Günlerdir bitiremediğin rapor, bir türlü başlayamadığın spor, hala toplayamadığın odan… Yapmamız gereken ama ertelediğimiz ne çok şey var. Durup düşündüğümüzde bunların hiçbiri ertelemeye değecek işler olmasa da bir türlü başına geçemiyoruz.

Sürecin nasıl ilerlediğine bakacak olursak önemi ve önceliği fazla olmayan işleri, önemli ve önceliği fazla olması gereken işlerin önüne koyma eğiliminde olduğumuzu görürüz. Örneğin ders çalışmaya başlamamız gerekirken, kendimizi gardırobumuzu düzenlemeye koyulmuş bir halde bulabiliriz. 

Procrastination nedir?

Dünya literatüründe “procrastination” olarak geçen erteleme hastalığı, erteleme davranışının kronikleşmiş halidir. Günlük hayatınızda erteleme davranışını çok sık yaptığınızı fark ediyorsanız, bu davranışınızın altında yatan unsurlara odaklanmanızı öneririm.

Biliyorsanız ki o işi yapmak için yeterli imkanlara, zamana, sağlığa, enerjiye sahipsiniz ama yine de erteliyorsunuz, o zaman aşağıdakilerden bir ya da birkaçı kendinizi sabote etmenize sebep oluyor olabilir. 

Mükemmeliyetçilik

Zihninizdeki o mükemmeliyetçi ses, yapacağınız işin hatasız ve kusursuz olması gerektiğini size söyleyip duruyor olabilir. O işi sıfır hatayla sonlandırmak için o işe gerektiğinden çok daha fazla emek ve zaman verileceğinden iş gözünüzde büyüyor olabilir.

Ne yazık ki mükemmeliyetçilik bize birçok konuda engel oluşturur. Bunu kontrol altına almak için kendimize sık sık bir robot olmadığımızı, hata yapabileceğimizi hatırlatmamız gerekir. O an öyle hissetmesek de aslında birçok hatanın telafisi mümkündür!

Anlam eksikliği

Eğer yapmanız gereken iş ile ilgili içsel bir motivasyonunuz yoksa, içten içe bu işi neden yaptığınızı bilmiyorsanız ya da biliyorsanız ama bu sebep size anlamsız geliyorsa erteleme davranışına başvuruyor olabilirsiniz. Bu sebeple sizi motive edecek anlamlar bulmalısınız.

Örneğin, üniversitede psikoloji okurken, neden matematik dersi gördüğümüzü hiç anlamamış, mesleğimizde bunu kullanmayacağımızı düşünmüş ve bu yüzden de matematik çalışma motivasyonuna hiç sahip olamamıştım.

Oysa bugün görebiliyorum ki, okulda işlenen soyut matematik kavramları bizim ileride gerçek hayattaki gerçek problemleri çözmemizde yardımcı oluyor, beynimizin farklı bölgelerini çalıştırıyor ve analitik bir bakış açısı sağlıyor. Bu anlamı o yıllarda bulabilmiş olsaydım, daha güçlü bir çalışma motivasyonuna sahip olabilirdim!

Başarısızlık kaygısı

Bazen başlayacağımız işi olumlu sonuçlandıramamaktan korkarız. Sonuç olarak da başarısızlıkla yüzleşmemek için başlama kısmını erteleme eğiliminde olabiliriz. Zaman zaman bu kaygı oldukça derinlerden gelebilir ve kişi bu kaygının farkında olmayabilir. Ama derinlerde saklı olsa bile, başarısızlık kaygısı kişiyi sabote edebilir.

Böyle hissedenlere önerim, başarısızlık duygusuyla barışmanız olur. “Belki başarısız olurum ama denemeden bunu bilemem” zihniyetindekilerin erteleme eğilimi oldukça azdır. Bir işte başarısız olmak, hayatta başarısız bir insan olduğunuzu göstermez!

Bilgi ve donanım eksikliği

Konuyla ilgili yeterli bilgiye, donanıma veya yeteneğe sahip değilseniz, o işten kaçma eğiliminiz artabilir. Bu sebeple, o işe başlamadan önce gerekli ekipmanları toplamak, konunun uzmanından destek almak ve kendimizi yetkin hissedip çalışmaya başlamak iyi bir fikir olabilir. Eğer hiçbir şekilde bu işte yeteneğiniz olmadığına inanıyorsanız da yapacağınız işi kendi yeteneklerinize göre güncellemek ya da başkasına delege etmek çözüm olabilir. 

Performans kaygısı

Bazılarımız, yaptıkları iş ile değerlendirilecek olma fikrinden rahatsız olurlar. Örneğin, normalde size kolay gelen bir iş, bir grup insan önünde yapılacaksa, ya da onların değerlendirilmesine sunulacaksa bu iş sizin için bir kabusa dönüşebilir.

Bu durum size tanıdık geliyorsa, bu nedeni derinlemesine incelemekte fayda var. Başkalarının bizimle ilgili fikirlerine olması gerektiğinden daha fazla önem vermek değiştirilmesi gereken bir durumdur. Bu gibi durumlar genelde çocukluk kaynaklı olduğu için psikoterapi ile çözüme kavuşturulabilir. Bu durum size tanıdık geliyorsa, bu nedeni derinlemesine incelemekte fayda var.

Başkalarının bizimle ilgili fikirlerine olması gerektiğinden daha fazla önem vermek değiştirilmesi gereken bir durumdur. Bu gibi durumlar genelde çocukluk kaynaklı olduğu için psikoterapi ile çözüme kavuşturulabilir.

Belirsizlik

İşe nereden başlayacağını ya da yapılan işten ne beklendiğini tam olarak bilmemek de erteleme davranışını doğurabilir. Eğer kendinizde böyle bir şey hissediyorsanız öncelikle yönergeyi netleştirin. Sizden tam olarak ne beklendiğini ya da kendinizden tam olarak ne beklediğinizi netleştirin. Bir yol haritası çizip nereden başlayacağınızdan emin olun. Bu şekilde başlamanın çok daha kolay olduğunu göreceksiniz!

Erteleme davranışına karşı ne yapmak gerekir?

Yukarıda bahsettiğim sebeplerin yanı sıra, size özel başka sebepler de olabilir. Kişi önce sürekli bir erteleme davranışı içinde olduğunu görmeli, sonra bunun sebeplerini araştırmalı sonra da bu sebepleri ortadan kaldırmaya çalışmalıdır.

Tüm bunlardan sonra, gün içinde en verimli olduğunuz saat dilimini bulup, öyle başlayabilirsiniz. Başlamanın önemini unutulmamalıdır, başladıktan sonra devam etmek çok daha kolaydır.

Yapılacak işi küçük parçalara bölmek de faydalı bir yoldur. Hepsini aynı anda yapmaktansa, alt başlıklara ayırıp bu alt başlıklar günlere bölüştürülebilir. Günün sonunda yaptıklarınızı not edip, yaptıklarım listesi oluşturabilirsiniz. Bu da sizi ertesi gün için motive eder. 

Tüm bu öneriler, erteleme davranışınıza çare olmuyorsa, bu konuyla ilgili profesyonel bir destek almayı unutmayın!

İlginizi çekebilir: Erteleme Hastalığının Psikolojik Sebepleri ve Başa Çıkma Yolları