1 Ekim -31 Ekim tarihlerini kapsayan Meme Kanseri Farkındalık Ayı, kadınlarda yaygın olarak görülen meme kanserine dair dünya çapında bilinçli bir farkındalık uyandırmayı hedef alıyor. Yarın itibariyle başlayacak olan bu aya özel, ikinci evre meme kanseri savaşçılarından Esin Gül, sizler için kendi mücadele hikayesini kaleme aldı.

Bir kez yapmıştım, yine yapabilirdim.

Ben Esin Gül, 31 yaşında freelance moda tasarımcısıyım. 3 yıl önce ikinci evre meme kanseri teşhisi aldım. Ama aslında kanser kelimesi hayatıma 5 yıl önce girmişti. 26 yaşında, aslında tedavisi en kolay ve en masum kanser türlerinden biri olan tiroid kanseri karşıma çıktı. Ameliyat ve sonrasındaki radyoaktif iyot tedavisiyle kısa sürede sağlığıma kavuşup iyileştiğimi gördüm.

Bu yüzden meme kanseri teşhisi aldığım ilk andan itibaren iyileşeceğime inanıyordum. Evet bir kez yapmıştım, yine yapabilirdim. Ama beni asıl endişelendiren süreç boyunca karşıma nelerin çıkacağıydı. Bu kısa endişe hali doktorum Prof. Dr. Fatih Aydoğan ile tanışınca son buldu. Kendisi meme kanseri sürecindeki en büyük şansımdı.

Daha ilk randevuda bütün tedavileri en küçük ayrıntısına kadar anlattı ve tedavim boyunca bana ışık tuttu. Kanserin getirdiği tüm tedavileri sırasıyla görecektim: Mastektomi ameliyatı, kemoterapi, radyoterapi ve sonrasında hormonoterapi.

Artık tedavi sürecinde beni nelerin beklediğini biliyordum.”

Önümde sonu ışık olan uzun bir yol vardı ve bir an önce yola çıkmak istiyordum. İlk durak mastektomi ameliyatımdı. Memelerimle vedalaşmam kolay olmadı ama aynı ameliyatla expander takılması psikolojik açıdan oldukça destekleyici olmuştu. İyi bir ameliyat geçirdim ve iyileşme sürecim oldukça kısa sürmüştü.

İkinci durak benim “zehr-i şeker” olarak adlandırdığım kemoterapiydi. 8 kürlük kemoterapi sürecim her zaman çok kolay geçmedi, bazen çok ağır ve ağrılı oluyordu. Saçlarımı kaybedişim, maske takıp gülüşümü sabote edişim… İlk kez kendimi aşağıya çekilmiş gibi hissetmiştim. Ama ben hep şöyle düşünüyordum: “Bu ilaç bana iyi gelecek, kanserin etkilerinden koruyacak, zaman zaman sarsacak ama günün sonunda ben iyileşmiş olacağım.” Öyle de oldu!

Üçüncü durak radyoterapi, sanırım şimdiye kadarki tedaviler arasında en kolayıydı. 25 seanslık radyoterapi tedavisinden cildimde hafif bir koyuluk oluşması dışında hiç etkilenmedim.

Dördüncü ve son durak ise hala devam eden hormonoterapiydi. Hormonoterapinin ilk iki yılı tedaviye ek olarak aylık aşı oluyordum ve östrojen hormonum baskılanıyordu. Bu yüzden geçici menopoza girmiştim. Ama beslenme şekli ve düzenli egzersiz sayesinde menopozdan en az şekilde etkilendim. Sonunda o da geçti, şimdi sadece tek bir ilaç ve baskılanmayan östrojen hormonumla yola devam ediyoruz.

İlginizi çekebilir: Hastalıklardan Koruyan Mucize Besinler

Kanser sürecinin psikolojik boyutu

Bana göre, bende şöyle bir durum oldu: Ben kanseri iyi karşıladım; neden benim başıma geldin, senden nefret ediyorum gibi söylemlerde bulunmadığım için o da bana hep ılımlı davrandı. Tedavim boyunca antidepresan dahil psikolojik destek almadım. Fakat ailemin, arkadaşlarımın, o dönem ve öncesinde çalıştığım şirketteki patronlarımın, iş arkadaşlarımın, uzak ve yakın çevremin sonsuz desteği vardı. Kansere karşı arkamda bir ordu vardı diyebilirim. Bir de doğa! Kendimi fiziksel olarak iyi hissettiğim anda soluğu doğada alıyordum. Bu beni çok rahatlatıyordu.

İlginizi çekebilir: Orman Banyosu ile Doğaya Dönüş Vakti!

Tedavim bittikten sonra, 1,5 yıl boyunca uzman bir psikolog yardımıyla destek gördüm. Evet bedenim iyileşmişti ama tam bir iyileşme için psikolojik bağışıklılığımın da güçlenmesi gerekiyordu.

Kanserin etkilerinden beni psikolojik olarak çıkaran en önemli şeylerden biri de meme onarım ameliyatımdı. Mastektomi ameliyatında takılan doku genişletici, heykelsi görüntüsüyle güzel duruyordu ama sert dokusuna hiç alışamamıştım. Ama daha sonra takılan kalıcı silikonların yumuşaklığı, görüntüsü, dokusu gerçekçiydi ve bana aitti. Plastik cerrahım Doç. Dr. Erdem Güven sanki bir mucizeye imza atmıştı ve kaybettiğim en değerli şeyi geri almamı sağlamıştı, bu gerçekten harika bir histi.

Bugün iyi ki kanser oldum demiyorum elbette ama bende yarattığı farkındalıklar için de zaman zaman teşekkür etmiyor değilim. En çok teşekkürü de “Kanser Savaşçıları” ile tanıştığım zaman etmiştim.

İçinde bulunduğum toplulukta hem kendime hem de başkalarına faydalı olabilmek muhteşem bir duygu. Kanser adına farkındalık yaratmak, tedavi sürecinde olanlara yalnız olmadıklarını gösterebilmek, şimdi ve gelecekte de hep benimle olacak olan, heyecan verici şeyler.

İlginizi çekebilir: Kanser Farkındalığı: Bilinçli Kanser Yaklaşımı Nedir?

Kanser savaşçılarına mesaj:

Meme kanserinde erken teşhisin hayat kurtardığını bizzat deneyimlemiş biri olarak; kendi kendini muayene etmenin ve belirli bir yaştan sonra düzenli doktor kontrollerinin çok önemli olduğunu belirtmek isterim.

Meme kanseri teşhisi almış güzel kadınlar, kanser bize uğramışsa mutlaka söylemek istediği bir şeyler vardır. Önce onu bir dinleyin; kendinize, bedeninize kulak verin. Sonra kendinize, doktorlarınıza ve yaşamaya inanın…

Çünkü bizler kadınız ve mucizeyi en iyi biz biliriz!

Esin Gül



Lıve To Bloom

Daha iyi bir seçim yaptık ve yaşama çiçek açtık!...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP