Kişinin yaşı, depreme nerede yakalandığı, depremin şiddeti, yakınlarını kaybedip kaybetmediği, psikolojik yapısı ve bunlar gibi değişkenler, depremden sonra oluşan sürecin gidişatını etkiler. 

Depremden yoğun bir şekilde etkilenen kişilerde karanlık korkusu, yalnız kalma korkusu, sürekli devam eden endişe hali, irkilme, seslere karşı aşırı duyarlılık, uyku bozuklukları, iştah kaybı veya artışı, sosyal anlamda dengesizlikler ve travma günüyle ilgili kabuslar görülebilir. Travmadan sonra meydana gelen bu davranışlar kontrol altına alınmadığı zamanlarda ise kişilerde kalıcı psikolojik sorunlara neden olabilir. 

İlginizi çekebilir: İyi Yaşamın Anahtarı: Psikolojik Esneklik

Depremden sonra birey nasıl süreçlerden geçer?

Depremin hemen ardından başlayan şok dönemi, adından da anlaşılacağı gibi bireyin şaşkın ve sersem olduğu bir süreçtir. Bu tepki, aslında bedenin psikolojik savunma mekanizmasıdır. Travmaya maruz kalan bireyler olaya yabancılaşırlar; zaman, yer, kişi kavramları karışır ve tepkisizleşirler. Bu durumun 1-2 gün sürmesi oldukça normaldir. 

Şok döneminin ardından pasifleşme dönemi gelir. Bu süreçte bireyler küçük bir çocuk gibi pasif ve bağımlı bir halde olabilirler. Telkine açık ve edilgendirler. Zaman zaman oldukça basit işleri bile yerine getiremezler. 

Pasifleşme dönemini takiben toparlanma dönemi başlar. Bu evre, kaygının yükseldiği, korkuların baş gösterdiği ve travma sonrası stres bozukluğunun yaşandığı dönemdir. Kişinin algısı neredeyse tamamen yaşanan travmaya yönelir. Sürekli yaşanan olaydan bahsetmek ister ve zaman zaman dengesiz bir ruh haline bürünür. Bu durum normal süreçte 2-3 gün kadar sürer.

Bu süreçler boyunca kişinin psikolojik destek alması, başından geçenleri ve duygularını paylaşması bedensel ve zihinsel rahatlama açısından önemlidir. Ayrıca, bireylerin daha sonra yaşayabilecekleri süreçler ve durumlar konusunda bilgilendirilmesi de travma sonrası sağlıklı bir ruh halini koruyabilmesi açısından önemli yer tutar.

Travma sonrası duygu durumu düzenlenmesi

Kişinin başından geçen olayı takiben gelişen endişeli ruh halini kontrol altında tutmak, bu süreci oldukça rahatlatır. Anksiyete tedavisi için önerilen yöntemler bu durumda da işe yararlar. Vücuttaki oksijen miktarını arttırmak için fiziksel aktivitelerde bulunmak, kafein ve alkolden uzak durmak, nefes egzersizleri ve gevşeme çalışmaları kişinin depresyon ve anksiyete eğilimini kontrol altına almakta oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. 

Günlük hayata mümkün olduğunca kısa sürede dönüş yapmak ve bir düzene kavuşmak kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olur. Günlük aktivitelere geri dönüşün küçük adımlarla başlaması bireyin adaptasyon sürecini kolaylaştırır. 

Yaşanan travmanın sahne sahne göz önüne gelmesi, kişinin gün içinde başından geçenleri hatırlaması veya geceleri kabus görmesi travma sonrası çok sık karşılaşılan durumlardır. Bu durumları kontrol altına almak için, günlük tutmak veya kişinin tercih ettiği şekilde duygu ve düşüncelerini dışa vurması önerilir.

İlginizi çekebilir: Aile Geçmişindeki Travmalar İlişkinizi Etkiliyor Olabilir Mi?

Akut stres bozukluğundan travma sonrası stres bozukluğuna

Önerilenleri uygulamasına rağmen kişi 2 hafta sonunda hala yoğun korku yaşıyorsa, günlük hayata adapte olamıyorsa ve normal hali gibi davranmıyorsa profesyonel destek gereklidir. Travma sonrası oluşan ve tamamen normal olan bu sürecin uzaması durumu, kişinin psikiyatrik rahatsızlıklar yaşadığına işarettir. Sıkıntılı süreç bazen aylar ve hatta yıllar sürebilir. Bu noktada tedavinin amacı, kişinin stresle başa çıkma becerisi kazanmasıdır.



Live to Bloom

Daha iyi bir seçim yaptık ve yaşama çiçek açtık!...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP