Sabahları uyandığınızda çenenizde bir ağrı hissediyor ya da gün içinde bir şeylere odaklanırken dişlerinizi sıktığınızı mı fark ediyorsunuz? Bu alışkanlıktan vazgeçmek sandığınız kadar zor değil.

Memorial Bahçelievler Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü Uzman Doktor Esma Geçgili ile diş sıkma sendromu hakkında merak edilenleri konuştuk.

Diş sıkma alışkanlığı nasıl gelişir? Ne gibi durumlarda ortaya çıkar?  

Diş sıkma, gün içerisinde ve uyku sırasında diş gıcırdatma veya sıkma biçiminde gerçekleşen ağzın sert ve yumuşak dokularında çeşitli olumsuzluklara yol açan istem dışı ve parafonksiyonel bir çiğneme sistemi rahatsızlığıdır.  

Birçok insan gün içerisinde ya da gece uyurken istemsizce gerek iş yoğunluğu, gerekse günlük koşturma gibi nedenlerle ciddi bir stres dalgası yaşayabilir. İnsanların stres seviyesini katlayan daha birçok sebep olabilir. Bu stres, zaman zaman insan ilişkilerindeki tahammül sınırını en alt seviyelere çekerken, kişilerin istem dışı davranışlarında da belirgin bir artışın gözlemlenmesine yol açabilir. Diş sıkma alışkanlığı da bu davranışlar arasında ilk sıralarda yer alır. 

Günlük aktiviteler sırasında bireylerin dişlerini temasta tutup, onlara kuvvet uygulaması alışılmamış değildir. Bu tip aktiviteler gün içinde bireyler işlerine konsantre olduğunda ya da yoğun fiziksel kuvvet sarf ederlerken de görülür.  

Diş sıkmak genetik kodlarımızdan gelen farkında olmadığımız bir alışkanlık olabilir mi?

Diş sıkmanın etiyolojisi halen tartışılmaktadır. Teorilerde psikolojik, genetik ve stres faktörleri üzerinde durulmaktadır. Günümüzde etiyolojisinin birden fazla etkenle ilişkili olduğuna dair ortak bir inanış vardır. Diş sıkmanın yapısal komponentlere, daha fazla stres ve ağrı davranışı ile ilişkili bir santral sinir sistemi fenomeni olduğu düşünülmektedir. 

Her ne kadar fizyopatolojik mekanizması tam olarak bilinmese de, çalışmalar uyku sırasında diş sıkmanın santral ve otonom sinir sisteminde orofasial fonksiyonlar, uyku düzenlemesiyle ve ek olarak psikososyal ve genetik faktörlerle ilgili olduğunu göstermektedir.

Genetik etkisini açıklamak için pek çok kuşak üzerinde yapılacak çalışmalarla kromozomal teşhis gerekir. 

Diş sıkmanın kaygı bozukluğu, sinir ya da depresyon ile ilişkisi nedir? 

Pek çok hastada beraberinde psikiyatrik belirtilerin de bulunuşu gözlemlenmiştir. Bu sendrom ile ilgili yapılan çalışmalarda, hastaların psikolojik ve psikiyatrik açıdan da değerlendirilmelerine ihtiyaç duyulduğu bildirilmiştir. Psikolojik etkenler de var olan temporomandibular ağrıyı ve yakınma şiddetini arttırır ve ağrıyı gidermek için uygulanan tedavilere yanıtı azaltabilir.

Deneysel koşullarda psikolojik stres arttırılınca, çiğneme kasında elektriksel aktivitenin arttığı gösterilmiştir.

Stresli ve yorucu günlerden sonra da diş sıkma veya diş gıcırdatma da artış gözlenmiştir. Bu parafonksiyonel alışkanlıklarda psikolojik etkenler üzerine yapılan çalışmalarda, anksiyete, sinir, kaygı ve depresyon ile ilgili güçlü ilişkiler elde edilmiştir.

Diş sıkma alışkanlığının uzun vadede ve kısa vadede zararları hakkında neler söyleyebiliriz? 

Diş sıkma neticesinde dişlerde, eklemlerde ve dokularda değişik mekanizmalar dahilinde kuvvetler; bununla birlikte gerilmeler meydana gelmektedir. Literatürlerde diş sıkmanın dişlerde aşınma, kas ağrıları, temporomandibular eklem (TME) ağrısı, dişlerde ağrı ve mobilite, baş ağrısı, sabit ve hareketli protezler için de çeşitli problemlere neden olduğu bildirilmiştir.

Çocuklar, genç erişkin ve erişkinler üzerinde yapılan araştırmalarda çeşitli parafonksiyonel aktiviteler ve TME semptomları arasındaki ilişkilerin önemi gösterilmiştir. Diş sıkma aynı zamanda atrizyona da yol açabilir.

Diş sıkma devam ettiği sürece oral bölgedeki hasar daha da artar; diş minesinde çatlaklar, dişlerde hassasiyet, mine kırıkları ve renkleşme görülebilir. Ayrıca uzun vadede kemik erimesi ve diş eti çekilmesi ile karşılaşılabilir.

Diş sıkma parafonksiyonunu sürdürenlerin çoğu uzun vadede  geniş restorasyonlara ihtiyaç duyabilirler. Diş sıkma ve diş gıcırdatma yüz kaslarında ve çiğneme kaslarında (özellikle masseter) hipertrofiye (kasların büyümesi ve güçlenmesine) neden olur. Uzun dönemde bunun sonucu olarak kare çene görünümüne neden olabilir. Diş sıkma ve gıcırdatmaya bağlı masseter ve temporalkaslarda ağrı ve hassasiyet, yorgunluk, fonksiyonel sınırlama görülür.   

Bu alışkanlıktan vazgeçmek için yapılması gerekenler nelerdir? Tedavi yöntemleri mevcut mudur? 

Diş gıcırdatma ya da sıkma problemlerine karşı birtakım tedavi yöntemleri uygulanır. Diş hekimleri ilk aşamada daima geri dönüşü olan konservatif tedavilere başvurmalıdırlar. Bu yöntemlerden biri dişlerin birbirine olan temasını kesmek için kullanılan şeffaf plaklardır. 

Aşırı diş sıkan bireylerde hekim kontrolünde trisiklik bir antidepresan ya da kas gevşetici reçete edilebilir. İlaç tek başına bir tedavi yöntemi değildir mutlaka şeffaf plak ile beraber kullanılmalıdır. Düzenli kontroller ve plağın oklüzal (azı dişlerenin ısırma yüzeyi) uyumlamaları ile uzun ve kısa dönemde ortaya çıkabilecek zararlar önlenebilir.

Bu tedavi yöntemlerinin haricinde diş sıkma probleminden korunmak için sizi strese sokan her türlü davranış ve durumdan olabildiğince uzaklaşmanız, bedensel ve zihinsel gerginliği azaltmanız, düzenli egzersiz yaparak rahatlamanız, işlenmiş gıdalardan ve şekerden uzak durarak diş sağlığınıza özen göstermeniz problemin çözümüne elverişli bir ortam yaratmak açısından faydalı olacaktır.

İlginizi çekebilir!