Alkali su, asidik suyun tersidir ve normal suya göre daha yüksek bir pH seviyesine sahiptir.

Son dönemlerde sağlık üzerindeki olumlu etkileriyle gündeme gelen alkali sular, alkali diyetlerin popülaritesini de bir hayli arttırdı. Peki alkali su gerçekten de denildiği kadar sağlığa yararlı mı ve sağlık üzerindeki etkilerini gösteren veriler mevcut mu?

Alkali diyetler ve sular popülerliklerini dolaşımı hızlandırmak, reflüyü azaltmak, kan şekerini düzenlenmek ve kemik sağlığının iyileştirmek gibi vaatlere borçlu. Peki bu iddialar gerçeğe dayanıyor mu yoksa yalnızca laftan mı ibaretler?

Bu doğrultuda yapılan çalışmaları sizler için derledik ve alkali alımının gerçek etkilerini araştırdık.

Alkalinin kemik sağlığı ve osteoporoz üzerindeki etkisi  

Alkali alımının kemikler üzerindeki etkileri konusunda halihazırda gerçekleştirilmiş bazı araştırmalar mevcut.

Bone Journal’da yayınlanan bir çalışmada, alkalinin kemik resorpsiyonu üzerindeki etkileri tespit edilmiştir. Kemik resorpsiyonu, eski kemik hücrelerinin parçalandığı ve yerine yeni kemik hücrelerinin geldiği süreçtir. Daha az kemik resorpsiyonu, daha fazla mineral yoğunluğuna sahip daha güçlü kemikler anlamına gelir.

Bone yazarları, “bikarbonat ve kalsiyum açısından zengin alkali maden suyu alımının, yine aynı şekilde bikarbonat ve kalsiyum açısından zengin ancak asidik olan maden suyuna göre kemik yıkımını daha yüksek oranda azalttığını” tespit etti.

Ancak, bu yalnızca küçük bir etki olduğundan bilim insanları uzun vadedeki etkilerin tespiti için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuyor. Araştırmacılar internette çok sayıda asılsız olma ihtimali yüksek olan iddianın bulunduğunu belirtiyor. Bu iddialar genellikle “alkali diyetler ve sular vücudun pH’ını düzenleyerek hastalıkların önlenmesini sağlıyor” şeklinde bir yaklaşıma sahip oluyor.

Nutrition Journal dergisinde yayınlanan bir başka çalışmada ise, alkali yerine tam tersine asidik bir diyetin osteoporoz üzerindeki etkisi gözlemlendi. Buradan çıkan sonuç sizi şaşırtabilir. Asidik diyetin ve suların kemik kaybını arttırıcı yönde hiçbir etkisinin olmadığı görüldü. Buna ek olarak alkali diyet veya alkali takviyelerinin osteoporozu engellemediği sonucuna da varıldı.

Kanser üzerinde alkali su tüketiminin etkisi

Açık konuşmak gerekirse alkali su tüketiminin kanser üzerinde iyileştirici bir etkisinin bulunduğu fikri bir spekülasyondan öteye geçmiyor. Her ne kadar bu yönde pek çok iddia bulunsa da bunu kanıtlayan veriler mevcut değil.

Uzmanlar yaptıkları sayılı araştırma sonucunda umut verici bir sonuca ulaşamadı. Kısacası alternatif tedavi arayışında olanların ihtiyatlı olmalarında ve iyileşme vaat eden bu tarz alternatif takviyelere karşı şüpheyle yaklaşmalarında fayda var.

Maalesef ürün satış politikası adı altında bunun gibi yalan vaatlerde bulunuluyor. Güncel olan tek veri ise alkali bir diyetle beslenmenin halihazırda kemoterapi görmekte olan bireyler için ilaçların etkisini güçlendirme şeklinde bir yardımı olabileceği.

Mide problemleri üzerinde alkali suyun etkisi

Mide problemleri arasında en sık görülenlerden reflü, mide asidinin genellikle fazla olmasından ileri gelen bir rahatsızlıktır. Mide sıvısının yemek borusunda yukarı çıkması ile gerçekleşen reflü, uzun vadede önlemler alınmadığında gastroözofageal reflü hastalığına sebep olabilir. 

Reflü ile mide asiditesi ile doğrudan bağlantılı olduğundan asiditenin düşürülmesi yani pH seviyelerinin alkali alımıyla yükseltilmesi akla yatkın bir çözüm olarak görünüyor. Bununla ilgili çok fazla araştırma yapılmamasına rağmen elimizdeki verilere göre, pH seviyesi 8.8 olan alkali su tüketiminde mide asiditesine sebep olan pepsin adlı enzimin etkisinin azaldığı gözlenmiş.

Bunun reflünün azalmasında faydası olabilir öte yandan mide asiditesinin zararlı bakterilerden korunmamızı sağladığı da unutulmamalı. Ayrıca hazımsızlık gibi sorunlar yaşayanlar için alkali alımının asiditeyi azaltacağından dolayı sindirimi daha da güçleştirebileceği ihtimali de göz önünde bulundurulmalı.  

Alkali ile kan şekeri ve tansiyonun ilişkisi

Diyabet olmasanız bile çoğunlukla kan şekeriniz yüksekse vücudunuza fazla yük bindirirsiniz ve bunun ne yazık ki çok yıkıcı etkileri olabilir. Yorgunluk, susuzluk hissinden tutun da göz sinirlerinin hasar görmesine kadar uzanan yan etkiler şekerden korkmak için başta gelen sebepler arasında.

Yapılan araştırmalar sınırlı olsa da alkali su tüketiminin kan şekeri seviyesinin düzenlenmesinde rol oynadığına dair göstergeler mevcut.

Kan şekerini düzenlemek için genel anlamda beslenmeye dikkat etmek çok önemli ancak beslenmeyi düzenledikten sonra ek olarak alkali su tüketimini artırmak da destekleyici rol oynayacaktır.

Örneğin Çin’de yapılan bir deneyde katılımcıların kan şekeri, tansiyon ve kan değerleri ölçümleri yapıldıktan sonra düzenli olarak alkali su tüketmeleri sağlandı ve sırasıyla üçüncü ve altıncı ayın sonunda kan değerleri yeniden ölçüldü. Sonuçlar beklentiyi destekler yönde oldu.

Gerçekten de veriler karşılaştırıldığında önemli ölçüde gelişme olduğu ortaya çıktı. Alkali su tüketimi sonunda kan şekeri düştü, kandaki lipitler ve tansiyonda düşüş gözlendi.

İlginizi çekebilir!

Kaynak: Dr. Josh Axe, Medical News Today, Bone Journal