YAZAN: BURCU ERBAŞ
In partnership with Wings

Enflamasyon; doğal, gerekli ama kronikleştiğinde çok tehlikeli olabiliyor. Özellikle ileri yaşlarda bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla kronikleşen enflamasyon, inflammaging olarak adlandırılıyor. İçindeki “aging” kelimesinin de işaret ettiği gibi, bizi yaşlandıran şey yalnızca takvim yaşı değil; inflammaging seviyesinin artması. Bu durum diyabet, kolesterol ve kalp hastalıkları gibi kronik rahatsızlıklarla ilişkilendiriliyor. Çevresel etmenlerden yaşam tarzı seçimlerimize kadar birçok faktörle hızlanabilen inflammaging süreci sağlığımızı yıllar içinde aşağıya çekebiliyor. Neyse ki enflamasyon yalnızca dışsal bir süreç değil; aksine seçimlerimiz, ne yediğimiz ve bedenimize nasıl baktığımızla doğrudan ilişkili. Bu nedenle doğru tercihlerle kontrol altına alınabiliyor. Ben de immünosenesans uzmanı Prof. Dr. Janet Lord’un inflammaging hakkındaki görüşlerini derleyerek bu sorunun cevabını araştırdım.


Inflammaging nedir?

Inflammaging ilerleyen yaş ile beraber yükselen kronik, düşük seviyeli bedensel enflamasyonu tanımlamak için kullanılıyor. Ortaya çıkma nedeni ise bağışıklık sisteminin zamanla daha az reaktif olması ve eskisi gibi nokta atış çalışamaması olarak belirleniyor. İleri yaş ile beraber anılan birçok kronik hastalığın; kalp sorunlarının, Tip 2 diyabetin, birtakım kanser türlerinin, demans gibi nörodejeneratif hastalıkların temelinde yatan inflammaging, bedensel ve zihinsel sağlığı yavaş yavaş ve sinsice aşağıya çekiyor. Hatta bu hastalıkların yalnızca yaşın ilerlemesinin doğal bir sonucu olmadığı giderek daha fazla vurgulanıyor. Birçoğunda kronik enflamasyonun önemli bir rol oynadığı düşünülüyor.

Inflammaging bedeni nasıl etkiler?

Enflamasyon aslında tek başına kötü bir bedensel tepki değil. Aksine bağışıklık sistemimizin bizi hastalıklara, sakatlanmalara, toksinlere karşı korumak için tetiklediği koruyucu bir mekanizma. Asıl problem enflamasyonun aniden yükselmesiyle değil, düşük seviyesinin kronikleşmesi hatta kalıcılaşması ile başlıyor. Kronik enflamasyon, akut enflamasyonun aksine tek bir bölgede kalmıyor; birden fazla sistemi etkiliyor. Beyindeki enflamasyon bilişsel fonksiyon kaybı ile ilişkilendiriliyor. Kaslarda ise güçten ve kas kütlesinden düşüş gözlemleniyor. Metabolizma sağlığı da enflamasyondan etkileniyor; insülin direnci ve kilo artışı başlıyor. Zaten yaşın ilerlemesi ile doğal olarak güçsüzleşmiş olan bağışıklık sistemi de kronik enflamasyonun altında fazla çalışmaya zorlanarak daha da zayıflıyor.


“Yaşlanma denince aklımıza gelen tüm sorunların büyük bir kısmı aslında altta yatan kronik enflamasyondan kaynaklanıyor.”

Prof. Dr. Janet Lord

Hangi faktörler inflammaging’e yol açar?

Inflammaging’i yaratan ana tetikleyiciler, immünosenesans yani bağışıklık sistemi yaşlanması, bağırsak mikrobiyotasındaki bozukluklar, yaşam tarzı seçimleri olarak sıralanıyor.

İmmünosenesans

İlerleyen yaşla beraber bağışıklık sisteminin çevresel tehditlere karşı savaşabilme yeteneği gittikçe köreliyor. Bedendeki tehditlere karşı koyamadığı ve etkili şekilde reaktif olamadığı için bedenin kendi kendine saldırma riski daha çok yükseliyor. Bu durum sonucunda bağışıklık sistemi enflamatuar yanıtını bir türlü kapatamıyor. Bu yanıt bedenin arka planında sürekli olarak dönmeye devam ediyor.

Bağırsak mikrobiyotasındaki değişimler

İlerleyen yaş ve kronik enflamasyon aynı zamanda bağırsak mikrobiyotasında da değişimlere yol açıyor. Enflamasyonu düşürmeye yardımcı olan bileşenler üreten iyi bakterilerin sayısının giderek düştüğü, kötü bakterilerinse fırsattan istifade çoğalma eğilimi gösterdiği bu yeni durum, bağırsaklarda disbiyozise yol açabiliyor ve mikrobiyom zenginliğini düşürebiliyor. Bir kısır döngü içinde kendi kendini besleyen bir yapıya dönüşebiliyor.

Aynı zamanda bağırsak geçirgenliği de ilerleyen yaşa bağlı olarak zayıflayabiliyor. Bu da besinler yoluyla vücuda giren zararlı bakteri ve toksinlerin kan dolaşımına katılma risklerini artırıyor. Bağışıklık sistemini harekete geçiren yabancı maddeler sistemik enflamasyonu da artırıyor.

Beslenme, hareket seviyesi ve stres

Kötü beslenme alışkanlıkları; lif açısından, bitki bazlı besinler açısından yetersiz diyetler bağırsaklardaki mikrobiyom dengesizliklerini tetikleyebiliyor. Hareketsizlik ve uzun süre sedanter bir yaşam sürmek, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve enflamasyon riskinin artmasına yol açıyor. Bu durumun bir sonucu olarak ortaya çıkabilen aşırı kilo, özellikle bel çevresi yağlanması, sürekli enflamatuar bileşenler üreterek kronik enflamasyonu sessizce besliyor. Bunun yanı sıra yaşam boyu sık geçirilen enfeksiyonlar, antibiyotik kullanımı ve hastaneye yatış gibi sağlık komplikasyonları da inflammaging’i tetikleyebiliyor.

Inflammaging nasıl durdurulabilir hatta tersine çevrilebilir?

Sağlık uzmanlarına göre inflammaging’i durdurmak hatta tersine çevirmek mümkün. Bunun için elimizdeki en etkili araçlardan birinin düzenli egzersiz olduğunu söylüyorlar. Fiziksel aktivite enflamatuar biyobelirteçlerin düşürülmesine, bağışıklık fonksiyonunun güçlenmesine yardımcı olarak enflamasyon seviyemizi gençliğimizdeki seviyelere kadar çekebiliyor. Egzersizin bu faydalarından yararlanmak için her gün mutlaka hareket etmek, örneğin yürüyüş yapmak öneriliyor. Prof. Dr. Janet Lord’un yürüttüğü bir araştırmaya göre ileri yaşlarda her gün 3 binin altında adım atanların inflammaging seviyeleri çok yüksekken, 5 bin ila 7 bin arasında adım atmaya başlayanlar bunu yarıya düşürebiliyor, 10 bin ve üzerinde adım atanlarda ise neredeyse hiç inflammaging’e rastlanmıyor!

Bunun yanı sıra lif ve bitki bazlı besinler açısından zengin Akdeniz Diyeti’ni takip etmek, bağışıklık sistemini antioksidan ve polifenoller ile güçlendirmek, enflamasyonu tetikleyebilen ultra işlenmiş gıdalar, doymuş yağlar ve rafine şekerden uzak durmak bedeni her yaşta korumaya ve onarmaya yardımcı oluyor. Aynı zamanda bağırsak mikrobiyomundaki yaşanabilecek dengesizliklere ve kontrolsüz kilo alımına karşı bir çözüm oluşturuyor. Prof. Dr. Janet Lord aynı zamanda sağlığı ve günlük rutini el veren kişilere aralıklı oruç yapmayı da inflammaging’i düşürmenin etkili bir aracı olarak öneriyor.


Wings ile hayatınıza değer katmaya, alışveriş keyfini ayrıcalıklara dönüştürmeye hazır mısınız? Siz de Wings’in ayrıcalıklı dünyasına katılmak ve size özel programlarını incelemek için link üzerinden başvurunuzu yapabilirsiniz!



Burcu Erbaş

Burcu Erbaş, 2024 yılında Domus Academy Milano'da Visual Brand Design alanında yüksek lisansını, 2020 yılında ise Galatasaray Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi lisansını tamamladı. Live to Bloom'da dört yıldır içerik ve proje yöneticisi olarak görev yapan Burcu platformun görsel iletişiminde de aktif olarak rol alıyor. İyi yaşam alanında yazdığı içeriklerinde özellikle bütünsel...



BLOOM SHOP