Diyet mi doğru beslenme programı mı? Sanırım öncelikle bu iki kavramı ele almak gerekiyor. Çünkü genellikle diyet, kısa süreli bir kavram olarak düşünülüyor. Sanki bir süre yapılıp sonra bitirilen bir eylem olarak var hayatlarımızda.

Kendimize bikini diyeti, düğüne hazırlık diyeti, tatil sonrası diyeti gibi dönemler atfediyoruz ve genellikle bu zamanlarda da stres oluyor, kaçamaklara yöneliyoruz. Halbuki diyet demek sağlıklı beslenme düzeni demek! Dolayısıyla diyeti günlük beslenmeden ayrıştırmamız mümkün değil. 

İlginizi çekebilir: Sağlıklı Beslenme Hakkında Merak Edilen Her Şey

Doğru ve sağlıklı bir beslenme programı oluşturmak ve bunu sürdürebilmek mümkün mü?

Her birey parmak izi gibi eşsiz yaratılmıştır. Kişinin ihtiyaçları yaşadığı çevreye, yaşına, cinsiyetine, stres durumuna, çalışma düzenine göre şekillenir. Bu ihtiyaçları belirleyerek bireysel bir program tasarlamak gerekir. Ancak bu şekilde diyet ve doğru beslenme ayrı iki kavram olmaktan çıkar ve yaşam şekli olarak sürdürülebilir hale gelir.

Doğru beslenme alışkanlığı kazanabilmek için atılması gereken bazı adımlar var. Tek seferde büyük değişiklikler yapmaya çalışmak yerine küçük küçük adımlarla kendimiz için en uygun düzene geçiş yapabiliriz. Peki nedir bu adımlar?

1. Bedenle bağ kurmak

Doğru bir beslenme programı için bedenimizle bağ kurmamız ve sinyalleri iyi okumamız gerek. “Ne zaman acıkıyorum? Kahvaltı yapmak bana iyi hissettiriyor mu? Ara öğün insanı mıyım? Akşamları neler yemek benim için daha iyi oluyor?”

Bu sorulara cevap verebiliyor olmak bedenimizle bağ kurabildiğimizi gösteriyor. Bedenimizle bağ kurmak; yiyecek tercihinden, yediğimiz saate kadar birçok alanda farkında olarak hareket etmemizi sağlıyor. Eğer bağ kurmuyorsak mevcut alışkanlıklarımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Bu da diyet döngüsünde kalmamıza sebep oluyor. 

2. Mevsim ihtiyaçlarını bilmek

Kendimizi tanıyoruz ve sinyalleri iyi okuyoruz diyelim. Hangi mevsimde vücudumuzun neye ihtiyaç duyduğunu belirleyerek devam etmeye geliyor sıra. Çünkü yaz mevsiminde daha hafif ve su oranı yüksek besinlere ihtiyaç duyarken kış aylarında gözümüz daha fazla enerji verecek, karbonhidrat içeriği yüksek besinler aramaya başlıyor.

Bu sebeple beslenme programımızı, mevsim gereksinimlerini göz önüne bulundurarak oluşturmalıyız. Üstelik bu durum bizi tekdüzelikten de kurtarır. Hep aynı yemekleri yemek yerine çeşit oluşturarak daha sağlıklı beslenmemize yardımcı olur.  

İlginizi çekebilir: Soğuk Hava Alarmı: Uzman Diyetisyenden Mevsime Uygun Beslenme Önerileri

3. Çalışma düzenine uydurabilmek

Bir diğer konu da çalışma hayatımıza entegre edebildiğimiz bir beslenme düzenine sahip olmak. Eğer mesaimiz gece saatlerindeyse beslenme düzenimizi gün içerisinde olduğu gibi düzenlememeliyiz. Stresli ve sürekli koşturduğumuz bir iş temposuna sahipsek tercih edeceğimiz besinleri buna uygun seçmeliyiz. Yediğimiz yiyecekler çalışma şartlarımızla ne kadar uyumluysa o kadar verimli bir çalışma düzenimiz olacaktır.  

Besinler yalnızca midemizi doldurmanın aracı değiller. Doğru beslenmek, şifalanmanın da temel anahtarlarından. Tüm bunlar ışığında tamamen bize özgü, deyim yerindeyse bizi ifade eden bir beslenme düzenine geçiş yapmak ve bunu sürdürebilmek mümkün. Bu sayede pazartesi başlayıp salı günü biten diyetlerden kurtulabilir, ömür boyu sürdürebileceğimiz bir beslenme programına sahip olabiliriz!