YAZAN: ALEYNA TEPE İPER

“Bir çocuğu bir köy büyütür” ifadesini birçoğumuz duymuşuzdur. Bir çocuğu büyütmek için geniş bir destek ağına, paylaşılan sorumluluklara ve dayanışmaya ihtiyaç olduğu söylenir. Ancak modern annelik deneyimi bu ideal tabloyla her zaman örtüşmüyor. Motherly’nin 2025 State of Motherhood raporu, annelerin deneyimlediği yalnızlığın artık istisnai bir durum değil, anneliğin merkezinde yer alan bir gerçeklik olduğunu gösteriyor. Araştırmaya göre annelerin yüzde 70’i anneliğin beklediklerinden daha yalnız bir deneyim olduğunu söylüyor ve her beş anneden biri bu yalnızlığı her gün hissediyor. Yaş, gelir düzeyi veya sosyal çevreden bağımsız olarak geniş bir kesimi etkileyen bu deneyim, anneliğin sosyal yapısında yaşanan daha büyük dönüşümlere işaret ediyor. Peki, bugün annelikte yalnızlık hissi neden artıyor? Motherly’nin 2025 verilerine dayanarak bu sorunun ardında yatan birkaç temel yapısal nedeni sizin için inceledik!


Sosyal destek ağı zayıflıyor.

Modern annelikte yalnızlığın en önemli nedenlerinden biri, geçmişte çocuk bakımının daha kolektif bir sorumluluk olarak paylaşılması olarak öne çıkıyor. Geniş ailelerin yakın yaşadığı, komşuluk ilişkilerinin güçlü olduğu sosyal yapılarda anneler çocuk yetiştirirken daha fazla destek alabiliyorlardı. Ancak günümüzde bu destek ağı giderek zayıflamış durumda. Araştırmaya göre annelerin yüzde 56’sı günümüz annelerinin geçmiş kuşaklara kıyasla daha az destek aldığını düşünüyor.

Aynı araştırmada annelerin önemli bir bölümü destek sistemlerini “yetersiz ama idare eder” olarak tanımlıyor. Pek çok anne etrafında bir miktar destek olduğunu, ancak bunun ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli olmadığını belirtiyor. Bu durum anneliğin pratik yükünü yalnızlaştırdığı gibi, duygusal yükünü de ağırlaştırıyor. Modern anneler yalnızca çocuk bakımını değil, aynı zamanda karar verme, planlama ve sorumlulukların görünmeyen zihinsel yükünü de çoğu zaman tek başına taşımak zorunda kalıyor.

Zihinsel yük kaynakları tüketiyor.

Modern anneliğin yalnızlığını artıran bir diğer faktör ise anneliğin “görülmeyen emeği” olarak öne çıkıyor. Günümüzde anneler yalnızca bakım veren rolünü değil, aynı zamanda aile hayatının planlayıcısı ve organizatörü rolünü de üstleniyor. Kaynaklar yetersiz kaldığında ise annelerin gözden çıkardığı ilk alan kendi iyi oluş halleri oluyor.

Motherly’nin 2025 raporunda annelere “Şu anda iyi oluşunuzun en çok hangi alanında tükenmişlik hissediyorsunuz?” sorusu yöneltildiğinde, en yaygın yanıt yüzde 29 ile “kendim için zaman” olurken, bunu yüzde 24,7 ile duygusal enerji, yüzde 18 ile uyku, yüzde 16,2 ile fiziksel sağlık ve yüzde 12,1 ile cinsel istekte azalma yanıtları takip ediyor. Bu tablo modern anneliğin yalnızca fiziksel bir yoğunluk değil, aynı zamanda bir enerji ve kaynak yönetimi meselesi olduğunu gösteriyor. Gün içinde çocukların ihtiyaçlarını karşılamak, ev içi düzeni sürdürmek, iş hayatını yönetmek ve sosyal ilişkileri dengede tutmak çoğu zaman annelerin kaynaklarını tüketerek yalnızlık arzusunu artırıyor.

Sosyal medya baskısı yalnızlığı derinleştiriyor.

Modern anneliğin bir diğer paradoksu ise dijital dünyada bağlantının artmasına rağmen annelerin kendilerini daha yalnız hissetmesi. Sosyal medya, anneler için bilgiye erişim, deneyim paylaşımı ve topluluk hissi yaratma açısından önemli bir alan olsa da, aynı zamanda güçlü bir karşılaştırma hali de yaratıyor. Motherly’nin 2025 raporuna göre annelerin yaklaşık yüzde 53,4’ü ebeveynlik tercihleri nedeniyle yargılandığını hissediyor ve bu yargının en büyük kaynaklarından biri olarak sosyal medyayı gösteriyor.

Sosyal medya platformlarında annelik çoğu zaman estetik, düzenli ve kusursuz bir deneyim olarak sunuluyor. Gerçekliği doğrudan yansıtmayan bu idealize edilmiş temsillerle karşılaşmak, annelerin kendi deneyimlerini sorgulamasına ve yetersizlik duygusu yaşamasına neden olabiliyor. Bunun yanında dijital dünyada sürekli karşılaşılan ebeveynlik önerileri, yeni trendler ve “doğru annelik” anlatıları da anneler üzerinde ek bir baskı yaratabiliyor. Sonuç olarak anneler gerçek duygularını paylaşmak yerine “iyi anne” görünümünü sürdürmeye çalıştıklarında, yalnızlık hissi daha da derinleşebiliyor.

Ekonomik baskılar ve bakımın bireyselleşmesi.

Modern anneliğin yalnızlaşmasının bir diğer önemli nedeni ise ekonomik gerçeklikler. Günümüzde çocuk bakımı maliyetleri birçok aile için en büyük finansal yüklerden biri haline gelmiş durumda. Motherly’nin 2025 raporuna göre çocuk bakım maliyetleri annelerin en önemli finansal stres kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor. Aynı araştırmada çalışan annelerin yaklaşık yüzde 46.9’unun çocuk bakımının maliyeti nedeniyle işten ayrılmayı düşündüğünü belirtiyor.

Bu tablo anneleri zor bir denge içinde bırakıyor. Bir yandan çalışma hayatında kalmak ekonomik güvenlik açısından önemli görülürken, diğer yandan çocuk bakımının maliyeti ve organizasyonu bu dengeyi kurmayı zorlaştırabiliyor. Özellikle çekirdek aile modelinin yaygın olduğu toplumlarda bakım sorumluluğu genelde ebeveynler ve çoğu zaman anneler tarafından üstleniliyor. Bu durum annelerin sosyal yaşamını da doğrudan etkiliyor. Çocuk bakımının pahalı veya erişimi zor olması, annelerin sosyal ortamlara katılımını sınırlayabiliyor. Birçok anne çocuk bakımını organize edemediği için sosyal etkinliklere katılamıyor veya kendisi için zaman ayırmakta zorlanıyor. Bu da yalnızlık hissini güçlendiren önemli faktörlerden biri haline geliyor.

Anneliğe dair beklentiler ve gerçeklik arasındaki fark.

Modern annelikte yalnızlık hissini güçlendiren bir diğer unsur da annelik deneyimine dair kültürel anlatılar ile günlük yaşamın gerçekliği arasındaki fark oluyor. Motherly’nin 2025 raporu annelerin yüzde 70’inin anneliğin beklediklerinden daha yalnız bir deneyim olduğunu düşündüğünü gösteriyor. Bu veri anneliğin sosyal yönüyle ilgili beklentiler ile gerçek deneyimler arasında önemli bir fark olduğunu ortaya koyuyor.

Birçok anne çocuk sahibi olduktan sonra sosyal ilişkilerinin değiştiğini, arkadaşlıklarının dönüştüğünü ve günlük hayatlarının büyük ölçüde çocuk merkezli hale geldiğini fark ediyor. Özellikle erken annelik döneminde zamanın ve enerjinin büyük bölümünün bakım sorumluluğuna ayrılması sosyal ilişkilerin zayıflamasına yol açabiliyor. Bu noktada annelik yalnızlığı çoğu zaman bireysel bir sorun gibi algılansa da, aslında daha geniş bir sosyal dönüşümün sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Artık “bir çocuğu bir köy” büyütmüyor.

Tüm bu verilerin ışığında araştırma, modern anneliğin yalnızlık hikayesini tamamen karamsar bir tabloyla sonlandırmıyor. Aynı veriler annelerin yeni dayanışma biçimleri geliştirdiğini de gösteriyor. Motherly’nin 2025 raporuna göre annelerin yüzde 26’sı geçen yıla kıyasla şu anda kendilerini daha bağlantıda hissettiğini söylüyor.

Bu da gösteriyor ki anneler giderek daha fazla küçük topluluklar, ebeveyn grupları ve yüz yüze buluşmalar aracılığıyla kendi destek ağlarını kurmaya çalışıyor. Bazen bu ağlar çocuk bakımını paylaşan küçük ebeveyn grupları şeklinde ortaya çıkarken, bazen de dijital ortamlarda başlayan ilişkiler gerçek hayatta güçlü dayanışma ağlarına dönüşebiliyor.

Belki de modern annelikte artık “bir çocuğu bir köy büyütmüyor.” Belki de bugün anneler, kendi destek ağlarını anlamlı bağlar kurarak yeniden inşa ediyor.

*İçerikte yer verilen istatistikler Motherly’nin 2025 State of Motherhood raporundan alınmıştır.



Aleyna Tepe İper

1997 yılında İstanbul’da doğan Aleyna, Bilkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra, insanı anlama tutkusunu pazarlama, marka yönetimi, yazarlık ve içerik üretimi gibi yaratıcı alanlara taşıdı. Bugün psikoloji bilgisini yaratıcı üretim süreçleriyle harmanlayarak, marka ve içerik yöneticisi olarak çalışıyor. Aynı zamanda yazıları aracılığıyla ilham vermeye, deneyimlerini paylaşmaya ve keşfetmeye devam...



BLOOM SHOP