YAZAN: CEMRE BOSNALI ZEYDANLI

Mayıs ayı, takvimde farkındalık temalarının daha görünür olduğu dönemlerden biri. Ancak kadın sağlığı söz konusu olduğunda farkındalık, yalnızca bilgiye sahip olmak değil; o bilgiyle kurduğumuz ilişkiyi de yeniden düşünmek anlamına geliyor. Çünkü kadın bedeni hakkında bildiklerimizin önemli bir kısmı, bilimden çok kulaktan kulağa aktarılan cümlelerden oluşuyor. Kadın bedeniyle ilgili bazı kalıplaşmış yargılar var. Zamanla öyle yerleşiyorlar ki, sorgulanmadan doğru kabul ediliyorlar. “Hormon kanser yapar” bunların belki de en yaygını. Öyle ki, menopoz kelimesi daha telaffuz edilmeden, onun etrafına örülmüş bir korku alanı da beraberinde geliyor.

Peki, bu korkunun ne kadarı bilgiye, ne kadarı yıllar içinde büyümüş bir yanlış anlamaya dayanıyor? Bu sorunun peşine düşerken, Op. Dr. Banu Çiftçi kadın sağlığı ve menopoz hakkında önemli noktaları anlatıyor.


Menopozu gerçekten ne kadar doğru biliyoruz?

Bugün hala kadınların büyük bir kısmı, 2002 yılında yayınlanan bir çalışmanın yarattığı algıyla karar veriyor. O dönemde çıkan haberler, hormon tedavisinin meme kanseri ve kalp hastalıkları riskini artırdığı yönündeydi. Ancak bu, çalışmanın kendisinden çok, nasıl anlatıldığıyla ilgiliydi. Katılımcıların büyük bölümü ileri yaşta, ek hastalıkları olan kadınlardı ve kullanılan hormonlar bugünkü biyoeşdeğer formlar değildi. Buna rağmen sonuçlar genelleştirildi, basitleştirildi ve en çarpıcı haliyle servis edildi. Asıl kırılma da burada yaşandı. Çünkü bilimsel bir verinin nasıl ifade edildiği, onu nasıl algıladığımızı doğrudan belirliyor. “Risk %26 arttı” cümlesiyle “10.000 kadında 8 ek vaka görüldü” cümlesi teknik olarak aynı şeyi anlatabilir ama zihinde yarattığı etki aynı değildir. Bu fark sadece dil değil, bir karar meselesi. Ve bu karar, milyonlarca kadını hormon tedavisinden uzaklaştırdı. İlginç olan şu ki, yıllar içinde veriler yeniden değerlendirildiğinde bu korkunun abartılı olduğu kabul edildi, hatta ilaçların üzerindeki sert uyarılar geri çekildi. Ama algı yerinde kaldı. Çünkü korku, bilgiden daha kalıcı olabiliyor.

Menopozun belirtileri ve vücuda etkileri nelerdir?

Menopozun kendisine baktığımızda ise, aslında konu hiçbir zaman yalnızca ateş basması olmadı. Östrojen, üreme hormonu olarak anlatılıyor ama gerçek işlevi bundan çok daha geniş. Beyinde, kalpte, damar sisteminde, kemik dokusunda aktif rol oynayan bir hormonun ani şekilde azalması, yalnızca konforu değil, uzun vadeli sağlığı da etkiliyor. Bu yüzden menopozla birlikte kemik yoğunluğunda belirgin bir düşüş, damar sertliğinde artış ve kalp hastalıkları riskinde ciddi bir yükseliş görülüyor. Yani beden, sessiz ama derin bir yeniden yapılanma sürecine giriyor.

Kendi deneyimimden anlatacak olursam, bir anda kendime şunu sorarken buldum: Ben böyle biri miydim? Normalde çok sakinim ama son zamanlarda hızlı öfkeleniyorum. Dolabı açıyorum ama ne alacağımı unutuyorum. Geceleri uyanıyorum, tekrar dalamıyorum. Sürekli tuvalete kalkıyorum. Ve en garibi, vücudumda bir şeylerin ters gittiğini hissediyorum ama adını koyamıyorum. Bu tarif, aslında perimenopozun en tanıdık hali. Henüz “resmi” olarak menopoz değilsiniz ama bedeniniz çoktan geçişe başlamış oluyor. Zihinsel bulanıklık, uyku bölünmeleri, ani duygu değişimleri… Ve genel olarak bunlar ya stresle ya da yaşla açıklanıyor. Bende hiç olmayan bir yağlanma oldu. Spor yapıyorum ama gitmiyor. İşte o zaman bunun sadece yaş almak olmadığını anladım. Benim için kırılma noktası progesteronla tanışmak oldu. Ama sadece o değil; beslenmem de değişti. Daha protein ağırlıklı, daha yeşil oldu. Aslında bu deneyim, bilimsel olarak anlatılanların birebir karşılığı. Östrojen seviyeleri düştüğünde, özellikle karın çevresinde yağlanma artıyor, metabolizma farklı çalışmaya başlıyor. Yani beden eski kurallarla işlememeye başlıyor.

Tedavi için doğru zamanı kaçırıyor olabilir miyiz?

En kritik dönem, çoğu zaman gözden kaçan o geçiş aralığı: perimenopoz. Son adet öncesindeki birkaç yıl… Hormonların dalgalandığı, semptomların başladığı ama tüm bu belirtilerin göz ardı edildiği bir dönem. Ancak tedavinin en etkili olduğu zaman dilimi de burası. Menopoz tanısı koyabilmek için adetlerin tamamen kesilmesinin beklenmesi gerektiğini söyleyen yaklaşım, bu pencerenin kaçırılmasına neden olabiliyor. Halbuki menopozdan sonraki ilk 10 yıl içinde başlanan hormon tedavisinin kalp ve damar sağlığı üzerinde koruyucu etkisi olduğu artık net bir şekilde biliniyor.

Hormon tedavisinin kendisi de çoğu zaman yanlış anlaşılmaya açık. Çünkü “hormon almak” fikri, sanki bedene fazladan bir müdahale yapılıyormuş gibi algılanıyor. Aslında burada yapılan şey, eksilen bir şeyi yerine koymak. Tıpkı tiroid hormonunun eksildiğinde dışarıdan verilmesi gibi. Üstelik günümüzde kullanılan biyoeşdeğer hormonlar, vücudun zaten ürettiği estradiol ve mikronize progesteronla oldukça benzer formlar. Yani önemli olan bedenin dengesini yeniden kurmak.

“Doğal” olan gerçekten daha mı iyi?

Doğallık meselesi, burada en çok sorgulanması gereken başlıklardan biri. Çünkü hormon tedavisine karşı en sık dile getirilen argümanlardan biri “doğal değil” düşüncesi. Oysa aşı oluyoruz, ilaç kullanıyoruz ve modern tıbbın sunduğu pek çok müdahaleyi sorgulamadan kabul ediyoruz. Bu da “doğal olan iyidir” fikrinin ne kadar seçici bir yerden kurulduğunu gösteriyor. Eğer gerçekten tamamen doğal bir yaşamdan söz edeceksek, o zaman insan ömrünün ortalama 50 yıl olduğu bir dünyayı da kabul etmemiz gerekiyor.

Kısaca menopoz uzun bir yaşam evresi. Bu evreyi nasıl deneyimleyeceğimiz, yalnızca biyolojimizle değil, o biyolojiye nasıl baktığımızla da ilgili. Korkuyla alınan kararlar sınırlayıcı oluyor. Bu yüzden soruyu tersinden sormak gerekiyor: Gerçekten risk olan hormon tedavisi mi, yoksa yıllardır sorgulamadan inandığımız bilgiler mi?



Cemre Bosnalı

Yeditepe Üniversitesi Çeviribilim bölümünden mezun olan Cemre, yayıncılık ve iyi yaşam yolculuğunu bir arada sürdürüyor. Kariyerine All ve L’Officiel dergilerinde Güzellik Asistanı olarak başladı. Kısa bir sosyal medya ajansı deneyiminin ardından 6 yıl boyunca Oggusto'da dijital içerik üretimi üzerine çalıştı. Ardından Cosmopolitan Türkiye’nin Web Direktörlüğü pozisyonunu üstlendi. 2019'dan bu yana...



BLOOM SHOP