Sabah uyanınca ilk işimiz telefona bakmak.

Metroda, otobüste dört yanımız Instagram’la çevrili.

Canımız sıkılınca önümüze hemen bir komik video açılıyor.

Kalabalıklar içindeyken bile bir gözümüz ekrana düşen Whatsapp grup bildirimlerinde.

Hayata bağlanmak neden bu kadar zor?

Telefonlar, tabletler, televizyonlar, akıllı saatler, diziler, kanalıma hoşgeldinizler, peş peşe hikayeler, durum güncellemeleriyle milyonlarca “sosyal” kimlik.

Bu sosyal kimlikler sayesinde dijital ortamlarda aldığımız beğeni ve takiplerle içimizdeki onaylanma dürtüsünü sanal düzen üzerinden karşılamaya çalışıyor, hal hatır muhabbetlerinin demode kaldığı hayatlarımızda kimin nerede ne yaptığını öğrenmekten kendimizi alıkoyamıyoruz.

Konu sadece sosyal medyayla da sınırlı değil. Oyunların, dizilerin, online alışveriş sitelerinin, eğitim programlarının, dijital kitapların her biri o kadar hayatımızın merkezinde ki gözümüzün mavi ekran ışığından nemalanmadığı bir gün belki var belki yok.

Bir kaçış planı var mı?

Dürüst olmak gerekirse, bütünüyle bir kaçış planı içinde bulunduğumuz yüzyılda zor bir beklenti. Ama bu girdabın içinde kaybolmayı kabullenmek de hiç mantıklı bir çözüm yolu değil.

O zaman daha ortak bir paydada buluşmaya hazırlıklı olun; gerçekçi bir detoksla hayata dönüş için kemerleri bağlıyoruz.

Son dönemin popüler ikilisi dijital detoks

Hayatımıza birçok yönden kolaylık sağlayan akıllı cihazlar, vaktimizden çalmakla kalmayıp düşüncelerimize ve duygularımıza nüfuz etmeye başladığında “oturumu kapatma” eşiğine gelmişiz demektir.

2014 yılında Tanya Goodin tarafından başlatılan “It’s Time To Log Off” tam da bu bilinçle kurulmuş bir organizasyon. Kendi hayatından deneyimlerle yola çıkan Goodin, insan sağlığını fiziksel ve ruhsal olarak olumsuz etkileyen mavi ekran ışıklarına karşı gerçek bir sosyal bilinç aşılamayı amaç edinmiş.

Oluşturduğu dijital detoks kampıyla size tam anlamıyla bir arınma fırsatı sunarak tüm teknolojik cihazlardan uzak, trekking, yoga ve çeşitli workshoplar’la sanaldan öze yolculuk edebileceğiniz birkaç özel gün deneyimlemeyi vadediyor.

Peki kampa gidemeyenler ne yapmalı?

Dijital detoks yapmak için illa kampa gitmek gerekmiyor elbette. İşe telefonumuzdaki tüm gereksiz bildirimleri kapatmakla da başlamamız mümkün.

Vakit öldürme fikrinin kaliteli vakit geçirme algısına evrilmesine şans vermek gerekiyor. Dijital alandaki sınırlamalar arttıkça günü verimli değerlendirebilmek adına aslında ne kadar çok vaktimiz olduğunu görme şansımız da doğru orantıyla artış gösteriyor.

Bu nedenle akıllı telefonlar, cihazlarda ne kadar vakit geçirdiğimizi güncel olarak bildirme özelliğiyle öne çıkmaya başladı. Bazı otomatik sınırlamalar ve günlük hatırlatma ayarlarıyla kendimize acil bir sosyal medya detoksu düzenlememiz artık çok daha kolay.

Gözden ırak olan gönülden de ırak olur; telefonu, bilgisayarı ya da tableti gözümüzden uzak tuttuğumuz ve kendimize daha çok bireysel vakit ayırdığımız müddetçe onlara ne kadar az ihtiyacımız olduğunu ve hatta bir noktada aklımıza bile gelmediklerini fark edebiliriz.

“Yeteri kadar” mottosunu benimseyeceğimiz bir hayatın bize getireceği yüzlerce güzellik var. Bütün teknolojik gelişmeleri yakalamak, tüm gelişmelerden haberdar olmak, her güncel konuya yetişmeye çalışmak zorunda değiliz. Sadece bizi ilgilendiren, geliştiren ya da bizler için anlam teşkil eden bir düzeyde “dijitalleşmek” hepimize yeter de artar bile.

İlginizi çekebilir!