Kaliteli bir yaşam sürmenin yolunun, sağlıklı bir bedene sahip olmaktan geçtiği tartışmasız bir gerçek.

Her yeni gün bedenimizi tanımaya, yönetmeye ve iyileştirmeye yönelik aslında yıllardır var olan pek çok diyet türüyle tanışıyoruz. İşte kökeni 1920’lere dayanan “ketojenik diyet” bu birbirinden farklı diyet türlerinden bir tanesi.

Ketojenik diyet nedir?

John Hopkins’in epilepsi hastalarını tedavi etmek amacıyla “karbonhidratı kesmek ya da çok az miktarda tüketmek” koşulu altında keşfettiği yöntemin zihinsel gelişime ve gereksiz kilolardan kurtulmaya katkı sağladığı fark edilmiştir.

Enerji üretimine yetecek miktarda karbonhidrat tüketmediğimizde bedenimizin gerekli enerji ihtiyacını karşılayabilmek adına depo yağ kontenjanından yağ yakarak enerji sağlayabildiği gözlemlenmiştir. Bu nedenle ketojenik diyet; yüzde 5 ila 10 arası karbonhidrat, yüzde 20 dolaylarında protein, yüzde 60 ila 80 arası sağlıklı yağ tüketimini hedeflemektedir.

Glikozdan daha etkili bir yakıt yöntemi olan yağ yakımı, BHB olarak adlandırılan ketozlar sayesinde her oksijen akışında glikoz yakımının ürettiğinden daha fazla enerji üreterek beyin sağlığı için oldukça faydalı etkiler oluşturmaktadır.

Bu nedenle ketojenik diyet; kanser hücrelerinin gelişimini engeller, epilepsi, travmatik durumlar, hafıza kayıpları, Parkinson hastalığı, beyin sarsıntıları, Alzheimer gibi hastalıkların tedavisinde de önemli rol oynar. Hasta kişinin hayatında hatırı sayılır farklar yaratır. Kişi, olay ve durumlar karşısında daha kontrollü, daha keskin bakış açılarına sahip ve daha algıları açık hale gelir.

Ketojenik diyetle kilo vermek mümkün mü?

Her diyet programında olduğu gibi, doğru bünyede, doğru yöntemlerle ve mutlaka doktorunuza danışarak ketojenik diyetle kilo vermeniz mümkün. Örneğin şekere çok düşkün olan bir bünyede şekerin azaltılıp yağ tüketiminin arttırıldığı bir durumda kişinin insülin hassasiyetinin dengelenerek önceki yeme alışkanlıklarına göre kendini daha tok hissettiği ve daha az besin tükettiği ortaya konmuştur.

Yapılan bir araştırmada, düşük karbonhidrat diyetini uygulayan erkek katılımcıların yüzde 70’inde insülin seviyesinin yüzde 37 oranında azaldığı tespit edilmiş ve sağlıklı kilo kaybı gözlemlenmiştir. Elbette ki, her şeyde olduğu gibi, bu diyet de kişiden kişiye farklılık gösterir.

Yağın, karbonhidratın ve proteinin doğru kombinasyonu sadece ve sadece size ve bedeninize göre şekillenir. Yine de aşağı yukarı oranlar olmakla beraber bu diyeti denemek isteyenler için bazı tavsiyelerimiz var!

Uygulama süreci

Başlangıç olarak 4-6 hafta arası uygulanabilir. Kan basıncınıza, kolesterolünüze, inflamasyon aktivasyonunuza ve doktorunuzun tavsiyelerine göre bu süreç uzatılabilir. Düzenli doktor gözetimi altında 6 ay ve 1 yıl arasında değişen diyet denemeleri de mevcuttur; ama kesinlikle uzman bir göz tarafından muayene altında olunması tavsiye edilmektedir.

Karbonhidratı azaltma süreci

Meyveden, undan, alkolden, ekmekten ve tabi ki tatlılardan olabildiğince kaçının. Ketojenik diyette 20-25 gramlık bir karbonhidrat tüketimi günlük ihtiyacınız için idealdir. Zeytinyağına, çorbaya, sebzelere ağırlık verin. Her gün en az bir sebze yemek altın kuralınız olsun.

Örneğin 3 gramlık iki kap ölçüsünde marul, 4 gramlık bir kap ölçüsünde salatalık, 6 gramlık bir kap ölçüsünde lahana, üzerine zeytinyağı ve sıkılmış limon harika bir öğün tavsiyesi olabilir.

Egzersiz yapın

Mutlaka hoşunuza giden bir egzersiz programını günlük aktiviteniz olarak belirleyin. Yoga, yürüyüş, bisiklet, doğa sporları, salon sporları… Ve mutlaka yaptığınız programa göre protein ihtiyacınızı karşılayın.

Ancak çok fazla protein tüketimi fazla glikoz üretimine sebep olacağından doğru oranı tutturmak çok önemli. Omega 3 içeriği sayesinde beyin sağlığını koruduğu ve çok iyi bir protein sağlayıcısı olduğu için balık yemeyi ihmal etmeyin.

Örneğin akşam yemeği için aşağıdakilerden herhangi biri protein kategorisi için sofranızda yer alabilir:

  • 30 gramlık somon
  • 27 gramlık avuç içi büyüklüğünde tavuk (but)
  • 22 gramlık hamburger eti

Yağ tüketin

Yağlar günlük kalori ihtiyacınızın yüzde 80’ini karşılıyor olmalıdır. Avokado, fındık ve zeytin bu oranı yakalamanız için hem lezzetli hem faydalı besinler kategorisine giriyor. Salatalarınıza zeytinyağı koymayı alışkanlık edinin. Örneğin bir salatanın üzerine koyacağınız iki yemek kaşığı zeytinyağı 28 gram yağ oranı içerir, ona ilaveten 4 parça somon 15 gram yağ katkısı sağlar, toplamda 45 gram yağ tüketimi öğününüz için ideal bir orandır.

Haftada iki veya üç kez kırmızı et tüketmeye çalışın. Sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş etlerden uzak durun. Antienflamatuar (iltihap yaratmayan) protein almaya özen gösterin.

Kısaca sağlıklı ve dengeli beslenmek her insanın bedeni için yapabileceği en güzel şeydir. Ama tüm bunlardan önce bedenimizi tanımak, hassasiyetlerimizi, direncimizi, bağışıklık sistemimizi bilmek ve ona göre bir diyet rotası çizmek çok daha önemlidir. Sağlıklı bilinçlere ve bedenlere.

İlginizi çekebilir!

Kaynak: Parsley Health, Goop.com