Günümüz dünyası pek çok konuda yüzeysel çözümler ürettiği gibi “anti-aging” (yaşlanmaya karşı) piyasası da ziyadesiyle bundan etkileniyor: “Yaşlanıyor musunuz? O zaman durun!

Yaşlanmayın, hemen maaşınızın yarısını harcayacağınız pırlanta parçacıklı kremlerden verelim!” Göz altı, göz çevresi, göz kapağı nemlendiriciler, yüz kırışığı önleyiciler, dudak büzüşmesi düzenleyiciler, kapatıcılar, sonu olmayan bir pazar…

Bir gençlik iksiri bulunsun içelim, hepimiz rahatlayalım!

Nedir bu gençlik telaşımız?

Jamie Lee Curtis ne güzel söylemiş: “Dünyada karşı olunacak pek çok şey var. Ayrımcılığa karşı olmak, uyuşturucuya karşı olmak, zorbalığa karşı olmak, yoksulluğa ya da hastalığa karşı olmak gibi. Ama yaşlanma bunlardan biri değil. Yaşlanmaktan yana taraf olmalıyız ki, yılların bize sunduğu imkanları kucaklayabilelim.”

Hepimiz sonu belli olan bir oyunun içindeyiz. Gerçek şu ki, hiçbirimiz bu oyundan sağ çıkamayacağız. Önemli olan bize verilen bu süre zarfında zamanımızı yıllanarak mı yoksa yaşlanarak mı geçirdiğimiz…

“Kimi otuz yaşında gelir kırkına, kimi altmış… Kimi içine doğar kırkının, kimi hiç görmez kırkını…” Çağrı Dörter (Kırk yaş burada sembolik olarak, “ekşime” anlamında kullanılmıştır.)

Yıllar geçti ve siz o yılların içinde bir vardınız, bir yok

Bir gün aynaya bir baktınız, cildiniz yıpranmış, gözlerinizin altında hafif çukurluklar, dudaklarınızın yanında çizgiler oluşmuş. Dudaklarınız biraz incelmiş, avurtlarınız biraz çökmüş. Ellerinizin üzerinde ve göğsünüzde kırışıklıklar başlamış… Sahi, o geçen yılların hangisinde genç hissetmeyi bıraktınız acaba?

Gençliğinizi geri istediniz. Yıllarınızı geri getiremezsiniz belki. Ama kendinizi tekrar genç hissedebilirsiniz. Zaten gençliğiniz de geçen o yıllarda değil. Şu anda ve tam da burada. Kendinizi nasıl hissettiğiniz gençlik hissiyle doğru orantılı. Dinç, genç ve canlı hissetmek için bolca yaşam enerjisine, yani “prana”ya ihtiyacımız var. 

Modern hayatta, kendini var etmeye çalışan bir insanın sıradan bir gününü gözden geçirelim

Sabah zilin sesini duydunuz, isteksizce uyandınız, gözleriniz mahmur bir şekilde bir çay ya da kahve içip yola koyuldunuz. Trafiğe girdiniz. Sabah sabah kornalar, sinyal vermeden araya girenler, aksi şoförler, ömrünüzden bir ömür gitti.

İşinize gittiniz, patronun yüzünden düşen bin parça. Yine yanlış bir şey mi yaptınız acaba? Yoğunluktan öğle yemeği yemeyi ya unuttunuz ya da ayakta iki lokma bir şey atıştırdınız. Bu tempoda tabii ki yaşam enerjiniz hızla düşmeye devam ediyor.

İç aleminizdeki element dengeleri oynaklaşmaya başladı. Şehrin olumsuzluğu da ofisinizden püfür püfür içeri giriyor. Ama fazla mesaiye de kalmanız gerekti, teselliniz, işten geç çıktığınız için trafiği atlatmak oldu. Sinir stres içinde bir günü daha kapattınız.

Eve gidip o açlıkla buzdolabına saldırdınız ve yatmadan önce televizyonun karşısında midenizi bir güzel doldurdunuz. Zaten bu noktada beyninizde hafif bir uyuşma hissettiğiniz için algı mekanizmalarınız o gün için miatlarını doldurdular, istirahate çekilmek üzereler.

Belki koltukta uyuyakaldınız belki de yastığı görmeden uyudunuz ama mide dolu, kafa dolu… Uyanıp uyanıp tekrar uyudunuz. Sağa döndünüz olmadı, sola döndünüz olmadı. Debelendiniz yine olmadı. Ertesi sabah yine güne başladınız. Bir haftada bir ömrü yediniz. Hafta sonu ya? Haftanın stresini atmak için kendinizi alışverişe vurdunuz, ne aldığınızı bilmeden saçıp savurdunuz, deliler gibi içtiniz, kendinizi unuttunuz. Hafta sonu, hafta içinden daha çok yoruldunuz.

Tüm bu sistem biz yorulalım, yaşlanalım, hasta olalım diye kurulmuş! Bu tempoda insan kendini minik minik öldürüyor. Sevdikleriyle geçireceği vaktin kalitesini düşürüyor. Kendini hasta ediyor.

Oysa başka bir yol da var… Bu bedeni ve zihni öldürürcesine tahrip etmekten daha farklı bir yol… Farklı bir rutin, farklı bir yaşam şekli, farklı bir hayat algısı benimsemek. Kendinize karşı nazik olmak. Hayat uzun. Neden daha kaliteli yaşamayasınız?

Şimdi alternatif gerçekliği, paralel evrendeki halinizi düşünelim…

İşinizi gücünüzü şehrinizi sakince bir kenara bırakmanız gerekmeden de enerjinizi sakınarak yaşayabilirsiniz. Yaşam biçiminizde yapacağınız birkaç değişiklik, yaşam enerjinizi (“pranayı”) yükseltmenize yeter, hatta ve hatta beyninizi dinlendirerek zamanı kontrol edebilmenize bile yardım eder. 

Bu şekilde hem stresle daha kolay başa çıkabilir hem de işinizde daha verimli ve üretken olursunuz. Şöyle mesela, sabah normalden biraz daha erken kalkıp nefes egzersizi, yoga ve meditasyon yaptınız. Besin değeri yüksek bir kahvaltıyla midenizi fazlaca doldurmadan güne başladınız. Sabah trafiğinde size ilham veren bir sesli kitap dinlediniz. Öğle yemeğinden önce kendinize biraz vakit ayırarak 20 dakikalık bir meditasyon daha yaptınız. Meditasyon, beyninizi boşaltmanıza ve vücudunuzu dinlendirmenize yardım eder. Güne yeniden başlamış gibi olursunuz.

Sonrasında sağlıklı, kan şekerinizi birden bire yükseltmeyen sağlıklı bir öğle yemeği yediniz. Gününüzün bir kısmını sevdiklerinize, ailenize onları hatırladığınızı hatırlatarak geçirdiniz. Bir kısmını da kendinizi sevdiğinizi kendinize hatırlatarak. Patronun çılgın davranışlarına fazla aldırmadınız, çünkü sizinle ilgili olmadığını çoktan anladınız. Onun kendi iç sıkıntısı. Belki zaman içinde o da meditasyon yapmaya, daha iyi bir insan olmaya başlar. Ama olmasa da sizin için sorun değil artık o kadar.

Siz elinizden gelenin en iyisini yapıyorsunuz. İş çıkışlarında haftada en az 3 kez, 30 dakikanızı en sevdiğiniz egzersiz/harekete ayırdınız. Her gün mutlaka biraz hareket ettiniz. Hiç olmadı eve gelip ip atladınız, yogadaki güneşe selam serisini yaptınız ya da yatağınızın üzerinde biraz zıpladınız. Akşam çok geç olmadan yine besin değeri yüksek, kan şekerinizi fırlatmayan bir akşam yemeği yediniz. Yatmadan önce biraz uyku yogası yapıp erken yatıp mışıl mışıl uyudunuz…

Uyku yogası videosu

Uzun vadede daha üretken, moralli ve enerjik olmaz mısınız?

Arzu Özev

1983 yılında İstanbul’da doğan Arzu, Saint Joseph Lisesi’ni bitirdikten sonra University of Massachusetts Amherst’te psikoloji okuduğu yıllarda, Sudarshan Kriya nefes tekniği ve yoga öğretisiyle tanıştı. Hindistan başta olmak üzere, Yeni Zelanda, Güney Afrika, ABD ve Almanya’da kişisel gelişim ve yoga konusunda birçok eğitim alarak, sertifikalı eğitmen oldu. Dünya çapında 150...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP