Bu hafta bu köşede hikayesini okuyacağınız Tanış Onunla’nın kurucusu Sarp Dakni’nin söylediği “Köpekler yalnız yaşayabilen canlılar değil ve bizim türümüzün en büyük kurbanlarından.” sözü beni çok sarstı. Ve sizi Kral Köpek Ailesi ile tanıştırmak istedim.

Kral Köpek Ailesi benim bundan 10 ay kadar önce internette köpeğimin sık sık yalanmasının nedenini ararken bulduğum bir aile. Önce YouTube videolarıyla tanıştım, sonra Instagram hesaplarıyla. Hatta 3 saatlik Köpek Beden Dili Eğitim videolarını da satın alıp izledim, hala sınavına giremedim o ayrı.

Başta söylediklerini anlamakta zorlandım çünkü köpek arkadaşımın beni kıskandığını, bana trip attığını hatta küstüğünü, üzüldüğünü, sevindiğini yani insani tüm özellikleri taşıdığını düşünüyordum. Ama yanılmışım ve bazı gerçekleri kabullenmek gerçekten zor.

Şimdi KKA’yı keşke daha önce tanısaydım diyorum.

Böylece köpek arkadaşım Sunny daha az yıpranırdı. Ya da olur olmaz her gördüğüm köpeği mıncıklamazdım; özellikle de sokak köpeklerini. Dediğim gibi her hafta bu sayfadaki iyi bilgi kısmında mutlaka onlar olacak. Daha önce de Kanal D Ana Haber Bülteni için Aslı ve Köpek Adam Çağrı’yla -ki ikisi karı koca ve süper bir çift- sokak hayvanlarından nasıl icazet alınır konulu bir haber yaptık Kanal D Haber Muhabiri İbrahim Konar’la (@ibrahimkonar) birlikte. O videoyu da izlemediyseniz mutlaka izleyin. Benim sayfamdan (@gundems) ya da Çağrı ve Aslı’nın sayfasından (@kralailesi) bulabilirsiniz. Bir de lütfen satın almayın sahiplenin.

İlginizi çekebilir: Sinem Gündem ile Pati İzlerinin Peşinde

Buket Aydın: “Sevgi bir bütün; insan, hayvan sevgisi diye ayırmıyorum.”

Siz onu televizyondan tanıyorsunuz ama benim çok eski arkadaşım. Gerçi aslında biz de televizyonda tanıştık. Buket Aydın’ın ekrandan biraz soğuk göründüğünü biliyorum o yüzden kalbinin nasıl da sıcacık olduğunu görün ve bilin istedim. Ona kedileri, köpekleri ve kendi köpeği Pablo’yu sordum. Şükürler olsun ki Pablo’nun Buket’in kalbini nasıl çaldığına şahidim. Bu arada fotoğraflarına bakınca siz de anlayacaksınız Pablo o kadar tatlı ki, insana saf mutluluk enerjisi saçıyor.  

Kediler bu dünyadan mı, uzaydan mı? Onları bu kadar özel kılan ne?

Kediler çok farklı hayvanlar gerçekten. Sizinle özel bir bağ kuruyorlar. Hisleri çok kuvvetli. Antik Mısır’da kedi çok önemliymiş. Sadece bu bile benim gözümde kedileri özel kılıyor. Benim de bir kedim var. Ancak şu an annem ve babamın kedisi dersem daha doğru olur. Evlendikten sonra onlarla kaldı. Çok da iyi oldu. “Oğlum, oğlum” diye geziyor ikisi de. 

Hayvanlarla arandaki bağı nasıl anlatırsın?

Takıntılı biriyim. Sahip çıkma duygum çok hastalıklı boyutta. Kimi sevsem onu koruyup kollamam gerektiği gibi bir düşünce kalıbı beynimin derinliklerine yerleşmiş. Bahçeme gelen bir kediyi de sahipleniyorum. Ama benim şimdi bir oğlum var Pablo. Esas onunla anladım köpekler ve insanlar arasındaki bağı.

İş için çok seyahat etmek zorunda kalıyorum. Seyahate gitmeden önce onunla konuşuyorum. “Ben gidiyorum seni çok özleyeceğim.” diye. Geliyor yanaşıyor bana, sarılıyorum ona, 5 dakika öyle duruyoruz. Görmeniz lazım bir dram adeta, çok özlüyorum onu. Tek cümle ile özetlersem içinizdeki sevgi kırıntılarını bir sevgi şelalesine dönüştürüyor köpek dostlarımız. 

Kedilerin ve köpeklerin seni en çok şaşırtan özelliği ne?

Kedilerin başına buyruk ve benim diyen o tavırları bir de hisleri çok değişik. Üzgün olduğunuzu veya hasta olduğunuzu saniyesinde anlamaları. Karnınız ağrısa karnınıza gelip yatarlar. Çok gariptir. 

Köpeklerinse bitmeyen sevgisi. Nasıl böylesine kötü insanların olduğu bir dünyaya bu kadar sevgi dolu hayvanlar hediye edilmiş diyorum bazen. Bence köpekler insanlara hediye. İçindeki iyiliği, sevgiyi ortaya çıkarmak için bulunmaz nimet bir köpekle aynı evi paylaşmak. 

Herkese sürekli Pablo’yu anlatmak istediğin anlar oluyor mu? Kendini kontrol edebiliyor musun?

Bu en büyük sorunum. Sıkıntı şu ki bir ortam hayal edin herkes çocuklarını anlatıyor. Ben de bir anda Pablo’dan örnekler vermeye başlıyorum. Bozuluyorlar, “Sen benim çocuğumla köpeğini mi karşılaştırıyorsun.” diye düşünüyorlar sanırım. İçimden “Buket sus!” diyorum. Ama dayanamıyorum. Dostlarım kötü niyetli olmadığımı biliyor bence. Bu arada köpekler de 2-4 yaş arası çocuklar gibi davranıyor tam olarak. 

Hayvan sevgisini tatmayan bir ruh tam olarak uyanamamıştır ya senin ruhun nasıl uyandı?

Ben hayvanları hep severdim zaten. İnsan sevgisi hayvan sevgisi diye ayırmıyorum. Sevgi bir bütün. İlahi aşk Allah’ın yarattığı her şeyi sevmektir. O yüzden hayvanlara eziyet edenler; kötü davrananlar kendine Müslümanım demesin. Onları koruyup kollamak görevimiz. Herkesin evinde illa ki bir hayvan dostumuz olsun demiyorum. Tercih meselesidir. Ama bir kap su bir kap mama vermek zor olmamalı. Bunları da yapmıyorsanız bari eziyet etmeyin. Kötü davranmayın. Hani derler ya gölge etme başka ihsan istemem. Bu da öyle. 

Bir seçim yapmak zorunda kalsan kedi mi köpek mi hangisini seçerdin? 

Kendi köpeğimi isterim. Tek onu seçerim. İyi ki benimle. Kedi alerjim çıktı 30 yaşımdan sonra köpek seçeceğim mecburum.

İlginizi çekebilir: Bir Köpek Sahiplendim, Hayatım Değişti: Evcil Hayvanlarla Yaşamanın Faydaları

Sarp Dakni: “Köpekler insan türünün en büyük kurbanlarından.” 

DJ, editör, müzik yazarı ve Tanış Onunla’nın kurucusu Sarp Dakni’nin hikayesi 30’larından sonra barınaktan sahiplendiği ilk köpeği Pöti’yle birlikte başlıyor. Dakni Pöti’nin ruhunda açılan yaraları iyileştirirken kendisinin de değişmeye başladığını fark etmiş.

Hatta “Eskisi kadar çabuk öfkelenmiyor ve artık her şeye olumsuz tarafından bakmıyordum.” diye anlatıyor değişimini. Pöti’yle başlayan macerası barınaktaki en yaşlı köpek olan Dede ile devam etmiş. Yıllardır süren köpek kurtarma sürecini ise şöyle özetliyor: “Dede sonrasında köpekler için yapabileceğim daha fazla şey olabileceğini hissettim. Zamanım ve enerjim vardı. Böylece son 10 yıl içinde yüzlerce köpeğin sokaktan, barınaklardan ya da kötü koşullardan kurtarılarak tedavi edilmelerine ve hak ettikleri yuvalara kavuşmalarına yardımcı oldum.”

Ona bir hayvanın hayatına dokunmak ne demek diye sordum yanıtı çok etkileyici oldu: “Açıkçası bu bir anlamda kendi hayatınıza o hayvanın dokunması demek. Ben özellikle köpeklerle ilgili bir operasyon sürdürdüğüm için şunları söyleyebilirim. Köpeklerin mucizevi ve iyileştirici enerjileri var. Fakat bu enerji sadece insandan aldıkları sevgiyle ortaya çıkıyor ve güçleniyor. Köpekler yalnız yaşayabilen canlılar değil ve insanlar köpeklerin neye ihtiyaç duyduğunu hala tam olarak anlayamadılar. Köpekler bizim türümüzün en büyük kurbanlarından ve onların sadece bize ihtiyacı var. Her kurtarma operasyonunda ‘Bir köpek bir köpektir!’ diyorum. Sadece bir köpeğin bile kurtarılması bence geleceğe dair umutlarımızın da hayatta kalmasını sağlıyor”. 

İyi bilgi 1: Vicdanınızı değil sokak hayvanlarını besleyin, gelişigüzel yemek vermeyin!

Bu haftaki iyi bilgimiz de Sarp Dakni’den: “Sokaklara hayvanlara yardım amaçlı gelişi güzel koyduğumuz yiyeceklerin onlara zararı olup olmadığını mutlaka bilmek gerekiyor. Yemek yardımı mümkünse bozulmaması adına kuru mama olarak yapılmalı. Özellikle tavuk kemikleri kedi ve köpeklerin boğazlarına takılıp onları boğabiliyor ya da ağızlarına saplanarak korkunç işkenceler çekmelerine neden oluyor.”

Bazı yiyecekler hayvanlarda toksik etki yaratabiliyor ve zehirlenmelerine yol açıyor. Kendi köpeğim sokağa bırakılmış bol soğanlı bir balık buğulamayı saniyesinde midesine indirip sabah kadar kusmuştu. Ve ben soğanın bu kadar zararlı olduğunu o zamanlar bilmiyordum. Lütfen sokaktaki canları beslerken vicdanınız rahatlasın diye gelişigüzel yemek bırakmayın, gerçekten bu canların beslenmesine yaracak yiyecekler paylaşın.

İyi bilgi 2: Mutlu köpek mottosu nedir?

KKA’ dan köpek beden dili uzmanı Çağrı’ya “Mutlu köpeği nasıl anlarız?” diye sordum. İşte kurallar: Göz beyazı görünmeyecek, kulaklar serbest ve ağız açık olacak, mümkünse dili dışarıda. Köpek arkadaşımız bir de yatar pozisyonda ve ayaklarından biri de göbeğinin altındaysa değmeyin keyfine. Tabii az mutlu köpek, dikkat kesilmiş mutlu köpek, mutsuz köpek beden dilleri de var. Onlar da Kral Köpek Ailesi’nin Instagram ve YouTube sayfalarında. 

Yazarlar ve kedileri

“Okuyorum, okuyorum da gene kedim kadar öğrenemiyorum.”

“İnsan hayvanların en çok düşüneni, çünkü en aptalıdır. Düşünmek aptallıktan kurtulmak için değil midir? Hayvanların buna ihtiyacı yoktur. Ben kedimden daha aptalım, işte masamın üstünde bir sürü kitap. Okuyorum, okuyorum da gene kedim kadar öğrenemiyorum”.

Peyami Safa 

Haftanın yardımı

Okan Oflaz (Twitter @oflzokn) “Çocuklar der ki; otumuz, samanımız, talaşımız bitti. Bir balya saman 25, bir balya ot 35, bir çuval talaş ise 15 lira. Hepsinden minimumda bir aylık bize alacak 100’er kişiye ihtiyacımız var” Yardım için: Yük Hayvanlarını Koruma ve Kurtarma Derneği www.yhkkd.com adresinden bilgi alabilirsiniz.