Her gün televizyonda konuşmalarını dinlediğiniz politikacılar, en sevdiğiniz yazarlar, belki iş arkadaşlarınız ya da duygusal ilişki kurduğunuz insanlar farkında olarak ya da olmayarak narsisizmin kurban ordusuna bir narsist daha ekliyorlar.

Yunan mitolojisinin meşhur kahramanı Narcissus da bu ordunun başını çekiyor.

Narcissus’un dönüşümü

Yakışıklılığıyla etrafındaki tüm perileri kendine aşık eden Narcissus’un, kehanete göre kendini görmediği sürece çok uzun bir ömrü olacaktır. 

Ona sevgi ve ilgi gösteren kimseye karşılık vermeyen Narcissus, günün birinde yüzünü yıkamak için yaklaştığı nehrin kenarında yansımasını fark eder ve o anda kendi görüntüsüne aşık olur. Artık kendinden başka kimseyi sevemeyecek ve kendine de asla kavuşamayacaktır. Günden güne eriyip solan Narcissus, o nehrin kenarında ömrünü tüketir ve bir nergis çiçeğine dönüşür.

Adını narsisizme ithaf eden Narcissus ve onun hikayesi, günlük hayatta gördüğünüz çoğu narsist örneğin yıllar önce mitolojide vücut bulmuş hali.

Narsisizm nedir?

Psikoterapist Fran Walfish’e göre, her insan belirli bir seviyede narsisizmin özelliklerini taşır ve görünür olmak, fark edilmek, güzel görünmek, sevilmek, aynada gördüğü insandan memnun olmak ister. Ancak, her konuda olduğu gibi narsisizmin de seviyeleri vardır ve ileri seviyede seyreden narsist davranışlar “narsisistik kişilik bozukluğu” olarak adlandırılır.

Narsisistik kişilik bozukluğuna göre, narsist kişi tutum ve düşüncelerinde ileri benmerkezci bir tavır benimser. Karşısındaki insanlara hiçbir konuda empati ve anlayış göstermeye yaklaşmaz. Bu özelliğe sahip insanlarda bir farkındalık ve değişim yaratmak için öncelikle onlara “bir şeylerin yolunda gitmediğini” göstermek gerekir.

California State Üniversitesi Psikoloji bölümünde profesör olan Ramani Durvasula, narsist insanların onlara gösterilen veya anlatılan hatalara rağmen kendilerini suçlu görmediklerini ortaya koymaktadır. Onlara göre suç çevresel koşullara, dünyaya, şansa veya etraflarındaki diğer insanlara aittir. Narsist insanlar hata yaptıklarını duymak istemez ve bu hataların sonucunda sorumluluk almayı kabul etmezler.

Ebeveyn-çocuk ilişkisinde narsisizm

Narsist özellikler taşıyan bir kişiliğe sahip olmak konusunda, bazı durumlarda seçim hakkı kişinin kendisine ait değildir. Narsist anne babaya sahip bir kişi, tamamen bencil bir düşünce sistemini kabullenerek hayata hazırlanır. Her işte çok başarılı olması, hatta en iyisi olması öğütlenir.

Yıllar boyunca gelişen bu mükemmelliyetçi dayatma, doğal olarak kişinin karakter özelliklerinin içine işler. Sonrasında ebeveyn konumuna gelen kişi, kendi çocuklarını da bu dayatmanın ışığında yetiştirir.

Uzmanlar, narsisizmin bir döngü olduğunu ve bu döngünün beklentisinin hiçbir zaman bitmediğini söyler. Bu nedenle bir kişi, narsist kişilik özelliklerine sahip bir anne babaya sahipse, onların her beklentisini karşılamak zorunda olmadığının bilincine varabilmelidir.

İkili ilişkilerde narsisizm

Narsist özellikler gösteren bir ebeveynle büyümüş kişiler, genellikle hayatlarını birleştirmek istedikleri insanları seçerken bilinçsiz bir şekilde narsisizm eğilimi olan kişilere yönelirler.

Narsist ilişkiler yıllar boyunca fark edilemeyebilir ve her şey oldukça yolundaymış gibi görünebilir. Sonu gelmeyen hediyeler, saatlerce konuşmalar, iltifatlar, tatiller size mükemmel bir ilişkinin içindeymişsiniz gibi bir illüzyon yaratabilir.

Zaman içerisinde yeterince anlaşılamadığımızı, değer görmediğimizi, ilişkideki dengelerin sürekli değiştiğini, karşımızdaki insanı tanıyamadığımızı fark ediyor ve bunu değiştiremeyeceğimizi biliyorsak artık belki de ilişkinin zarar verici yönlerini tespit etmenin ve karşımızdaki kişinin değişeceğini ummaktan vazgeçmenin zamanı.

İş ilişkilerinde narsisizm

Eğer narsist özellikler taşıyan bir işverene sahipsek duygusal ve profesyonel anlamda hasara maruz kalıyor olabiliriz. İş tanımının ötesinde beklentiler, her gün farklılık gösteren tutum ve davranışlar ya da yaşanılan tatsız olaylar göze önemsiz görünebilir ve bunların herkesin başına geldiği düşünülebilir. Ancak uzun vadede bazı şeyleri sineye çekmek özgüven duygusunun zedelenmesine neden olur.

Durvasula, iyi olduğunu düşündüğünüz konularda karşınızdaki kişiyle pozitif iletişim kurmaktan, onu takdir ve tebrik etmekten çekinmemenizi tavsiye ediyor. Ancak yanlış bulduğunuz ve sizin etik kurallarınıza uymadığını düşündüğünüz durumlarda her zaman sizin için doğru olanı savunarak, verdiğiniz emeği sahiplenerek ve imzanızın olduğu işlerin arkasında durarak kendinizden ödün vermemeyi de ilke haline getirmeniz gerekiyor.

Kaynak: healthline.com, refinery29.com 

İlginizi çekebilir!

Yağmur Baki

1994 yılında doğan Yağmur, Yeditepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Erasmus kapsamında Barselona Üniversitesi’nde Filoloji dersleri aldı. Mezuniyetinin ardından basılı yayınlarda editör ve içerik yazarı olarak çalıştı. Aynı zamanda yayınevi bünyesinde dünya edebiyatı kapsamındaki edebiyat, felsefe ve tarih kitaplarını yayına hazırladı. Şu anda Live To Bloom’da editör...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP