Çocuklardaki “karşıt olma bozukluğu” (KOB) genellikle ilkokul yıllarında, düzen bozuculuk ve otorite figürlerine karşı aşırı reddedici davranışlarla kendini göstermeye başlar.

Karşıt olma bozukluğu, “hiperaktivite-dikkat eksikliği” ve başkalarına kabadayılık etme, gözdağı verme gibi anti-sosyal davranışlarla karakterize edilen “davranım bozukluğu” (conduct disorder) ile karıştırılabilmektedir. Birbirine bazı açılardan oldukça benzeyen bu üç bozukluğun bazılarının bir arada bulunduğu (comorbidity) vakalar da mevcuttur.

KOB’un ayırt edici özelliği nedir?

KOB’u olan çocuklar kural koyma, buyurma, yaptırım gücüne sahip olan otorite figürlerine (örneğin ebeveynler, öğretmenler, yöneticiler gibi) karşı aşırı düşmanca davranır. Onlarla sıklıkla tartışmaya girerler. Bu durum onların yaşam işlevselliğini, sosyal uyumlarını ve akademik başarılarını zedeleyen düzeydedir.

KOB’un diğer belirtileri nelerdir?

DSM 5 Tanı Kriterleri Kitabı’nda yer alan diğer belirtiler ise şunlardır:

  • Sık sık tepesi atma
  • Sık sık alınganlık gösterme ve kolaylıkla kızma
  • Sık sık öfkeli, kızgın, içerlemiş ve gücenmiş hissetme
  • Sık sık bile bile başkalarını kızdırma
  • Kendi yanlışlarından ya da yanlış davranışlarından dolayı sıklıkla başkalarını suçlama
  • Yoğun kin ve düşmanlık besleme

Bu belirtilerden en az dördünün son altı ay içinde birden fazla günde ortaya çıkması durumunda KOB’un varlığından şüphelenilebilir.

KOB’e dair yaşamdan örnekler

Çocuğunuzda KOB’un varlığını anlamak ve kabullenmek kolay olmayabilir. Ne yazık ki çoğu aile bunu sosyal çevreden gelen dışlamalarla (çocuğun okuldan atılması, öğretmenin uyarıları, sınıftaki velilerin şikayetleri) fark etmektedir.

Davranış bozukluklarının bilinmediği, yeterli bir psikolojik danışma hizmetinin bulunmadığı okullarda bu çocuklar direkt gözden çıkarılan çocuk konumuna gelmektedir. Bu durum çocuğun davranışlarını ve benlik algısını olumsuz yönde etkilemekte ve ailede stres yaratmaktadır.

Dört yaşındaki çocuğu anaokulundan atılan annenin anlattıklarına kulak verelim:

“Bunun yaşanmış olduğuna hâlâ inanamıyorum. Sadece oğlum değil tüm aile olarak yaşananlardan çok etkilendik. Onun okuldan atıldığına dair mektubu aldığım gün hayatımın en mutsuz günüydü. Yıl sonu gösterisine hazırlanmış sadece dört yaşında hevesli bir çocuk… Diğer çocuklardan çok farkı yok. Ona bu durumu nasıl anlatacağımı bilemiyor, kendimi dışlanmış ve mutsuz hissediyordum.”

Öğretmenlerin KOB ile imtihanı

Öğretmenler her ne kadar psikoloji alanında dersler almış olsalar da, bazı özel durumu olan öğrencilerle karşılaştıklarında kendilerini çaresiz hissedebilirler. KOB’u olan bir çocuğun öğretmeni olmak hiç de kolay değildir. Sınıfında bir ya da birden fazla KOB’a sahip öğrencisi olan öğretmenin yaşayabileceği olası durumlar şunlardır:

  • Bu çocuk beni düşman olarak algılıyor ve her fırsatta dersimi sabote ediyor diye düşünebilir.
  • Ben yetersiz bir öğretmenim, öğrenciler beni dikkate almıyor ve sınıfı iyi yönetemiyorum hissine kapılabilir.
  • Bazen sınıf ortamında yoğun bir kızgınlık, çaresizlik ve mutsuzluk yaşayabilir. Bu durum yaşamının diğer alanlarındaki ilişkilerine de olumsuz yönde yansıyabilir.
  • Diğer öğrencileri KOB’u olan öğrencinin saldırgan ya da uyum bozucu davranışlarından korumaya çalışırken strese girebilir.
  • Diğer velilerin KOB’lu öğrenciye yönelik şikâyetleri nedeniyle kendini baskı altında hissedebilir.
  • Çocuğu okulun Rehberlik Servisi’ne yönlendirmesine rağmen yüzlerce öğrenciye psikolojik hizmet sunmaya çalışan bu birimlerin çocukla yeterince ilgilenememesi sonucunda destekten yoksun kalabilir.

KOB benzeri belirtiler sergileyen bir birinci sınıf öğrencisinin öğretmenine ait sözler:

“Kırk yıllık meslek hayatımda böyle bir öğrenci ile karşılaşmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Sınıfa girdiğim andan itibaren bana sürekli olumsuz sözler söylüyor ve arkadaşlarına lakaplar takarak sataşıyor. Sınıfta hiçbir kurala uymadığı gibi uyanlarla da dalga geçiyor. Onu çok sevmeme rağmen bazen ders çıkışında sinirimden ağladığım oluyor.” 

Bir diğer öğretmenin sözleri:

“O çok farklı bir çocuk. Benimle sürekli zıtlaşıyor. İstiklal Marşı söylenirken kesinlikle diğerleri gibi yerinde durmuyor. Törenler sırasında aniden ortamdan ayrılıp gidebiliyor. Sınıfta elbette ki bazı kurallarımız var. O bunların hiçbirine uymuyor, kurallar sanki ona acı veriyor. Rutin şeylerden nefret ediyor. Hatalı bir davranış yaptığında bunun suçunu ya bende ya da arkadaşlarında arıyor.”

KOB’un oluşum nedenleri

Genetik faktörler: Ailede ve önceki kuşaklarda kurallara uymaktan hoşlanmayan ve otorite figürleri ile sürekli sorunlar yaşayan bireylerin olması.

Ebeveynlik uygulamaları: Aşırı otoriter ebeveynlik, yeterli ailesel sevgi ve şefkatin olmaması, ilgisiz kalma, yetersiz ebeveyn gözetimi ve tutarsız disiplin uygulamalarının varlığı.

Sağlıksız disiplin anlayışı: Çocuğun disipline edilmesinde fiziksel ve sözel şiddete başvurulması, tahammülsüz ve duygu kontrolü olmayan bir şekilde davranılması.

Aile içi iletişim: Aile içindeki bireyler arasında eleştirel, aşağılayıcı, savunmacı, düşmanca ve anlayışsız bir iletişim tarzının var olması ya da bireylerin birbirinden aşırı kopuk olmaları. Aileye yeni katılan kardeşe aşırı ilgi gösterilmesi, diğer çocuğun kendini dışlanmış hissedip bunu sağlıklı yollarla dışa vuramaması.

Kindarlık ve suçlamacılık: Aile üyelerinin birbirlerine ya da diğer insanlara karşı kindarca davranmaları, sorumluluk alma yerine suçlama yoluna gitmeleri, empatinin eksik olması, diğer insanların sürekli yetersizlik, değersizlik ve hata yapma ile suçlanmaları.

Neler yapılabilir?

  • KOB belirtileri gösteren çocuklar asla dışlanmamalı ve damgalanmamalıdır.
  • Çocukların bu özel durumları hakkında öğretmen, aile ve okul yönetimi bilgilendirilmeli, psikolog ve rehber öğretmenler eşliğinde bir iyileşme programı hazırlanmalıdır.
  • KOB’un tedavisine yönelik geliştirilen tedavi programlarına bakıldığında bunlardan en etkin olanlarının hem çocuğun hem de ailesinin eş zamanlı olarak iyileşme sürecine dahil edildiği programlar olduğu görülmektedir.
  • Bahsedilen programlarda, çocukla aile arasındaki ilişkileri güçlendirmek, ebeveynlerin çocuktaki pozitif davranışları gördükçe pekiştirmelerini ve istenmeyen davranışları gerekçeleri ile açıklamaları için yönlendirmek hedeflenmektedir.
  • Çocuklara yönelik ise, empatiyi arttırma, arkadaşlık kurma becerisini geliştirme, çatışma çözme ve öfke kontrolü gibi alanlarda destek sunulabilir.
  • Bu çocuklar için hem aile, hem okul, hem de akran ortamlarında güvenli, şefkatli, anlayışlı, cezadan uzak ve çözüme yönelik yaklaşımların benimsenmesi önemlidir.
  • Yoga, meditasyon gibi çocuğun zihin ve beden uyumunu kazanmasını ve parasempatik sinir sistemini devreye sokmasını sağlayıcı yöntemleri deneyimlemesi sağlanabilir.
  • Çocuk, duygularını dışa vurabileceği sanat etkinliklerine, rekabetçiliğini doyurabileceği ve sosyal ilişkilerini kuvvetlendirebileceği spor faaliyetlerine yönlendirilebilir.

İlginizi çekebilir!