RÖPORTAJ: BURCU ERBAŞ

“Yaşam tarzı değişiklikleri ile Alzheimer hastalığının gelişim sürecini yavaşlatmak; iyi haber mümkün, kötü haber ise mucizevi ve hızlı sonuçlar almak yüzde 99.9 mümkün değil.” diyor Dr. Banu Taşcı Fresko. Dünyada en sık görülen ve hala kesin bir tedavisi olmayan Alzheimer hastalığında kendisinin de dediği gibi etkilenen kişilerin hayatlarını rahatlatacak bir umut ışığı var. 21 Eylül Alzheimer Günü’nde Dr. Banu Taşcı Fresko ile Alzheimer tanısından sonra kişileri nelerin beklediğini, kendisinin ve yakınlarının bu yeni yaşama en iyi nasıl adapte olabileceklerini ve Alzheimer’ın gelişim sürecini yavaşlatabilmenin yollarını sorduk.


Alzheimer tanısından sonra atılacak ilk adımlar ne olmalı?

Farkındalığı yüksek ve hafif-orta düzeyde demans bulguları olan hastalar için demans tanısı almak derin üzüntüye ve strese neden olabiliyor. Bu hastalar için öncelikli olarak önerim bir psikiyatrist veya psikologdan profesyonel yardım almak. Bu hastalarda psikolojik destek, gerekli görüldüğünde verilen antidepresan tedaviler, demans bulgularında gerilemeye yardımcı olabiliyor. Ayrıca bazı hastalarda depresyon tedavi edilince demans da eş zamanlı tedavi oluyor. 

Demans tanısı almış tüm hastalara mutlaka dahiliye muayenesi ve ayrıntılı kan tahlilleri yapılmasını öneriyorum. Tek başına unutkanlığa neden olan veya demans bulgularını artırabilen faktörler arasında: 

  • Folik asit, biyotin, B12, B1, B6 ve D vitamini eksiklikleri 
  • Tiroid bezi hastalıkları özellikle hipotiroidi ve Hashimoto hastalığı
  • Paratiroid bezi hastalıkları 
  • Kalsiyum metabolizması bozuklukları 
  • Tiroid bezi metabolizmasını bozan selenyum ve iyot eksiklikleri
  • Üre yüksekliği, böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları 
  • Sodyum eksikliği  

mutlaka bakılıp duruma göre tedavi edilmelidir. Bunların dışında beyin sağlığını etkileyen diyabet, insülin direnci, hipertansiyon ve metabolik sendromun tedavisinin yapılması önemli. 

Üçüncüsü hastaların ileriye yönelik olarak mutlaka hem maddi hem de hukuki konularda uzmanlara danışarak ileriye yönelik vekalet ve diğer süreçleri tamamlamasıdır. 

Hafif-orta düzeyde demansı olan hastaların ve tüm hasta yakınlarının Alzheimer hastalığı hakkında bilgi sahibi olması da ayrıca çok önemli bir nokta; kendilerini neyin beklediğini, ileride neler olabileceğini, hastalık hakkında ne yapabileceklerini onlara anlatan ve yol gösteren birisi ve problemler ortaya çıktığında sorulara yanıt verebilecek bir hekimin olması gerekli. Bir diğer noktada özellikle belli bir yaşın üstündeki hastalarda, evde tek başına veya çift halinde tek başlarına yaşayan hastaların başlangıçta belki gündüzlü daha sonra tüm zamanlı bir bakıcı veya yardımcıyı demans hale başlangıç aşamasında iken işe alması önem taşır.

Alzheimer hakkındaki farkındalığı arttırmak; kitaplar okumak, uzmanlara danışmak, tanı almış bireyin kendisi için de önem taşıyor mu?

Bir hasta demans bulgularıyla doktora geldiği ve doktor ona tanısı koyduğu zaman bu genellikle sıfır noktası olmuyor. Hastalığın, bulguların başlamasından on sene öncesinden başladığını kabul ediyoruz. Bu nedenle tanı alır almaz her şeyi değiştirmek hastalık bulgularının yok olmasını veya uçup gitmesini maalesef sağlamıyor. Ancak farkındalığı arttırmak ve bilgi sahibi olmak hafif orta düzeydeki hastalarda ilerlemenin durmasını, yavaşlamasını sağlayabiliyor. Bilgi sahibi olmak ayrıca hasta yakınlarının daha sağlıklı kararlar alması veya gelecekte kendilerini nelerin beklediğini görmeleri açısından önemli oluyor.

Medikal tedavinin yanı sıra doğru yaşam tarzı değişiklikleri ile Alzheimer hastalığının gelişim sürecini yavaşlatmak mümkün mü?

İyi haber: Mümkün. Kötü haber: Mucizevi ve hızlı sonuçlar almak yüzde 99.9 mümkün değil. Bir önceki yanıtta da söylediğim gibi süreç bulguları kendini göstermesi en az on seneyi buluyor. Bu nedenle ileride demans olmamak için ailenizde genetik olarak yatkınlık, demans hastası varsa bulgular ortaya çıktıktan sonra değil, bulgular ortaya çıkmadan önce tüm yaşam tarzı değişiklikleri yapmak ve uygun şekilde beslenmek ve hareket etmek çok çok önemli. Bu 25’li 30’lu yaşlara tekabül ediyor.

Yapılan çalışmalarda ailesinde genetik olarak Alzheimer hastalığına yatkınlık sağlayan APOE4 geni taşıyıcılığı olan hastalarda bile sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin demans bulgularını gelişimini engellediği ve yavaşlatabildiği gösterilmiş. 

Alzheimer tanısından sonra bireyin beslenmesi, uyku düzeni, stres kontrolü ne yönde değişmeli?

Beslenme

Beslenmede pek çok faktör var bunlardan en önde gelenlerinden bir tanesi yukarıda da bahsettiğim gibi kalp-damar sağlığı, hipertansiyon, diyabet ve metabolik sendroma neden olan, zemin hazırlayan rafine karbonhidratlar ve şekerlerin ve fazla miktarda tuz içeren işlenmiş gıdaları hayatımızdan çıkartmak. Kan şekeri, insülin düzeyleri ve tansiyon değerleri ne kadar yüksek olursa demans riski o kadar artıyor. 

Rafine şeker ve diğer rafine karbonhidratlar bunun dışında hem bağırsaklar da hem de beyinde enflamasyonu arttırarak demansla birlikte diğer nörodejeneratif hastalıklara zemin hazırlıyor. Rafine karbonhidratların önde gelenlerinden bir tanesi olan glüten ve glüten içeren unlar bu konudaki en büyük suçlulardan. 

Beslenmeyle ilgili diğer bir faktör Omega-3 doymamış yağları; özellikle balık, deniz ürünleri, havyar ve yumurtadan alınan DHA isimli doymamış yağ asidi. DHA doymamış yağlar beyin sağlığı için çok önemli ve günlük hayatta yeterli miktarda değer olan hastaların ileride demans riski belirgin olarak azaldığı gösteriliyor. Doymamış yağlar ayrıca depresyon gelişimini iyileştirerek ve önleyerek de demans bulgularını azaltıyor. 

Üçüncü bir beslenme faktörü sebze ve lifli gıdaları bol miktarda tüketmek. Lifli gıdaların vücudumuza sağladığı kısa zincirli yağ asitleri hem bağırsaklarımız hem de beyin sağlığımızı koruyor ve bizi hem demans hem de diğer pek çok nörodejeneratif hastalığa karşı koruyor. Sebze, meyve ve tohumlar bize folik asit, polifenoller ve pek çok değerli antioksidanı da sağlayarak beyin sağlığımıza katkıda bulunuyorlar. 

Beslenmeyle ilgili diğer bir faktör de Omega-6 doymamış yağları yani rafine bitkisel yağları ve ve işlenmiş gıdaları tüketmemek. Omega-6 doymamış yağları fazla tüketmek beyin sağlığımızı belirgin olarak etkiliyor ve enflamasyonu arttırarak ileriye yönelik demans riskini arttırıyor. 

Beynimiz için çok önemli olan bir vitamin B12 vitamini; B vitamini eksikliği tek başına unutkanlık yapabilen bir durum. D vitamini eksikliği beyinde enflamasyonu arttırarak bizi tüm nörodejeneratif hastalıklara açık hale getiriyor. Dolayısıyla yazın güneşlenerek, kışında ya D vitamini takviyesi olarak ya da düzenli olarak balık tüketerek D vitamini düzeylerini yüksek tutmak çok önemli. 

Bağırsak sağlığı beyin sağlığı birbirinden ayrılmaz iki durum. Beyin sağlığını düzeltebilmek için mutlaka bağırsak sağlığını düzeltmek gerekiyor ama yukarıda da söylediğim gibi bunu hastalık bulguları başladıktan sonra değil, hastalık bulguları daha başlamadan önce bağırsak sağlığına dikkat etmek gerekiyor. 

Yaşam tarzı

Eğer hastalar sigara içiyorlarsa mutlaka ve mutlaka sigara içmeyi sonlandırmaları gerekiyor. Sık sık ve fazla miktarda alkol almak beyin hücrelerine zarar verdiği için belli bir yaştan sonra alkol alımını kısıtlamak gerekli. 

Stres kontrolü her hastalıkta olduğu gibi burada da çok önemli. Parasempatik sinir sisteminin aktivitesini arttırmak beyin sağlığına iyi gelen ve beyinde enflamasyonu azaltan bir durum oluyor. En başta da söylediğim gibi özellikle ilk tanı alındığında veya zaten var olan stresi olan hastalarda psikolojik ve psikiyatrik destek çok, çok önemli. Sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersiz yapmak strese iyi gelen çok önemli diğer iki faktörler. Bunların dışında da farkındalık çalışmaları, nefes çalışmaları ve yoga çalışmaları da stresle baş etmeyi kolaylaştırabiliyor.

Uyku düzeni

Orta yaşlardan itibaren uykusuzluk çeken kimselerin ileride Alzheimer hastalığı ve Parkinson hastalığı başta pek çok nörodejeneratif hastalığa yakalanma olasılığının yüksek olduğu gösteriliyor. Bu nedenle özellikle uykusuzluk çeken, günde 6 saatten az uyuyan hastaların doktorlarından yardım alarak uykularını düzenlemeleri gerekli. Ayrıca belli bir saatten sonra uykuyu kaçıracak şekilde çay ve kahve tüketimini azaltmaları, her gün aynı saatte yatıp kalkmaları ve geceleri televizyon bilgisayar ve telefon ekranlarında mavi ışık vermeyecek şekilde gece moduna ayarlamaları önem taşıyor. 

Alzheimer tanısından sonra yaşanan süreç takviyelerle desteklenebilir mi? 

Eğer başta söylediğim gibi dahiliye muayenesi sonucunda çıkan eksiklikler doktor kontrolünde takviye edilebilir. Eğer bir kişi düzenli olarak haftanın iki ila üç günü balık yemiyor ve deniz ürünü tüketmiyorsa o zaman günlük olarak Omega-3 doymamış yağ asidi takviyesi, özellikle DHA oranı yüksek Omega-3 takviyesi alması önerilir.

Zihinsel sağlığı desteklemek için edinilmesi önerilen günlük ritüeller, alışkanlıklar, pratikler var mı? 

Zihinsel sağlığı desteklemek için daha önceleri bulmaca çözmek veya yeni dil öğrenmek öneriliyordu bunları hala öneriyoruz. Ama her gün düzenli olarak yarım saat yürüyüş yapmak pek çok yapılacak faaliyetten çok daha etkili ve beyin sağlığı için yararlı oluyor. Hafif orta düzeyde hastalık dokular olan hastaların sosyal bağlarını güçlü tutması hastalık gelişimini durdurmak geriletmek veya bulguları hafifletmek için katkı sağlayabiliyor. 

Alzheimer tanısından sonra kişinin sosyal hayatı; ailesi, arkadaşları, işi, hobileri ile ilişkisi nasıl bir yöne evrilmeli?

Bazı durumlarda özellikle orta-ileri düzeyde hastalık bulgular olan hastalarda verilen ilaçların çok belirgin bir etkisi olmuyor. Burada hastaların, yakınlarının zihin sağlıklarını korumaları çok daha önemli oluyor. En çok dikkat edilmesi gereken şeylerden bir tanesi hastanın tek bir bakıcısı olmaması yani bir kişi bir hastanın tüm yükünü üstlenmemesi.

Hastaya bakanlar kendine zaman ayıramadığı zaman neredeyse altıncı ayın sonunda depresyona girmeleri garanti oluyor. Bu nedenle hem etraflarından yardım almak, hem de durumun farkında olup ileriye yönelik depresyon gelişimini engellemek için mutlaka kendilerini zaman ayırıp stresle baş etmeyi öğrenmeleri çok, çok önem taşıyor. Tabii ki hasta olmamalarına rağmen sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersiz yapmak hasta yakınlarına da iyi gelen ve onları depresyona ve ileride tükenmişliğe karşı koruyan en önemli faktörler.

Burcu Erbaş

1997 yılında Antalya’da doğan Burcu, İstanbul Saint Joseph lisesinde eğitim gördü. 2020 yılında Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Erasmus programı ile bir sene boyunca eğitim aldığı Sciences Po Paris’te çevre politikaları, sürdürülebilirlik ve ekoloji üzerine dersler aldı. Öğrendiklerinden çok etkilenen Burcu yaşam tarzını çevreye duyarlı olacak şekilde...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP