YAZAN: DİLAN GÜNAÇTI

Tatile gittiğimizde veya yeni bir şehre taşındığımızda saçlarımızın ve cildimizin farklı davrandığını fark edebiliyoruz. Bakım rutinimiz değişmemesine rağmen saçlarımızın daha yumuşak ve parlak göründüğünü ya da tam tersine cildimizin daha kuru ve hassas hale geldiğini görebiliyoruz. Bu durumu yaşamamızın en büyük nedenlerinden biri, bulunduğumuz bölgedeki suyun sertlik derecesidir. Çünkü sudaki klor ile kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin miktarı, saç ve cilt sağlığını doğrudan etkileyebilir. Günümüzde bu maddeleri filtrelemeyi amaçlayan çeşitli teknolojiler mevcut. Peki saç ve cilt sağlığını korumak için bu sistemlere yatırım yapmak ne kadar mantıklı?


Suyun içeriği neden önemli?

Kuru, kolay tahriş olan bir cilt veya cansız, kuru saçlarla mücadele ediyorsak, sorun yalnızca kullandığımız ürünlerde olmayabilir. Çünkü her gün yüzümüzü yıkarken ve duş alırken temas ettiğimiz su, bakım rutinimizin en önemli parçalarından biridir. Çeşmeden akan sular evlerimize klor ile dezenfekte edilerek gelir. Ayrıca sert su olarak tanımladığımız kireçli suların içerisinde, klorun yanı sıra yüksek oranda kalsiyum ve magnezyum gibi mineraller bulunur. Yumuşak suda mineral oranı daha düşüktür. Bu nedenle yumuşak su, cilt ve saç üzerinde daha nazik bir etki yaratırken kullandığımız sistemlerde de daha az kireç birikmesine neden olur.

Neden duş filtresi kullanmalıyız?

Klor, suda bulunabilecek ve sağlık sorunlarına yol açabilecek mikroorganizmaları etkisiz hale getirmek için kullanılır. Fakat aynı zamanda saçlarımızı ve cildimizi doğal yağlarından arındırarak kuruluğa neden olabilir. Eğer kuru ve zayıf saçlardan ya da kaşınan bir saç derisinden şikâyetçiysek, saç uçlarımız kolay kırılıyorsa, cildimiz fazla kuru ve kolayca tahriş oluyorsa; günlük olarak kullandığımız suyun klor oranı yüksek olabilir. Havuzdan çıktıktan sonra saçlarımızın ve cildimizin nasıl hissettiğini düşünelim. Her duşta aynı etkiyi yaşamıyor olsak bile benzer bir sürece düzenli olarak maruz kalıyor olabiliriz. Hem duş deneyimimizi iyileştirmek hem de bu olumsuz etkileri en aza indirmek için uygulayabileceğimiz pratik çözümlerden biri duş filtresi kullanmaktır. Ancak duş filtrelerinin de kendi içinde bazı avantajları ve dezavantajları bulunur.

Duş filtreleri nasıl çalışır?

Duş filtreleri farklı boyut ve tasarımlara sahip olabilir. Temel mantık olarak duş başlığına takılarak kullanılır. Musluğu açtığımız anda su filtreden geçerek arıtılır ve duş başlığından akar. Kullanılan teknolojiye göre sudan hangi maddelerin ne ölçüde arındırıldığı değişiklik gösterir. Genellikle duş filtreleri suyun içerisindeki saf olmayan maddeleri ve kirletici ögeleri yakalar. Büyük çoğunluğu ise sudaki kloru azaltmaya odaklanır. Bu da kuruluk, saç yıpranması ve cilt hassasiyeti gibi sorunlara karşı etkili bir çözümdür. Fakat bu teknolojiler genellikle sert suya neden olan kalsiyum ve magnezyum gibi mineralleri gidermez. 

Kloru azaltmanın yanı sıra suyu yumuşatmak istiyorsak iyon değişimi adı verilen özel bir işlemle sudaki fazla mineralleri gideren bir başlık tercih etmemiz gerekir. Çünkü su kalitesi problemini daha kapsamlı şekilde çözmek için yalnızca kloru filtrelemek yeterli değildir. 

Duş filtrelerinin dezavantajları var mı?

Yukarıda bahsettiğimiz gibi duş filtreleri çoğunlukla sudaki fazla kloru dengelemek üzerine tasarlanmıştır. Kuru cilt ve saçlara yol açabilecek diğer su kalitesi sorunlarını ele alan teknolojiler ise daha kısıtlıdır. Eğer sert suyu yumuşatacak bir çözüm arıyorsak, her duş filtresinin bu ihtiyacı karşılamadığını bilmeliyiz.

Duş filtrelerinin kullanım ömrü ürüne ve su kullanımımıza göre değişiklik gösterse de ortalama olarak 4 ile 6 ay arasındadır. Eğer tek başımıza yaşıyorsak filtrenin kullanım ömrü uzayabilir; ancak kalabalık bir ailede daha sık değiştirilmesi gerekebilir. Bu durum hem işlevsellik hem de maddi açıdan bir dezavantaj oluşturabilir. 

Bir diğer önemli nokta ise filtrenin yalnızca duşta işe yaramasıdır. Her gün yüzümüzü yıkadığımız lavaboda da ayrıca bir filtre kullanma ihtiyacı duyabiliriz. Yani bu cihazlar genel sistemsel bir çözüm yerine biraz daha geçici faydalar sağlamaktadır.

Duş filtresi seçerken nelere dikkat etmeliyiz?

Duş filtreleri kalite ve performans açısından birbirinden farklı olduğu için seçim yaparken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Tercih edebileceğimiz en iyi modeller daha geniş çapta bir arıtma sağlayan aktif karbon ve seramik gibi çok aşamalı filtreleme teknolojilerine sahiptir. Bunun haricinde, mevcut duş sistemimize uyumlu, su basıncını düşürmeyecek ve standartlara uygun güvenilir bir filtre tercih kriterlerimiz arasında olmalıdır. Filtrenin düzenli değişim gerektirdiğini de unutmamalıyız.

Karar vermeden önce değerlendirelim

Duş filtresi kullanmaya karar vermeden önce kendi cilt ve saç sağlığımızı analiz etmek iyi bir başlangıç olabilir. Eğer büyük oranda kuruluk, yıpranma ya da özellikle egzama gibi cilt problemleri yaşıyorsak, filtre kullanımını değerlendirebiliriz. Bunun yanında bulunduğumuz bölgedeki suyun sertlik seviyesini ve genel kalitesini kontrol etmek de önemli bir adımdır. Özellikle sert veya klor oranı yüksek suya sahip bölgelerde alacağımız sonuçlar çok daha belirgin olabilir. En iyi yöntemlerden biri ise filtreyi kısa süreli deneyip etkiyi kendi deneyimimiz üzerinden gözlemlemektir. Hem kurulumu kolay hem de belirli bir kullanım ömrüne sahip olduğu için deneme süreci oldukça pratik olacaktır. 



Dilan Günaçtı

1998 yılında İzmir’de doğan Dilan, lisede Türk Alman Kültür ve Eğitim Vakfı’nda eğitim gördü, lisansını ise Koç Üniversitesi'nde Arkeoloji ve Sanat Tarihi üzerine yaptı. Pandemi ile birlikte kişisel gelişim ve meditasyona yönelirken, David Cornwell’den Mindfulness eğitimi alarak bilinçli farkındalık pratiği ve nefes teknikleri üzerine araştırmalarına devam etti. Editör olarak çeşitli...



BLOOM SHOP