2018’i ardımızda bırakıp yeni yıla henüz başlamışken geçtiğimiz yılın çevre ve iklim üzerine benim için öne çıkan konularını önem sırası belirtmeden kısaca derlemek istedim. Dünyada ve ülkemizde 2019’un iklim değişikliği ve çevre tahribatına yönelik tutumda olumlu bir dönüm noktası olmasını diliyorum.

Aşırı hava olayları

Artık her yıl görmeye alıştığımız ancak aslında her geçen gün şiddetini arttıran aşırı hava olaylarında 2018 yılında dünya çapında bir artış yaşandı. Avrupa’da daha önce görülmemiş sıcaklık dalgaları yaşanırken serin yazları ile ünlü İngiltere’de termometreler 30°C’leri zorladı. Almanya’da erken bağ bozumları yapıldı, sıcaklık dalgası nedeniyle genel olarak Avrupa’da orman yangınlarının olasılığı arttı.

İsveç’te ve Yunanistan’da kontrol edilemeyen orman yangınları meydana geldi. Yunanistan’da yaşanan bu facia sırasında 100 kişi öldü. Kaliforniya’da ise kasım ayında kayıp insanların 1800’lere kadar çıktığı bir orman yangını yaşandı, daha sonra bu sayı 25’e kadar düştü. Yıl boyunca yaklaşık 750 bin hektar alan Kaliforniya’da kül oldu.

2018 kontrol edilemeyen yangınlar bakımından en yıkıcı ve en çok kayıpların verildiği yıllardan biri olarak kayıtlara geçti. Tokyo’da ilk defa 40°C’nin üzerine çıkan hava nedeniyle 100’den fazla kişi hayatını kaybetti. ABD’de ve Asya’da yaşanan kasırgalar ve seller de 2018’e damgasını vurdu. Avustralya’da kuraklık çiftlik hayvanlarını öldürdü.

Ülkemizde de kurak geçen kışın ardından yazın yaşanan dolu felaketlerini ve selleri mutlaka hatırlıyorsunuzdur. Yıl boyunca yaşanan ve iklim değişikliği ile ilişkilendirilen felaketlerin yarattığı maddi kaybın milyarlarca dolar olduğu hesaplanıyor. 

Tuhaflaşan politik iklim

İklim değişikliğinin etkilerini her coğrafyada hissedilirken sağlam ve ortak adımlar atılması gerektiği fikri artık neredeyse herkesin kabul ettiği bir gerçek haline geldi. Yıl boyunca ABD’nin ilginç çıkışlarına ek olarak aralıkta iklim inkârcı politik ortam çıtayı oldukça yüksekte bıraktı.

ABD lideri Trump’ın Paris Anlaşması’ndan çekileceğini bildirmesi ve giderek şiddetlenen inkârcı politikası, bu politikayı takip eden ülkelerin artması (Örn.Brezilya); Katowice Polonya’da gerçekleştirilen ve taraflar konferansının (COP24) pek de iklim dostu olmayan eski bir kömür madeni kentinde düzenlenmesi; konferans sırasında ABD’nin kömürü teşvik edici bir etkinlik düzenlemesi; yine ABD ve Suudi Arabistan’ın IPCC 1,5 Derece Özel Raporu’na yönelik görmezden gelinemeyecek olumsuz tutumları iklim krizinin politik çözümü acısından tuhaf bir ortam yarattı.

Öncü moda devlerinin iklim bilinci

Çok fazla kişinin haberi olmasa da aralarında moda devlerinin de bulunduğu 43 firma, kendi inisiyatifleriyle bir araya gelerek Katowice COP24 süresince bir anlaşma imzaladı. Buna göre 2030 yılına kadar neden oldukları karbon emisyonlarında yüzde 30 oranında azaltım ve 2025 yılına kadar üretim hattında kömürden elde edilen enerjiyi tamamen terk etmeyi taahhüt eden firmalar, moda sektöründe iklim değişikliği ile mücadelede kararlılıklarını gösteriyor.

Yoğun enerji ve çok fazla su tüketen moda dünyasından gelen bu önemli karar diğer sektörlere de öncülük edecek potansiyelde. Modanın dünyadaki akımları yönlendirdiğini düşünürsek önümüzdeki günlerde sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği bireylerin ve dolayısıyla politikacıların gündemlerinde üst sıralarda yerini alacak gibi görünüyor.

İlginizi çekebilir: Röportaj: Ferhan İstanbullu ile Moda ve Sürdürülebilirlik

Plastikler “dışarı”, bez çantalar “içeri”

Yeni yılla beraber hayatımızda bazı değişiklikler de olacak! Bunlardan biri marketlerde artık plastik poşetler için ücret ödeyecek olmamız. Aslında özellikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bu konuda önlem alma çabası ülkemizdeki tek kullanımlık plastiklerin azaltılması için takdir edilmesi gereken bir uygulama ancak bu düzenleme bize göre geliştirilmeli.

Nasıl mı?

  • Bu uygulama başlamadan önce halkın konunun önemi hakkında bilinçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Halk benimsemezse bu yasa pratikte yürümez! Halkın desteği ve ilgisi şart. Aksi halde tüketicilerde çevre koruma konusunda olumsuz bir bakış açısı oluşması bile mümkün. Bunun için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı geç kalmış sayılmaz. Yoksa kaş yaparken göz çıkartmış oluruz!
  • Daha yasa uygulamaya girmeden istisnai durumlar açıklandı: Manav, şarküteri ve fırın kısımlarında incecik olan plastik poşetler ücretsiz şekilde kullanılmaya devam edecek. Ayrıca kuru temizleme, lostra, kargo gibi hizmetlerde tek kullanımlık plastikleri kullanmaya da yeşil ışık geldi. Yasal düzenleme istisnalar tarif etmekten ziyade gıda ambalajlarında ve hizmetlerin sunumunda daha çevreci çözümler geliştirilmesini teşvik edebilirdi.
  • Marketlere ödenecek plastik poşet ücretlerinden bir fon yaratılarak plastik kirliliği ile mücadele için somut kampanyalar başlatılabilir. Şu haliyle uygulamada ödenecek poşet ücreti marketlere kar olarak kalacak gibi görünse bile yasal olarak böyle bir fon oluşturulmuş. Umalım ki bu fon verimli kullanılsın.

Yılın sözcüğü: Single-use/Tek kullanımlık

Collins İngilizce Sözlük tarafından belirlenen yılın kelimesi: Tek kullanımlık. Geçtiğimiz dört yılda giderek daha fazla kullanılan sözcük, tek kullanımlık plastiklerin özellikle okyanuslara verdiği zararın çeşitli belgeseller, kampanyalar ve sosyal sorumluluk projeleri ile topluma anlatılmasıyla hayatımıza iyice yerleşti. 2018 yılı tek kullanımlık plastiklerin neden olduğu kirliliğinin önlenmesine yönelik artan çabanın yılıydı bence.

Ancak tüm bunlara rağmen özellikle gelişmiş ülkelerde plastik atıklar her geçen yıl artmaya devam ediyor. Bu artışla başa çıkamayan bazı ülkeler plastik atıklarını Çin’e ihraç ediyordu ancak 2018’de Çin’de plastik alışları yasaklandı. Bazı ülkeler Çin’in yerini aldı. 2018 yılında ülkemiz de bu yeni plastik ‘pazarında’ yerini aldı. Ülkemizdeki yükselen bilince ve gündelik hayatta kullandığımız plastiklerin azaltmasına yönelik güncel yasal altyapının oluşturulmasına rağmen yaşanan bu gelişme, ulusal geri dönüşümü henüz sağlayamadığımız ülkemizde nasıl sonuçlara sebep olacak beraber göreceğiz.

Beyond Meat

Başta kırmızı et olmak üzere hayvansal gıdaların iklime ve doğaya pek de dost olmadığı geçtiğimiz yıl pek çok defa bilim dünyası tarafından dile getirildi. 2050 yılına kadar hızlı bir şekilde artması beklenen nüfusa hayvansal gıda yetiştirmek de artık olanaklı görünmüyor.

Tüm bunlar göz önüne alındığında önümüzdeki 10 yıl içinde beslenmemizde hayvansal gıdaların ağırlığının ciddi ölçüde azalacağı görüşü hakim. Bu yönde en heyecan verici gelişme 2018’de laboratuvar üretimi yapay et yani Beyond Meat oldu! Geleceğin proteini olarak bilinen bu yapay et; iklim değişikliğine neden olmayışıyla ve zulümsüz üretim yöntemiyle geleceğin mutfaklarına yön verecek gibi!

İlginizi çekebilir: Bilim Dünyasından Heyecanlandıran Gelişme: Laboratuvar Üretimi Yapay Et!

Arılar için yani yaşam için büyük zafer

Çoğunlukla sadece bal deyince aklımıza gelen ama doğal dengenin devamlılığını sağlamaya yardımcı olan ve soframıza gelen gıdaların 3’te 1’nin üretiminde doğrudan görevli arıların sayısı dünya çapında 2018 yılında hızlı bir şekilde azaldı.

Popülasyonlarındaki bu düşüşün pek çok sebebi var. Ancak zirai ilaç kullanımı arı ölümlerinin en önemli sebeplerinden biri. Dünya genelinde en çok kullanılan zirai ilaçlar grubu olan neonikotinoidler, tarımsal üretimde kullanılmakta ve tüm canlılar için hayati risk yaratmakta. Aynı şekilde bu zararlı kimyasalların kullanılmasının arılar üzerinde de ölümcül etkisi var.

2013 yılında Avrupa Birliği’nde kısmen yasaklanan bu gruba giren üç zirai ilaç, bu sene yaklaşık 5 milyon vatandaşın imzaladığı bir kampanya sayesinde tamamen yasaklandı. Ülkemizde de Greenpeace’in öncülüğünde yürütülen ancak daha sonra Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Çevre ve Arı Koruma Derneği, Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı, Doğa Derneği, Doğa Koruma Merkezi, Kuzey Ormanları Savunması, Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği, WWF-Türkiye, Yeryüzü Derneği ve Yeşil Düşünce Derneği tarafından da Hepimiz Ayni Kovandayız sloganıyla ortaya koyulan projeler ve binlerce duyarlı yurttaş sayesinde Gıda ve Orman Bakanlığı tarafından aralık ayında duyurulan bir karara göre 2019 yılı içerisinde bu zehirler ülkemizde de yasaklanacak! Birlikten kuvvet doğar.

İlginizi çekebilir: Bozulan Doğanın Dengesine Örnek: Ani Arı Ölümleri!

Tarihteki yüksek karbon salınımı

İnsan faaliyetlerinden kaynaklı atmosferdeki en yüksek karbon miktarına 2018 yılında ulaşıldı. 2018 yılının ortalama karbon miktarı 408 milyon parçacık (ppm) olarak ölçüldü. 2017’ye göre 2018’de yüzde 2,7 daha fazla karbon salınımı gerçekleştirdik. Nerdeyse her gecen yıl artan karbon salınımlarımız, örneğin 1958 yılında ortalama yaklaşık 315 ppm dolaylarında iken 1800’lu yıllarda 270-280 ppm olarak hesaplanmakta.

Ülkemizde ilk defa Medicane fırtınası uyarısı

Eylül ayı sonunda fırtına geliyor, kasırga kopacak haberleriyle 2018 yılındaki aşırı hava olaylarına yenisini ekleyeceğiz diye endişe ettik. Ancak fırtına İzmir kıyılarına gelmekten vazgeçip yönünü değiştirdi. Ancak iklim değişikliğinin etkileri artmaya devam ettikçe korunaklı Akdeniz ve Ege’de tropik fırtınalar görülebileceğini öğrenmiş olduk.

Mesaj var!

Alexander Gerst 197 gün kaldığı uzaydan dönmeden önce gelecekteki torunlarından özür diledi. “Ne yazık ki benim neslim sizlere iyi durumda bir gezegen bırakmayacak.” dedi.

Greta Thunberg İsveçli 15 yaşında bir kız. 2018’de her cuma okulu asıp Stockholm’deki İsveç parlamento binası önünde, hükümetin iklim krizi için aldığı yetersiz eylem planlarına karşı oturma eylemi yapan Greta, Katowice şehrinde dünya liderlerine ders niteliğinde bir konuşma yaptı. Konuşmasının en çarpıcı bölümü ise bence şöyleydi: “Bazı insanlar iklimbilimci olmak için okula gitmem gerektiğini, böylece ileride iklim değişikliği krizini çözebileceğimi söylüyorlar. Ancak biz kanıtlara da çözümlere de zaten sahibiz. Ve ayrıca belki de olmayacak bir gelecek için neden okula gitmek gerekiyor, kimse geleceği kurtarmak için bir şey yapmazken?”

İlginizi çekebilir!

Birim Mor

1984 yılında Ankara'da doğan Birim, ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde lisans eğitimini 2007 yılında tamamladı. İsveç’te Swedish University of Agricultural Sciences (SLU) Kentsel ve Kırsal Kalkınma Bölümü’nde Çevresel İletişim ve Çevre Yönetimi konusunda ve Jean Monnet Bursiyeri olarak Trinity College Dublin (TCD)’de Çevre Bilimleri dalında yüksek lisans derecelerini aldı....

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP