

1900’lü yıllarda kalp rahatsızlıkları, diyabet ve otoimmün hastalıklar günümüze kıyasla çok daha nadir görülüyordu. Peki neden bugün dünya nüfusunun yüzde 95’inden fazlası bir tür sağlık sorunu ile yaşıyor? Neden kronik hastalıklar dünya çapındaki tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 75’inden sorumlu? Dünyaca ünlü konuşmacı, yazar, araştırmacı ve Fonksiyonel Tıp alanının kurucusu Dr. Jeffrey Bland’e göre son 100 yılda biz değişmedik, ama dünyamız büyük ölçüde değişti. Artık her an çevremizde 50 binden fazla sentetik kimyasal bulunuyor; ultra işlenmiş gıdalar tüketiyor, kronik stres yaşıyor, yeterince uyuyamıyor, hareket etmiyor ve giderek biyolojik çeşitliliğini kaybeden bir gezegende yaşıyoruz. Tüm bunlar da bizi en küçük yapı taşımız olan hücrelerden, en geniş savunma sistemimiz olan bağışıklığa kadar yıpratıyor, işlevsizleştiriyor, kısacası yaşlandırıyor. Peki bu bozulma durdurulamaz mı? Neyse ki Dr. Bland’in bu soruya da bir yanıtı var. Katıldığı podcast’lerde ve yazdığı makalelerde sık sık bağışıklık yaşlanması ve bağışıklık yenilenmesini anlatan Dr. Bland’in önerilerini sizin için derledim.
Dr. Jeffrey Bland kimdir?
Fonksiyonel tıbbın babası olarak bilinen ve 40 yılı aşkın çalışma hayatını insan sağlığına adayan Dr. Jeffrey Bland, kariyerine biyokimya profesörü olarak başladı. Uzun yıllar boyunca biyoloji ve beslenme üzerine çalışmalar yürüten, 120’nin üzerinde bilimsel makale yayımlayan ve çok satan kitaplara imza atan Bland; sağlığın giderek daha kişiselleştirilmiş, kök nedenlere odaklanan bir yaklaşımla ele alınması gerektiğine inanıyordu. Bu doğrultuda 1991 yılında, dünyadaki ilk fonksiyonel tıp merkezi olan Institute for Functional Medicine’ı (IFM) kurdu. Bu tarihten sonra da alanın en etkili isimlerinden biri haline gelerek Dr. Mark Hyman gibi günümüzün öncü fonksiyonel tıp hekimlerine ilham verdi.
Şu günlerde Dr. Bland’in odaklandığı ana konu ise “immune aging & immuno-rejuvenation”. Türkçesiyle bağışıklık yaşlanması ve bağışıklık yenilenmesi. Peki neden Dr. Bland, bunca yıllık deneyiminden sonra odağına belki de herkesin en çok bildiği konu olan bağışıklık sistemini alıyor? Çünkü yaş alma, bağışıklık sisteminin sağlığı ile sandığımızdan çok daha yakın bir ilişkiye sahip.
Dr. Bland’e göre bağışıklık yaşlanması nedir?
Dr. Bland’e göre bağışıklık yaşlanması zaman içinde bedenin savunma sistemindeki zayıflık ve işlevsizlik olarak açıklanıyor. İçerisinde hem inflammaging hem de immunosenescence süreçlerini bulunduruyor. İlkinde kronik olarak seyreden düşük seviye enflamasyon zaman içerisinde doku hasarına yol açıyor. İkinci süreçte ise bağışıklık sistemi ilerleyen yaşa bağlı olarak yavaşlıyor, zayıflıyor, işlevini kaybediyor. Nitekim her ikisinin sonucu da aynı kapıya çıkıyor: Kronik hastalıklar. Daha çok enfeksiyon. Yükselen kanser riski. Bilişsel fonksiyonlarda düşüş. Ve bu durumdan kadınlar erkeklere oranla daha çok etkilenebiliyor.
Kadınlar bağışıklık yaşlanmasına daha mı yatkın?
Dünya çapında otoimmün hastalıklar kadınlarda daha çok görülüyor. Peki bu kadınların bağışıklık sistemlerinin daha “zayıf” olduğu anlamına mı geliyor? Tıp camiası içerisinde bir zamanlar bu şekilde değerlendirilmiş olsa bile Dr. Bland’e göre tam aksine kadınların çevresel etmenlere daha duyarlı bir bağışıklık sistemi bulunuyor. Buna da biyolojik açıdan inanılmaz zorlu bir görev olan hamileliğe dayanabilmek üzere evrilmiş bedenleri neden oluyor. Bu sayede kadın bedeninde bağışıklık sistemi daha yüksek bir adaptasyon becerisine, çevresel etmenlere karşı daha büyük bir hassasiyete sahip. Bu da fazla uyarıcıya maruz kaldıkları bir senaryoda otoimmün hastalıklar geliştirmelerine sebep olabiliyor.
Bağışıklık yaşlanması neden olur, nasıl yavaşlatılabilir?
Peki bağışıklık sistemini hangi çevresel etmenler daha hızlı yaşlandırıyor? En temel tetikleyicileri aşağıdaki gibi sıralanabiliyor:
Beslenme
- Ultra-işlenmiş gıdalar
- Fazla rafine şeker tüketimi
- Fazla rafine karbonhidrat tüketimi
- Günlük olarak yetersiz lif alımı
- Beslenmedeki düşük antioksidan ve polifenol seviyeleri
Yaşam tarzı
- Uykusuzluk
- Kronik stres
- Hareketsizlik
- Sirkadiyen ritim bozuklukları
- Bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizlikler
- Besin değeri eksiklikleri
- Obezite
- Kronik enfeksiyonlar
Çevresel toksinler
- Sentetik kokular, parabenler gibi toksinler
- Ağır metaller
- Mikro ve makro plastikler
- Küf maruziyeti
- Hava kirliliği
Nitekim Dr. Bland özellikle bağışıklık sistemi ile bağırsak sağlığı arasındaki doğrudan ilişkiye dikkat çekiyor. Ona göre bağışıklık sisteminin neredeyse yüzde 70’i bağırsak mikrobiyomunda bulunuyor. Yani hem bedenimizi koruyan hem de bedenimizi yaşlandırabilen önemli mekanizmalardan biri bağırsaklarımızda yaşıyor. Bağırsaklarda enflamasyon arttığında ya da mikrobiyom dengesi bozulduğunda bunun etkileri yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı kalmıyor; karaciğer, yağ dokusu ve hatta beyin üzerinde bile görülebiliyor.
Bağışıklık yaşlanması nasıl yavaşlatılabilir?
Dr. Bland aslında tam bu nedenlerden ötürü sağlıklı ve uzun yaşamın tek ölçütünün bağışıklık sisteminin sağlığı olduğunu savunuyor. Ona göre bağışıklık yaşlanmasını yavaşlatabilen bir kişi sağlıklı yaşam süresini de uzatmış oluyor. Her sağlık durumunda olduğu gibi bağışıklık yaşlanmasını durdurmak için de en iyi yöntem tüm çevresel tetikleyicilerden mümkün olduğunca uzaklaşmak oluyor. Bland sağlıklı yağlar ve bitki ağırlıklı beslenmeden oluşan Akdeniz Tipi Diyeti izlemeyi, her gün en az 30 dakika hareket etmeyi, 7-8 saat kaliteli şekilde uyku uyumayı, stres seviyelerini kontrol altında tutmayı, metabolik sağlığı desteklemek için her gün mutlaka bolca su içmeyi ve belki de en önemlisi bağırsak sağlığını önceliklendirmeyi öneriyor.
Bland’e göre bitkiler bedenimizde birer antioksidan olmanın ötesinde “gen sinyalcisi” rolü de oynuyor. Bu sayede mitokondri fonksiyonunu, detoksifikasyonu, enflamasyon dengesini, bağışıklık sistemini ve uzun yaşam genlerini düşündüğümüzden daha çok etkileyebiliyor. Bland’in favori bitki bazlı biyoaktif bileşenleri arasında anti-enflamatuar, antioksidan ve anti-aging özellikleri bulunan kuersetin, rutin, flavonoidler ve polifenoller yer alıyor.
Bunun yanı sıra yürüttüğü en yenilikçi araştırmalara göre bir süper gıdanın bağışıklık yaşlanmasını geriye çevirme potansiyeli bulunuyor: Himalayan Tartary Buckwheat yani Himalaya Tatar Karabuğdayı. Henüz üzerinde çok sınırlı sayıda araştırma yapılmış olsa da bu polifenol ve lif açısından zengin gıdanın glikoz kontrolünde ve bağışıklık yenilenmesini tetiklemede kilit bir rol oynayabileceği tahmin ediliyor.









