YAZAR : BURCU ERBAŞ

Neden bazı insanlar daha az yiyerek daha uzun süre tok kalabiliyor? Bugün milyarlarca dolarlık bir sektör haline gelen Ozempic ve benzeri GLP-1 ilaçları da tam olarak bedenimizin bu doğal mekanizmasını hedef alıyor. Ancak çoğu kişinin bilmediği şey şu: GLP-1 aslında dışarıdan gelen mucize bir ilaç değil, bedenimizin her yemek yediğimizde kendi kendine ürettiği güçlü bir hormon. Beynimizle bağırsaklarımız arasındaki kompleks iletişim ağının bir parçası olan GLP-1; iştahı, tokluk hissini, hatta kan şekeri dengesini bile etkileyebiliyor. Peki bu sistem tam olarak nasıl çalışıyor? Ve GLP-1 seviyelerini ilaçlara ihtiyaç duymadan doğal yollarla desteklemek gerçekten mümkün mü? Son zamanların en popüler trendi GLP-1 hormonu bedenimizde nasıl çalışıyor ve onu doğal yollarla nasıl destekleyebiliriz sorularını araştırdım.


GLP-1 bedenimizde nasıl çalışıyor?

GLP-1 bedenimizde sentezlenen ve açlık, tokluk ve kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesinde görev alan oldukça önemli bir hormon. Her yemek yediğimizde salgılanan bu hormonun görevi en basit şekilde bize doygunluk hissini vermek ve kanımızdaki glukoz seviyelerini kontrol altında tutmak. Peki bunu nasıl yapıyor?

Bağırsaklarımızda baştan sona enteroendokrin L isimli hücreler bulunuyor. Görevleri gelen besinleri hissedip içerdikleri besin değerlerini (protein, yağ, karbonhidrat) anlamak olan bu hücreler ilk analizi tamamladıktan sonra kan dolaşımına GLP-1 hormonunu salgılıyor.

GLP-1 hormonu da ilk iş midemize: Besinleri ince bağırsağa daha yavaş gönder.” mesajını yolluyor. Yediklerimiz midemizde daha uzun süre durunca da daha uzun süre tok hissediyoruz. GLP-1 hormonu aynı zamanda midenin gerilmesini artırarak tokluk hissini daha da vurguluyor. Eğer çok yemek yemişsek bu kendini hazımsızlık olarak da gösterebiliyor. GLP-1 midenin yanı sıra beyne de bir mesaj yolluyor: “Yeterince doyduk, artık yemeyi bırakabilirsin.” Bu mesajdan sonra da önümüzdeki yemek için iştahımız azalmaya başlıyor. Buna ek olarak GLP-1 dolaşımdaki yükselen kan şekerinin düşmesine de yardım ediyor. Hem pankreasa: “Daha çok insülin gerek.” sinyali vererek yemek sonrası kanda dolaşan fazla şekeri azaltıyor hem de karaciğerin depo şekeri dolaşıma aktarmasını azaltıyor.

Normal şartlarda seviyeleri yemek yedikten sonra zirveye ulaşan ve yaklaşık 45-60 dakika boyunca yüksek seyreden GLP-1 hormonu, sindirim ilerledikçe kademeli olarak azalıyor. Her yemek yediğimizde aynı döngü tekrarlandığı için de GLP-1 hormonu gün içerisinde sürekli olarak bedenimizde dolaşıyor.

Hiç ilaç kullanmadan GLP-1 hormonu doğal olarak yükseltilebilir mi?

Günümüzün en popüler ilaç kategorilerinden biri haline gelen GLP-1 temelli Ozempic, Wegovy gibi ilaçlar da aslında bu doğal döngüyü taklit ederek GLP-1 seviyelerini yükseltmeye ve açlık hissini baskılamaya çalışıyor. Teoride çok mantıklı gibi gelse de bu ilaçlara hem çok yeni olduğu hem de kronik kullanımının sonuçları tam olarak bilinmediği için temkinli yaklaşmak gerekiyor. Şu ana kadar bilinen bazı yan etkilere göre GLP-1 ilaçları yalnızca yağ kütlesinin değil, kas kütlesinin de azalmasına neden olabiliyor. Ayrıca kullanım bırakıldıktan sonra hızlı kilo alımı, bulantı ve şişkinlik gibi sindirim problemleri de görülebiliyor.

Bu nedenle aslında herkes için en güvenli ve ulaşılabilir yol, GLP-1 hormon seviyelerini doğal yollarla desteklemek oluyor. Aşağıdaki bilimsel olarak kanıtlanmış stratejiler, tokluk hissimizi uzatmamızda bize yardımcı oluyor.

1. GLP-1’i yükselten gıdalar açısından zengin beslenin

Aslında her besin, içeriği ne olursa olsun, GLP-1 salgısını tetikliyor. Nitekim farklı gıdaların farklı sindirilme süreleri bulunuyor. Tokluğu daha uzun süre koruyan besinlerin başında ise tam tahıllar, sebzeler, sağlıklı protein ve yağ kaynakları geliyor.

Araştırmalara göre çoğu tahıl, baklagil ve sebzenin içerdiği lifler GLP-1 salgısını destekleyerek açlığı erteleyebiliyor. Aşağıdaki listede bulunan gıdalar içerdikleri yüksek lif, yağ ve protein oranıyla GLP-1 salgısını en güçlü şekilde etkileyebilen besinler arasında yer alıyor:

  • Yumurta.
  • Badem, fıstık, yer fıstığı.
  • Yulaf, quinoa, bulgur, karabuğday gibi lif açısından zengin tam tahıllar.
  • Avokado.
  • Zeytinyağı.
  • Brokoli, Brüksel lahanası, havuç gibi lif açısından zengin sebzeler.

2. Besinleri doğru sırada yiyin

Sosyal medyada Glucose Goddess olarak bilinen Jessie Inchauspé‘nin popülerleştirdiği kan şekeri regülasyonu tekniğine göre öğünlerde önce sebzeleri, ardından protein ve sağlıklı yağ kaynaklarını, en son ise karbonhidrat ve şeker ağırlıklı yiyecekleri tüketmek ani kan şekeri yükselişlerini azaltabiliyor. Aynı zamanda bu sıralama GLP-1 hormonunun doğal olarak daha fazla salgılanmasına da yardımcı olabiliyor.

3. Yiyeceklerinizi daha iyi çiğneyin

Yavaş ve farkındalıklı çiğneme hareketi GLP-1 hormonunun salgısını tetikleyebiliyor. Araştırmalara göre katı gıdalar yemenin sulu gıdalar yemeye oranla daha fazla tokluk hissi vermesi tam da bundan kaynaklanıyor!

4. Limonun gücünden yararlanın

Araştırmalara göre limona sarı rengini veren eriocitrin isimli antioksidan, bağırsaklarımızdaki enteroendokrin L hücrelerinin daha fazla GLP-1 salgılamasına yardımcı olabiliyor. Ancak bu etkinin ortaya çıkması için neredeyse 1.3 litre saf limon suyu tüketmek gerekebiliyor. Bu da pek gerçekçi olmadığı için uzmanlar, temel bileşeni eriocitrin olan eriomin isimli bitkisel takviyelere dikkat çekiyor. Henüz ülkemizde tek başına bir takviye şeklinde bulunmasa da kan şekeri dengesi için piyasa sürülen karışık besin takviyelerinin içerisinde eriomin‘e rastlamak mümkün olabiliyor.

5. Düzenli egzersiz yapın

Beslenme seçimlerinin yanı sıra fiziksel hareket de doğal GLP-1 salgısını destekleyebiliyor. Araştırmalara göre tek bir antrenmandan sonra bile Tip 2 diyabete sahip kişilerin GLP-1 salgısında iyileşmeler gözlemlenebiliyor.

Doğanın “Ozempic”i olarak anılan berberin gerçekten işe yarıyor mu?

GLP-1 ilaçlarının aksine berberin takviyeleri doğrudan GLP-1 hormonunu etkilemiyor. Bazı bitkilerin içerisinde bulunan ve Doğu tıbbında sıklıkla kullanılan bu bileşen, AMPK isimli bir enzimin salgısını tetiklemeye yarıyor. Bu enzim de yağ yakımını hızlandırmaya, bedenin yağ tutma kapasitesini düşürmeye yardımcı oluyor.

GLP-1 hormonundan farklı bir mekanizma üzerinden çalışsa da günün sonunda her iki yaklaşım da kilo kontrolünde etkili araçlar olarak görülüyor. Bu nedenle berberin için, teknik olarak tam doğru olmasa da, “doğanın Ozempic’i” benzetmesi yapılıyor. Ancak tıpkı GLP-1 ilaçlarında olduğu gibi, berberinin uzun vadeli etkileri konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

Bunun yanı sıra bitki bazlı bir bileşen olduğu için berberin anti-enflamatuar özellikler de taşıyor. Trigliserid seviyelerini düşürmeye yardımcı olabildiği için kalp-damar sağlığını desteklemek amacıyla da önerilebiliyor.



Burcu Erbaş

Burcu Erbaş, 2024 yılında Domus Academy Milano'da Visual Brand Design alanında yüksek lisansını, 2020 yılında ise Galatasaray Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi lisansını tamamladı. Live to Bloom'da dört yıldır içerik ve proje yöneticisi olarak görev yapan Burcu platformun görsel iletişiminde de aktif olarak rol alıyor. İyi yaşam alanında yazdığı içeriklerinde özellikle bütünsel...



BLOOM SHOP