YAZAN: DİLAN GÜNAÇTI
In partnership with Wings

Kendimizi bazen bir döngünün içinde sıkışmış gibi hissediyoruz. Bir yandan kişisel gelişim üzerinde çalışıyor, farkındalıklar kazanıyor ve olumsuz davranış kalıplarımız arasındaki bağlantıları görmeye başlıyoruz. Ama bir yandan da gerçek bir yaşam deneyimiyle karşılaştığımızda eski şemalarımıza göre tepki vermekten kendimizi alamıyoruz. Bu durumun nedeni, bilincimiz ile sinir sistemimiz arasındaki uyumsuzluk. Zihnimiz ne yapmamız gerektiğini bilir ancak sinir sistemimizin eski otomatik tepkileri hala aktif olduğu için istemediğimiz şekilde hareket edebiliriz. Geçiş sürecini anlamamızı sağlayacak ve sinir sistemimizin dönüşümünü destekleyecek araçları listeledik.


Mental kalibrasyon nedir?

Mental kalibrasyon, zihnimizin, davranışlarımızın ve sinir sistemimizin birbirine uyumlanma sürecidir. Hayatta yeni bir tutum veya davranış benimsemek istediğimizde, biz doğru olanı bilsek de sinir sistemimiz eski alışkanlıkları ve otomatik tepkileri hala koruyor olabilir. Mental kalibrasyon, zihnimizi ve bedenimizi yeni davranış, inanç ve seçimlere uygun hale getirme pratiğidir.

Yoğun kişisel gelişim çalışmaları yapan kişilerin sürecin bir noktasında tıkanmış hissetmeleri oldukça normaldir. Bizler hedeflediğimiz yönü ve atmamız gereken adımları net olarak bilsek de, zamanı geldiğinde doğru olduğunu bildiğimiz aksiyonu almaktan kendimizi alıkoyabiliriz. Çünkü davranış kalıplarımızın farkında olsak bile, sinir sistemimiz henüz ulaştığımız bilinç seviyesinde çalışmaya başlamamıştır. Örneğin hayatta görünür olmak, hakkımızı savunmak, fazla verici olmayı bırakmak veya kendimizi önceliklendirmek gibi konular üzerinde çalıştığımız oluyor. Fakat iş gerçekten bu davranışları sergilemeye geldiğinde kendimizi huzursuz hissediyoruz. Bunun nedeni, sinir sistemimizin bu davranışı henüz “güvenli” olarak kodlamamış olmasıdır. Bu yeni davranışlar bize konfor alanımızın dışında ve kaygılı hissettirir. Zihnimizle sinir sistemimizin arasında kalırız; ne eski alışkanlıklarımıza tamamen dönebilir ne de yeni kararlarımızı özgüven ve huzurla uygulayabiliriz. 

Gelişimimizi duraksamaya uğratan şeyin aslında kendi sinir sistemimiz olduğunu anladığımızda geriye yalnızca sistemi kalibre etmek kalır. Çünkü hiçbir zihinsel kavrayış veya inanç, vücudumuz bir sonraki evreyi hala bir tehdit olarak algıladığı sürece tam olarak işe yaramayacaktır. Bu yüzden çözüm, sadece zihinsel çaba göstermek değil; sinir sistemimizi düzenleyerek, yeni davranış ve bilinç seviyelerine güvenle geçiş yapabilmektir.

Kalibrasyonun aşamaları

Kendimizle ilgili belirli farkındalıklara ulaştıysak, değiştirmek veya yeniden düzenlemek istediğimiz davranışlarımızın farkındaysak ve bu davranışların kökleriyle çalıştıysak bundan sonraki aşama, öğrendiklerimizi uygulamaktan geçer.

Sosyal test adını verdiğimiz ikinci aşamada öğrendiğimiz yeni kalıplar pratiğe dökülür. Kalabalık bir ortama gireriz, önemli bir sunum yapmamız istenir veya hakkımızı savunmamız gereken bir durum ortaya çıkar. Bu sırada eski sistemimiz kendiliğinden aktive olur. Biz ise sanki hiçbir gelişme olmamış gibi hisseder ve umutsuzluğa kapılırız.

Bir sonraki aşama, yeniden kodlama evresidir. Aynı ortamlara tekrar tekrar girer veya benzer deneyimleri yeniden yaşarız. Ama bu kez daha az gerginlik, daha az kaygı ve daha kendinden emin bir duruş sergileriz. Sistem, bu tekrarlar sayesinde yavaş yavaş yeni kimliğe alışır.

Kalibrasyon sürecindeki en büyük yanılgı, “hiç değişmemişim, hiçbir şey öğrenmemişim” diye düşünmektir. Bu doğru değildir çünkü zihnen değişmiş olsak da sosyal kas hafızamız hala yeni anlayışı tam olarak kavrayamamıştır. Böyle durumlarda, umutsuzluk hissettiğimizde “Nerede kasıldım? Nerede performans kaygısına girdim?” gibi yumuşak gözlemler yapabiliriz. En önemlisi, bu hislerin sadece eski yazılımımızdan kaynaklandığını ve yeni işletim sistemine geçiş sürecinde olduğumuzu kendimize hatırlatmaktır.

Sinir sistemimizi kalibre etmek için üç yöntem

Sinir sistemi sandığımızdan çok daha hızlı öğrenir ama aynı hızla sakinleşmeyi de öğrenebilir. Bunun için ihtiyacımız olan şey, gün içine yayılan küçük dokunuşlar.

Tetiklenmelerinizi tanıyın

Özellikle size yabancı gelen deneyimlere dikkat edin. Hangi anlarda kendinizi en huzursuz hissediyorsunuz? Bu anlarda bedeninizde neler oluyor? Bu duyguların tehlike değil, yalnızca aktivasyon anları olduğunu fark etmek çok önemlidir. Yoğun negatif hisleri otomatik olarak kötü olarak yorumlamak kolaydır. Ancak önceden tetiklendiğimiz spesifik olayları tanırsak, bu anlarda yükselen duygularla bütünleşmeden, onları yalnızca gözlemlemek mümkün hale gelir. Unutmayın, bu hisler tehlike değil, sadece bir alarmdır.

Anlık mikro-regülasyon

Tetiklendiğiniz bir durumu fark ettiğinizde veya kendiniz için yeni sistem olarak adlandıracağınız bir davranışı sergilemeden önce mikro regülasyon çalışmaları yapabilirsiniz. Ayaklarınızın yere bastığını hissetmek, omuzlarınızı gevşetmek, bulunduğunuz odada beş nesne saymak veya burnunuzdan dört saniye nefes alıp altı saniye vermek gibi basit teknikler, beyninize “tehlike yok, güvendeyim” mesajını iletmeye yardımcı olur. Böylece benzer bir durumla tekrar karşılaştığınızda tepkileriniz artık o kadar ani ve yoğun olmayacak, daha sakin ve kontrollü bir şekilde hareket edebileceksiniz.

Olumsuz iç sesinizi değiştirin

Olumsuz iç konuşmalar kesin ve genelgeçer bir doğruyu ifade etmez, aksine yolculuğa ekstra engeller koyar. Tetiklenme anlarındaki iç konuşmalara dikkat etmek, mevcut eski şemalar hakkında önemli ipuçları verir. Bu tür otomatik cümleler ortaya çıktığında, onları fark edip bilinçli olarak dönüştürmek gerekir. Örneğin, içinizden “değersizim” dediğinizde bunu “ben şu anda görünürüm, bu his güvenli” şeklinde çevirebilirsiniz. Sinir sistemi tekrar ederek öğrenir. Bir anda “evet, ben değerliyim” sistemine geçmek büyük bir sıçramadır ve yıllarca sabit kalmış bir sistemi tek seferde değiştirmek gerçekçi değildir. Bu nedenle, iç sesinizin eski şemada çalıştığını fark ettiğinizde onu bilinçli olarak değiştirin veya yeni kararlar aldığınızda “yıkılmadım, güvendeyim, tehlike yok” gibi tekrarlar yapın. Bu şekilde sinir sisteminizde yeni kayıtlar oluşturabilirsiniz.


Wings ile hayatınıza değer katmaya, alışveriş keyfini ayrıcalıklara dönüştürmeye hazır mısınız? Siz de Wings’in ayrıcalıklı dünyasına katılmak ve size özel programlarını incelemek için link üzerinden başvurunuzu yapabilirsiniz!



Dilan Günaçtı

1998 yılında İzmir’de doğan Dilan, lisede Türk Alman Kültür ve Eğitim Vakfı’nda eğitim gördü, lisansını ise Koç Üniversitesi'nde Arkeoloji ve Sanat Tarihi üzerine yaptı. Pandemi ile birlikte kişisel gelişim ve meditasyona yönelirken, David Cornwell’den Mindfulness eğitimi alarak bilinçli farkındalık pratiği ve nefes teknikleri üzerine araştırmalarına devam etti. Editör olarak çeşitli...



BLOOM SHOP