

İçimizde sürüp gitmekte olan bir monolog var. Kimileri bu ses için “Meditasyon yap ve içindeki gürültüyü sustur” diyor; kimileri ise “İçindeki sese kulak ver, o en doğrusunu söyler”. Bazen bu ses, kimseden duymayacağımız kadar sert eleştirilerle bizi sarsıyor; bazen de her şeyin yolunda olduğunu fısıldayarak içimizi rahatlatıyor. Peki biz bu sesi bastırmalı mı, onu dinlemeli mi, yoksa onu düzeltmeli miyiz? Ve en kritik soru: İç ses nasıl ayırt edilir?
Zihnin akışı nasıl çalışır?
Zihnimizin akışı, ormandaki bir maymunun dallar arasında durmaksızın ilerleyişine benzetilir. Maymun bir dala tutunur, sonra o dalı bırakmadan başka bir dala ilişir ve bu şekilde yolunu bulur. Buradaki dallar düşüncelerimizi, maymun ise zihnimizi temsil eder. Bir düşünceden diğerine atlarken, herhangi bir boşluk yaratmaya fırsat bırakmadan ilerleriz. Bu benzetme yalnızca düşüncelerimizin akışına bir örnektir; içimizdeyse bunun ötesinde çok daha fazlası vardır. Peki tüm bu düşünceler arasında, iç ses nasıl ayırt edilir?
Düşüncelerimizi takip ettiğimizde onların farklı konulara hızla kayabildiğini fark ederiz. Bazen bir problemi çözmeye çalışırız, sonra o gün ne yiyeceğimizi veya marketten alacaklarımızı düşünürüz. Bazen de aniden geçtiğimiz gün arkadaşımızın neden bize soğuk davrandığını sorgularız. Bunun yanında, iç konuşma olarak adlandırabileceğimiz bir ses de vardır. Bu ses daha çok bir diyaloga benzer; bizi eleştirir, davranışlarımızı yorumlar ve hem olumlu hem olumsuz görüşler sunar. Biz de bu görüşleri çoğu zaman otorite sahibi bir ses olarak algılarız.
İç dünyamızın dalgalı halini kontrolsüzce süren bu iç sesimiz oluşturur. Bir yandan, içimizdeki denizin dalgalarını susturmamız, gelen düşünceleri izleyip yavaşça süpürmemiz öğütlenir. Öte yandan, iç sesimizin kesin yargılar olmadığı, onları gerçeklik algımızla karıştırmamamız tavsiye edilir. Bu durum kafa karıştırıcı olduğu gibi, bu sesleri doğru bir şekilde kategorize etmek de onlara dikkat kesilmediğimizde oldukça güçleşir.
İçgüdünün sesi
Zihnimiz her gün büyük miktarda bilgiye maruz kalır; onu işler, anlamlandırır ve saklar. Bu bilginin yalnızca küçük bir kısmı bilinçli farkındalığımıza ulaşır, büyük bölümü bilinçaltında kalır. Sezgilerimiz ise burada devreye girerek bu bilgileri görünür kılar.
İçgüdünün, altıncı his olarak adlandırdığımız daha mistik bir yönü olduğu düşünülür. Araştırmalar ise sezgiyi, beynin geçmiş deneyimlerinden yararlanarak hızlı sonuçlar üretme yeteneği olarak açıklar. Yani bize ilahi gibi gelen o fikir ya da düşünce, aslında zihnimizin arka planda yürüttüğü kapsamlı bir sürecin sonucudur. Bilinçaltına doğrudan erişemediğimiz için bu durum bize farklı hissettirir; ancak sezgilerimiz farkındalığımızın üzerinde çalışarak bizi uyarır. Bir şeyin nedenini açıklayamadan doğru ya da yanlış hissettirmesi de bu yüzdendir.
İçgüdüler genellikle sakin bir şekilde ortaya çıkar. Fiziksel gerginlik ya da stres belirtileri yerine, daha çok derin bir bilme hissi vardır. Tanımlaması zor olsa da herhangi bir kanıt olmadan bir bilginin doğruluğundan emin olmak gibi düşünülebilir. İçimizdeki ses zor bir seçim önerse ya da kabul etmek istemediğimiz bir gerçeği gösterse bile, bunun ardında kaygı değil netlik bulunur. Bu ses genellikle sessizlikten, beklenmedik anlarda doğar. Felaket senaryoları üretmez; olumsuz olsa bile bizi kötü hissettirmez ve çoğu zaman zihni berraklaştırır.
Kaygı veren düşünceler
Kaygı, özünde bizi çevremizdeki tehditlerden korumak için evrimleşmiş bir hayatta kalma sistemidir. Günümüzde bu sistem her zaman amaçlandığı gibi çalışmaz. Kaygıyı tanımak ve zihnimizdeki kaygı dolu sesi ayırt etmek aslında oldukça mümkündür.
Öncelikle kaygı, çoğu zaman fiziksel belirtilerle kendini gösterir. Göğüste sıkışma, kalp çarpıntısı ya da huzursuzluk hissi gibi bedensel tepkiler kaygıya eşlik eder. Aynı zamanda kaygı, net bilgilerle değil sorularla gelir. Aşırı düşünmeyi tetikler; sessizce ortaya çıkıp beklemez, aksine giderek şiddetlenir. Kendini haklı çıkarabilmek için kanıt arar ve bir şeylerin yanlış olduğuna dair güçlü bir inanç taşır.
Kaygıyı ayırt etmemize yardımcı olan en önemli ipuçlarından biri de zihnimizin durumudur. Eğer zihnimizde bir kaos hakimse, bitmek bilmeyen bir iç konuşma varsa ve içimizdeki sesler adeta bir yarış içindeyse, bu büyük ihtimalle kaygıdır.
Negatif iç ses
Negatif iç sesimizin varlığı, çoğu zaman içimizde bir düşman varmış gibi hissettirir. Fakat bu sesin de işlevi, hayatta kalmamıza yardımcı olmaktır. Tehditler ve tehlikelerle dolu bir dünyada, en kötüye hazırlıklı olmak bir stratejidir. Kendimize ve içinde bulunduğumuz durumlara ne kadar şüpheyle yaklaşırsak, kendimizi o kadar koruyabileceğimiz düşünülür.
Bugün bu tehditler ortadan kalkmış olsa da geliştirdiğimiz içgüdü varlığını sürdürür. Bardağın boş tarafını görmek çoğumuz için daha kolaydır. İyimser olmak ise, eğer buna yatkın değilsek, bilinçli bir çaba gerektirir. Üstelik çocukluğumuzdan itibaren çevremizden duyduğumuz düşünceler ve eleştiriler de iç sesimizin tonunu ve içeriğini şekillendirir. Tüm bunlar bir araya geldiğinde, zihnimiz bazen öz değerimizi sorgulayan ve bizi aşağı çeken bir yer gibi hissettirir.
Bu tür negatif düşünceler çoğunlukla geçmişe odaklanır. Bunu fark etmek, onları ayırt etmenin en kolay yollarından biridir. Çoğunlukla hatalarımız ve başarısızlık olarak gördüğümüz deneyimler etrafında dönerler. Yoğun bir özeleştiri içerirler ve kaygının yarattığı gerginlikten ziyade, daha çok zihinsel bir yorgunluk ve ağırlık hissi bırakırlar.
İçimizdeki bu sesleri doğru şekilde ayırt edebilmek, önce kendi iç durumumuzu anlamamızı kolaylaştırır, ardından da daha sağlıklı kararlar almamıza yardımcı olur.
Eğer kaygı dolu düşüncelerle hareket ediyorsak, aslında elimizde yeterli veri olmadığını ve korkularımız tarafından yönlendirildiğimizi fark edebiliriz. Sezgilerimizi ayırt edebildiğimizde, beynimizin tüm deneyimlerini göz önünde bulundurarak bize yol gösterdiğini anlayabiliriz. Tüm bunları fark etmek, iç ses nasıl ayırt edilir sorusuna verilen en net yanıtlardan biridir. Negatif iç sesimizi ve karamsar düşüncelerimizi fark ettiğimizde ise kendimizi geçmişin kalıplarından özgürleştirip yeni bir yol çizebiliriz.









