

In partnership with Wings
Sağlıklı yaşam neden giderek daha karmaşık hale geliyor? Wellness kültürünü, biohacking trendlerini ve temel alışkanlıkları inceliyoruz. Sağlıklı yaşam neden giderek daha karmaşık hale geliyor? Wellness kültürünü, biohacking trendlerini ve temel alışkanlıkları inceliyoruz. Sabah uyanır uyanmaz içilen takviyeler, uyku kalitesini ölçen akıllı cihazlar, günlük adım hedefleri, soğuk duşlar, özel beslenme programları, protein hedefleri, meditasyon uygulamaları… Özellikle son yıllarda sağlıklı yaşam, yalnızca iyi hissetmenin ötesine geçip sürekli ölçülmesi, takip edilmesi ve geliştirilmesi gereken bir sürece dönüşmüş durumda. Sosyal medyada karşımıza çıkan wellness rutinleri de daha sağlıklı olmanın yolunun giderek daha fazla alışkanlık, ürün ve teknoloji eklemekten geçtiği izlenimini yaratabiliyor. Peki, sağlıklı olmak gerçekten bu kadar karmaşık mı? Onkolog ve biyoetik uzmanı Dr. Ezekiel Emanuel ile fonksiyonel tıp alanında çalışan Dr. Mark Hyman’ın The Dr. Hyman Show podcast‘inde yaptığı tartışma tam olarak bu sorudan yola çıkıyor. Emanuel’e göre uzun ve sağlıklı bir yaşam için ihtiyaç duyduğumuz alışkanlıkların büyük bölümü yeni değil.
Wellness ne zaman bir yarışa dönüştü?
Wellness kavramı son yıllarda sağlıklı yaşam etrafında büyüyen endüstri, kişinin sağlığını sürekli ölçmesi, takip etmesi ve geliştirmesi gerektiği fikrini de beraberinde getiriyor. Uyku skorundan kan şekeri takibine, takviyelerden biohacking uygulamalarına kadar pek çok araç artık günlük sağlıklı yaşam rutinlerinin parçası. Biohacking, bedenin ve zihnin performansını artırmak amacıyla uyku, beslenme, egzersiz gibi alanlarda çeşitli yöntem ve teknolojilerden yararlanmayı ifade ediyor. Teknoloji veya yeni yöntemler elbette tek başına bir sorun değil. Ancak bunların sağlıklı yaşamanın vazgeçilmez bir parçası gibi sunulması tartışmaya açık.
Emanuel ve Hyman’ın tartışmasında da daha uzun ve sağlıklı yaşamak için aşırı biohacking uygulamaları yerine günlük hayata sürdürülebilir biçimde dahil edilebilecek basit alışkanlıklar öne çıkıyor. Tartışmanın ortak noktası, sağlıklı bir yaşam için sürekli yeni yöntemler aramak yerine, bilimsel olarak desteklenen temel alışkanlıkları sürdürülebilir bir biçimde hayatın parçası haline getirmek.
Daha fazla takviye, daha fazla sağlık anlamına mı geliyor?
Bu durumun en görünür örneklerinden biri de besin takviyeleri. Vitaminler ve mineraller belirli eksikliklerin giderilmesinde önemli olabilse de sağlıklı bireylerin koruyucu amaçla takviye kullanmasının uzun vadede sağlık üzerindeki etkileri düşünüldüğü kadar net değil.
ABD Önleyici Hizmetler Görev Gücü (USPSTF) için hazırlanan ve 739 binden fazla kişiyi kapsayan 84 çalışmanın değerlendirildiği bir çalışma, vitamin ve mineral takviyelerinin kanser ve kalp-damar hastalıklarını önleme ve yaşam süresini uzatma açısından genel olarak çok az fayda sağladığı ya da hiç fayda sağlamadığı sonucuna ulaşıyor. Multivitaminlerle bazı kanserlerin görülme sıklığında küçük bir azalma arasında ilişki bulunsa da araştırmacılar bu kanıtların önemli sınırlılıkları olduğunu belirtiyor.
Dahası, “takviyeyse zararsızdır” varsayımı da her zaman geçerli değil. İncelemede beta-karoten kullanımının, özellikle akciğer kanseri açısından yüksek risk taşıyan kişilerde bu hastalığın görülme riskinin artmasıyla ilişkili olduğu görülüyor. USPSTF bu nedenle kalp-damar hastalıkları veya kanseri önlemek amacıyla beta-karoten ve E vitamini kullanımını önermiyor. Bu elbette bütün takviyelerin gereksiz olduğu anlamına gelmiyor. Bilinen bir vitamin veya mineral eksikliği, hamilelik ya da başka özel sağlık durumlarında takviye ihtiyacı değişebiliyor. ABD Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleştirici Sağlık Merkezi (NCCIH) de takviyeler hakkındaki bilimsel kanıtların üründen ürüne büyük ölçüde değiştiğine ve bazı takviyelerin kullanılan ilaçlarla etkileşime girebildiğine dikkat çekiyor.
Biohacking yerine “sıkıcı” alışkanlıklar
Yeni biohacking yöntemleri ve ürünleri sürekli değişse de sağlıklı yaşam için önerilen temel alışkanlıklar aslında pek değişmiyor. Düzenli fiziksel aktivite bunlardan biri. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), düzenli fiziksel aktivitenin sağlık açısından birçok fayda sağladığını ve hareketsizliğin yol açtığı riskleri azaltabildiğini vurguluyor. Özellikle sosyal ilişkiler bu noktada öne çıkıyor. ABD Kamu Sağlığı Dairesi Başkanı’nın (Surgeon General) sosyal bağlantılar üzerine yayımladığı değerlendirmeye göre sosyal izolasyon, erken yaşta ortaya çıkan ciddi sağlık riskleriyle ilişkili olabiliyor. Başka insanlarla kurduğumuz ilişkiler de yalnızca psikolojik iyilik halimizle değil, fiziksel sağlığımızla da bağlantılı. Bir tarafta sürekli yenilenen cihazlar, takviyeler ve programlar var. Diğer tarafta ise çok daha tanıdık öneriler: Hareket etmek, dengeli beslenmek, yeterince uyumak ve güçlü sosyal ilişkiler kurmak.
Sağlıklı yaşamın yeni paradoksu
Wellness dünyasındaki her uygulamayı aynı kefeye koymak mümkün değil. Akıllı saatler bizi daha fazla hareket etmeye teşvik edebilir, bazı takviyeler gerçekten ihtiyaç duyulan eksiklikleri giderebilir. Ancak bu uygulamaların bilimsel dayanakları arasında önemli farklılıklar bulunuyor. Sağlığı sürekli ölçülebilen, geliştirilebilen ve optimize edilebilen bir performans alanı olarak gördüğümüzde, iyi hissetmenin kendisini gözden kaçırabiliyoruz. Sağlıklı yaşamı yalnızca günlük skorlar, veriler ve tamamlanan rutinlerle ölçmek ya da sürekli yeni alışkanlıklar eklemek üzerinden tanımlamak gerekmiyor. Bazen zaten bildiğimiz, bize iyi gelen ve sürdürebildiğimiz alışkanlıklara alan açmak yeterli. Daha sağlıklı bir hayat, her zaman daha karmaşık bir hayat olmak zorunda değil.
Wings ile hayatınıza değer katmaya, alışveriş keyfini ayrıcalıklara dönüştürmeye hazır mısınız? Siz de Wings’in ayrıcalıklı dünyasına katılmak ve size özel programlarını incelemek için link üzerinden başvurunuzu yapabilirsiniz!










