YAZAN: BURCU ERBAŞ

İklim krizi denince herkes aklına doğal afetleri, aşırı sıcakları, azalan ormanları, kuruyan dereleri getiriyor. Hepsi çok doğru ve daha ciddi sorunların önemli habercileri olsa da çevresel krizlerin gündelik hayatı direkt olarak etkilemediği, yaşam stili üzerinde ciddi bir etkisi olmadığı yanılgısını da doğuruyor. Maalesef iklim krizinin kimsenin aklına getirmediği, hayatta en keyif alınan aktivitelerden birini direkt olarak etkileyen, sinsi bir sonucu daha var: küresel ısınma bazı gıda türlerini sonsuza dek kaybolma tehlikesine sokuyor. Çoğu yemek kültürünün kalbinde yer alan, en sevilen gıdalar; nohut, pirinç, şarap ve kahve krizi şimdiden yükselen fiyatlar ve daralan marketler ile kendini göstermeye başladı.


Kahve

Modern yeme kültürünün kalbinde yer alan, dünya çapında en çok tüketilen ve sevilen içeceklerden kahve, iklim krizinin bir nedeni ve bir sonucu olarak kriz yaşıyor. Her yönü çevresel felaketler; iklim krizi, yıkıcı üretim modelleri, mahsülleri öldüren mantar enfeksiyonları ile çevrili olan kahvenin üretimi giderek düşürüyor. Bu da geçtiğimiz yıllar içinde ciddi oranlarda yükselen kahve fiyatlarını açıklıyor.

Oldukça spesifik hava koşulları altında yetişebilen narin kahve çekirdekleri iklim krizinin getirdiği ekstrem hava değişimleri karşısında duramıyor. Büyüyebildikleri toprakların kalitesinin giderek bozulması 2050 yılında kahve için elverişli tarım alanı miktarının yüzde 50 oranında azalması ihtimalini doğuruyor. En sık tüketilen ve tadı diğerlerine oranla daha güzel olan iki Latin Amerika kahve türü; arabica ve robusta tam da bu nedenle sonsuza dek kaybolma riski yaşıyor.

Öte yandan küresel talebi geçtiğimiz senelerde en yüksek seviyelerine çıkan kahvenin üretim aşaması da iklim krizinin büyümesine katkıda bulunuyor. Kahve çekirdekleri için verimli toprak arayışı ciddi ölçüde ormansızlaştırmaya yol açan kahvenin üretim modeli dünyanın karbon yutaklarının kaybolmasına katkıda bulunuyor.

Kahve çekirdeklerinin ölmesine neden olan mantar enfeksiyonları da adeta bir pandemi gibi yayılıyor. Biyo çeşitliliğin azalmasına ve iklim koşullarının ısınmasına bağlı olarak sayısı artan bu enfeksiyonlar hızla tüm kahve tarlalarına bulaşıyor, mahsülleri kullanılmaz hale getiriyor. Negatif çevresel etkisinin yanı sıra ekonomik açıdan da üreticilere çok zor zamanlar yaşatan kahve mantarı 2011-2017 seneleri arasında 1.7 milyon kahve üreticisinin işinin sona ermesine neden oldu.

Nohut

Asya yemek kültürünün ve bitkisel bazlı beslenen çoğu kişinin ana protein kaynaklarından biri olan nohut insan aksiyonları sonucu biyoçeşitliliğini giderek kaybediyor. Yaklaşık 10 bin yıl boyunca ideal tohumları elde etmek için sayısız çaprazlanma geçirmiş nohut şu anda genetik zenginliğinden arındırılmış halde bulunuyor. Bu da nohutu günümüz atmosferik koşullarına inanılmaz bağlı yani değişime yeterince hızlı adapte olamayacak konuma taşıyor. İklim krizinin en büyük sonuçlarından biri olan ani hava ve iklim değişimleri; kuraklık, seller, aşırı sıcak hava nohut üretiminin verimliliğini yüzde 50 oranında düşürüyor.

Pirinç

Özellikle Asya ülkeleri mutfağında ağırlıklı olarak bulunan, tek başına yenilen veya başka yemeklerin içerisine sıklıkla katılan pirinç iklim krizi karşısında yok olma tehlikesi altında. Atmosferin giderek ısınmasıyla eriyen buzullar deniz suyu seviyesinin yükselmesine yol açıyor. Bu da verimli toprakların mineral dengesinin bozulmasına; tuz oranlarının artmasına sebep veriyor. Sadece düşük tuz bulunduran toprak alanlarında büyüyebilen pirinç de üretilemez hale geliyor.

Aynı zamanda yetişmek için yüksek miktarda suya ihtiyaç duyan pirinç dengesiz hava olaylarından; aşırı kuralık veya aşırı yağmurdan da etkileniyor. Araştırmacılar laboratuvarlarda ekstrem hava koşulları için daha dayanıklı pirinç taneleri çaprazlamaya aynı zamanda üretim aşamasında başlı başına metan gazı; bir tür sera gazı kaynağı olan pirincin çevresel ayak izini düşürmek için uğraşıyor.

Şarap

İklim krizinin hava koşulları üzerindeki en ufak etkileri bile üzüm bağlarını yani şarap üretimini etkileyebiliyor. En ünlü şarapların başarılarını borçlu oldukları eşsiz ve narin tatları üretildikleri üzümlerin büyük dikkat ve özenle büyütülmüş olmalarından kaynaklanıyor. Günümüzde ise iklim krizi yüzünden hava koşullarını, toprağın kalitesini ve kirlenme oranını tahmin etmesi, teknolojik gelişmelerin aksine daha da zorlaştığı için şarap üreticileri başa çıkılamaz zorluklar çekiyor. Şaraplarına karakteristik özellikleri veren notaları iklim krizi altında büyümüş üzümler ile tutturamayan üreticiler şaraplarında yakın civarlarda çıkmış orman yangınlarının kokusu ve tadını bile alabiliyorlar.



Burcu Erbaş

1997 yılında Antalya’da doğan Burcu, İstanbul Saint Joseph lisesinde eğitim gördü. 2020 yılında Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Erasmus programı ile bir sene boyunca eğitim aldığı Sciences Po Paris’te çevre politikaları, sürdürülebilirlik ve ekoloji üzerine dersler aldı. Öğrendiklerinden çok etkilenen Burcu yaşam tarzını çevreye duyarlı olacak şekilde...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP