Sosyal medya hesaplarında beğendiğimiz, kaydettiğimiz, takip ettiğimiz içeriklerin büyük çoğunlukta motivasyon sözleri, pozitif haberler, hatırlatmalar, fotoğraflar olmasının bir nedeni var. Pozitiflik çok güçlü bir duygu. Stresli, endişeli, dengesiz zamanlarınızda sizin konumunuzda başkalarının da olduğunu bilmek, onlardan güç almak veya “Dünya düşündüğüm kadar kötü bir yer değilmiş.” diyebilmek her birimiz için oldukça rahatlatıcı. Umudun en güçlü duygumuz olduğunu düşünürsek, pozitifliğe olan ihtiyaç bağımlılığımızı maruz görebiliriz. Fakat günümüzde pozitiflik yaratmak istediği etkinin tam tersini yaratacak kadar boğucu olabiliyor. “Toksik pozitiflik” olarak adlandırılan bu durum insan psikolojisi üzerinde oldukça negatif etkiler bırakarak kişiyi olduğundan daha kötü bir ruh haline sürükleyebiliyor. Çevremizden, sosyal medya üzerinden hatta kendi zihnimizden bile maruz kalabileceğimiz toksik pozitifliğin farkına varmak kendimizi bu durumdan korumanın ilk etabını oluşturuyor.

Toksik pozitiflik nedir?

Pandemi, ekonomik kriz, politik dengesizlikler gibi küresel sıkıntılar yaşandığı zaman insanların hayatlarında var olan pozitif durumlara odaklanması ve geri kalanını unutmaya çalışması oldukça anlaşılabilir bir durum. Fakat böylesi hassas konularda pozitif olmak ile kişinin kendisine ve çevresine zarar vermesinin arasında ince bir çizgi var. Aşırılığa götürülen pozitifliğin yarattığı, günümüz sosyal medyasını yönlendiren “mutluluk kültürü” endişe, üzüntü, stres gibi insani duygularının kötü, istenmeyen hatta anormal olarak damgalanmasına yol açıyor.

Toksik pozitifliğin yaşandığı toplumlarda insanların negatif bir durumla karşılattıklarında, ne hissederlerse hissetsinler, iyi tarafından bakmaya çalışmaları ve pozitif kısımlarına odaklanmaları bekleniyor. Kötü durumlarda alınan çoğu tavsiyenin “İyi düşün iyi olsun!” veya “Pozitif düşünmeye çalış.” olması, kötü duyguların sanki insanlara özgü doğal bir tepki olmadığını ve kimsenin üzülmeye bile hakkı olmadığı sahte bir dünya yaratıyor. Sadece Instagram’da #positivevibes (#pozitifduygular) hashtag’inin 100 milyon kişi tarafından kullanılması, çağımızın mutluluğa olan sağlıksız saplantısını kanıtlar nitelikte. 

Ne gibi durumlar toksik pozitifliğe örnek olabilir?

Toksik pozitiflik bir kişinin negatif duygular hissetmeye hakkı yokmuş gibi hissettirilmesine denir. Bu birçok şekilde kişilere aktarılabilir. Üzüntülü bir durum karşısında daha kötü durumların varlığının hatırlatılması ve kişinin yaşadığı olayların indirgenmesi buna örnek olarak verilebilir. 

İşinde mobbing’e mi uğradın? Bu kadar işsizlik yaşanırken en azından bir işin var!

Sevgilinden ayrıldığın için üzgün müsün? Abartıyorsun sanki 30 yıllık kocan seni aldattı!

Yaşadığın ülkenin politik gelişmeleri canını mı sıkıyor? Başka ülkelerde savaş var!

Pandemi yüzünden endişeli, stresli misin? En azından sağlıklısın, insanlar hastanede can çekişiyor!

İnsanların endişe, üzüntü, korku gibi duyguları rahatça yaşamalarına izin verilmemesi, bu duyguların toplum tarafından aktif olarak göz ardı edilmesiyle ve önemsenmemesiyle sonuçlanır. Oysa ki araştırmalar kabul edilen ve yaşanmasına izin verilen negatif duyguların, pozitiflikle bastırılan durumlara göre uzun vadede kişilere daha çok mutluluk getirdiğini gösteriyor. 

Toksik pozitiflik ne gibi durumlara yol açabilir?

Stresli, üzüntülü bir durumda negatif duygular hisseden, toplum tarafından pozitifliğe devamlı olarak davet edilen bir kişi eğer davete cevap veremiyor ve hala negatif hisler taşıyorsa kendini güçsüz, yetersiz hatta suçlu hissedebilir. Çevresinin tüm “çabalarına” rağmen üzüntü duyduğu için hislerinden utanabilir, içine atabilir, kendini kapatabilir. Çözülemeyen duygularsa ileride kişinin çok daha kötü ruh hallerine girmesine, kapanamayan yaralara sahip olmasına neden olabilir. 

Kimi insanda bir savunma mekanizması olarak devreye giren toksik pozitiflik kişinin kendi zihninden tüm negatif hislerinini bertaraf etmesine denir. Kişinin kendini tutabildiği yere kadar tutması, duygularını bastırması, uzun vadede kendini daha yorgun, mutsuz ve kötü hissetmesine neden olur. 

Ne yapmalıyız?

Çevrenizdeki insanları üzgün, stresli görmek veya kötü durumlarda her daim doğru kelimeleri bulmak çok zor olabiliyor. İstemeden de olsa toksik pozitiflik kültürüne kapıldığınızı fark etmek, kendiniz dahil başkalarına bu tarz bir davranışta bulunduysanız özür dilemek ve negatif duyguları tekrardan normalleştirmek toplum olarak değişmemizin ilk adımını oluşturuyor.

Verdiğiniz tavsiyeleri, tepkileri kendi geçmiş deneyimlerinizde aldığınızı düşünüp yardımcı mı yoksa toksik mi olduklarını anlamak kısacası empati yapmak hangi türde pozitiflik yaydığınızı anlamanızda en faydalı ayraç olacaktır. Çoğu insan kötü anlarında sadece dinlenmek, kabul edilmek ve onaylanmak ister. Negatif duyguları da pozitifliğimiz kadar hayatımıza almak, duygusal dayanaklığımızı oluşturan en önemli etmenler olduklarını fark etmek ve normalleştirmek kötü durumlarla başa çıkmayı çok daha kolaylaştıracaktır. 

Burcu Erbaş

1997 yılında Antalya’da doğan Burcu, İstanbul Saint Joseph lisesinde eğitim gördü. 2020 yılında Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Erasmus programı ile bir sene boyunca eğitim aldığı Sciences Po Paris’te çevre politikaları, sürdürülebilirlik ve ekoloji üzerine dersler aldı. Öğrendiklerinden çok etkilenen Burcu yaşam tarzını çevreye duyarlı olacak şekilde...

DAHA FAZLASINI OKU