YAZAN: DİLAN GÜNAÇTI
In partnership with Wings

Hayatta ulaşmaya çalıştığımız en temel hal, saf mutluluk ve özgürlüktür. Yazar ve spiritüel öğretmen Michael A. Singer’a göre gerçek özgürlük, ancak kendimizi düşüncelerimizin yarattığı hapishaneden kurtardığımız zaman mümkün olur. Kişisel sınırlamaların ötesinde bir hayat nasıl olurdu? Her gün içsel huzur ve dinginliği deneyimlemek için ne yapabiliriz? Singer, The Untethered Soul adlı kitabında bu soruları yanıtlayarak; okuyucularını zihnin yarattığı yanılsamalardan kurtarmak adına bir yolculuğa çıkarıyor.


Özgürlük düşündüğümüzden daha yakın

Michael Singer, 2007 yılında yayımladığı “The Untethered Soul” adlı kitabıyla birçok insanın spiritüel yolculuğuna eşlik etmiş ve okuyucuların içsel bağlarını güçlendirmelerine katkı sağlamış bir yazar. Özellikle anlaşılması zor spiritüel kavramları yalın, basit ve herkesin anlayabileceği bir şekilde ele alıyor. Ani bir aydınlanmadan ziyade, süreklilik taşıyan bir farkındalık geliştirmenin önemini vurguluyor.

Singer, kitabında bizi mutluluktan ve kendimizi gerçekleştirmekten alıkoyan düşüncelerden özgürleştirmek adına basit talimatlar sunuyor. Bunun için inzivaya çekilmemize, yıllarca gurularla çalışmamıza ya da bir manastıra kapanmamıza gerek olmadığını söylüyor. Tüm bunları hayatın içinde çalışırken, evlenirken ve çocuk büyütürken de yapabileceğimizi vurguluyor. Tek bir şeyi hatırlamak şartıyla: “Siz düşünceleriniz değilsiniz.”

Peki biz aslında kimiz?

Singer kitabına öncelikle kendi benliğimizi fark etmemizi sağlayarak başlıyor: “Siz kafanızdaki ses değilsiniz. Siz o sesi gözlemleyen kişisiniz.” Zihnimizin içinde sürekli düşünceler dolaşır. İmgeler gelir, bir süre kalır ve ardından yerini yenilerine bırakırlar. Bir an durup bu akışı gözlemlediğimizde şunu fark ederiz: İçimizde hem bu düşüncelerin oluştuğu bir alan hem de onları izleyen bir gözlemci vardır. Bu ilk farkındalıktır; yani biz, zihnimizden geçen düşünceler değil, onları izleyen bilinciz. Kitap boyunca derinleşen temel fikir de budur.

Eğer bugüne kadar kendimizi sandığımız kişi değilsek, aslında kimiz? Kendimizi tanımlamak istediğimizde, referansımız düşüncelerimizdir. Hakkımızdaki yargıları yaşadığımız deneyimler sonucunda oluştururuz. Bir deneyim yaşar, ne kadar yardımsever, sakar, komik ya da duygusal olduğumuzu düşünürüz. Sonra bu düşünceleri alır ve bir kimlik hikayesi kurarız. Singer’ın vurguladığı gibi, zihnimiz yaşadığımız deneyimlerin toplamıdır. Ancak bu toplam kim olduğumuz anlamına gelmez. Çünkü gerçek özgürlük, kimliğimizi zihinle özdeşleştirmemektir.

Bunu daha somut anlamak için kendimizi rahatsız hissettiğimiz bir ortamda olduğumuzu hayal edelim. “Rahatsızım” dersek, bu hissi güçlendiren pek çok düşünce zihnimizde belirir. Ancak biz rahatsızlığın kendisi değil, rahatsızlığı fark eden bilinç olduğumuzun farkına varırsak onun bizi tanımlamadığını fark ederiz. Bilinci nereye yöneltirsek onunla özdeşleşiriz. Rahatsızlık ile özdeşleşirsek rahatsız oluruz. Bir adım geri çekilip bu hissi gözlemlediğimizde ise bilincimizi neyle özdeşleştireceğimizi seçebilir ya da tamamen geri çekilip sadece izleyebiliriz. Önemli olan bu farkındalığı geliştirebilmektir.

Düşüncelerden nasıl ayrışırız?

Bilincimizi özgürleştirmek ve özdeşleştiğimiz düşünceleri gözlemleyebilmek için Singer’ın sunduğu yöntem “lean back”, yani geriye yaslanmaktır. Bu, hem fiziksel olarak bir adım geri çekilmeyi hem de zihinsel olarak içimizdeki kargaşadan uzaklaşıp olan biteni dışarıdan izlemeyi ifade eder.

Kelimelerle anlatması zor olsa da bu his aslında tanıdıktır. Meditasyon sırasında deneyimlediğimiz gözlemci hal tam olarak budur. Bu beceriyi geliştirmek için gerçekten geriye yaslanıp zihnimizle aramızda bir mesafe olduğunu hayal etmek de oldukça yardımcı olabilir.

Bırakmak ve teslimiyet

Singer’a göre, birçok deneyim ve duyguyu bize rahatsız hissettirdiği için bastırırız. Bazen de bırakmaya hazır olmadığımız deneyimlere tutunarak onların geçip gitmesini engelleriz. Üstelik bu düşünce ve inançların bir kısmı çocukluğumuzdan, ailemizden ve çevremizden gelir. Tüm bunları içimizde biriktirir, zaman zaman kontrolümüz dışında yeniden yüzeye çıkmalarını izleriz. Bu yüzden kendimizden, yani yarattığımız hikayeden kaçmak mümkün değildir. Tatile çıkarız, taşınırız veya hayatımızda büyük değişiklikler yaparız ama bu bile içimizde biriktirdiğimiz ne varsa tekrar ortaya çıkmasını engellemez. Onları bırakabilmek için yapabileceğimiz tek şey gelip geçmelerine izin vermektir. Singer bunu “şimdi bırak ya da düş” diyerek ifade ediyor.

Örneğin bir arkadaşımızla sohbet ederken söylediği bir söz, deneyimlemeye izin vermediğimiz veya bırakmaya hazır olmadığımız bir duyguyu tetikleyebilir. Bir anda dikkatimiz içe çekilir, zihnimiz hızla çalışmaya başlar ve kendimizi düşüncelerimizin içinde kaybolurken buluruz. Fiziksel olarak orada olsak da zihinsel olarak o andan kopmuşuzdur.

İşte bu noktada iki seçeneğimiz var: Ya bunu fark edip bırakır, o duygu ve düşüncelerin geçmesine izin veririz ya da onlara kapılıp gideriz. Eğer kapılırsak, bu döngü devam edecektir. Biz de bu duyguları bastırarak, ileride yeniden tetiklenmek üzere içimizde saklamaya devam ederiz. 

Bu döngüden çıkmanın yolu, derin bir teslimiyetten geçer. Kontrol etmeye, analiz etmeye ya da bastırmaya çalışmadan, ortaya çıkan hisleri olduğu gibi kabul ederiz. Onların içimizde yükselmesine, yoğunlaşmasına ve sonra kendiliğinden sönmesine izin veririz. İçsel özgürlük, kontrol etmeye çalışmaktan vazgeçtiğimizde ortaya çıkar.

Gerçek sevgi ve neşeyi deneyimlemenin önündeki en büyük engellerden biri bu kontrol çabasıdır. Oysa Singer’ın vurguladığı gibi, koşulsuz mutluluğa ulaşmak için olanı kabul etmeyi öğrenmeliyiz. Bu kabulleniş, yaşanan her şeyin gelip geçen birer deneyim olduğunu fark etmekle başlar. Bu deneyimlere tutunmadan yalnızca tanık olmayı öğrenebiliriz.


Wings ile hayatınıza değer katmaya, alışveriş keyfini ayrıcalıklara dönüştürmeye hazır mısınız? Siz de Wings’in ayrıcalıklı dünyasına katılmak ve size özel programlarını incelemek için link üzerinden başvurunuzu yapabilirsiniz!



Dilan Günaçtı

1998 yılında İzmir’de doğan Dilan, lisede Türk Alman Kültür ve Eğitim Vakfı’nda eğitim gördü, lisansını ise Koç Üniversitesi'nde Arkeoloji ve Sanat Tarihi üzerine yaptı. Pandemi ile birlikte kişisel gelişim ve meditasyona yönelirken, David Cornwell’den Mindfulness eğitimi alarak bilinçli farkındalık pratiği ve nefes teknikleri üzerine araştırmalarına devam etti. Editör olarak çeşitli...



BLOOM SHOP