Sağlığımızın, üretkenliğimizin ve mutluluğumuzun değişmez parçası uykudur. Yeterli ve kaliteli bir uyku uyumadığımızda yorgunluk, enerji kaybı, odaklanma sorunu, fiziksel ve zihinsel olarak yavaşlama ve hatta ileriki boyutlarda çeşitli rahatsızlıklar yaşamamıza neden olabilir.

Uykusuzluğa neden olan faktörleri tespit ederek, yaşam kalitemizi artırabiliriz. Peki uykusuzluğumuza toplumda yaygın olarak görülen “uyku apnesi” sebep oluyorsa, onu nasıl tedavi edebiliriz? Memorial Şişli Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzman Doktor Abdullah Özkardeş’e, uyku apnesi ve tedavisi ile ilgili tüm sorularımızı sorduk.

Uyku apnesinin belirtileri nelerdir?

Kaliteli uyku, sağlıklı bir yaşam sürmede kilit rollerden birini üstleniyor. İnsan ömrünün yaklaşık üçte birini uykunun oluşturduğu düşünüldüğünde uyku hastalıklarının da mercek altına alınması ve tedavi edilmesi büyük önem taşıyor. Toplumda yaygın olarak görülen uyku hastalıkları arasında “uyku apnesi” ilk sıraya oturuyor.

Uyku apnesi, uykuda solunum durması ve horlama olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla en tipik belirtisi, uykuda solunumun durması olarak gösteriliyor. Bu duruma sıklıkla uykuda terleme, sık uyanma, gece idrar için tuvalete gitme, sabah uyanıldığında hissedilen yorgunluk hali ve gün içindeki uyuklamalar eşlik ediyor. Uyku apnesi olan kişilerde; konsantrasyon eksikliği, yüksek tansiyon, kalpte ritim bozuklukları, felç ve hatta ani gece ölümleri görülebiliyor.

Uyku apnesi doktorlar tarafından nasıl teşhis edilir?

Uyku apnesi tanısında hem hastanın şikayetleri hem de yakınlarının gözlemleri belirleyici oluyor. Hasta öyküsü tam alındıktan sonra doktorlar sıklıkla polisomnografi adı verilen, halk arasındaki yaygın kullanımıyla uyku tetkiki isteyebiliyor. Bu tetkikin tamamlanması için hastanın bir gece hastanede yatması gerekiyor. Testte, hastanın beyin dalgaları, burun solunumu, göğüs hareketleri, göz ve kas hareketleri, kandaki oksijen düzeyi takip ediliyor. Tüm bu değerlendirmeler sonucunda hastaya uyku apnesi teşhisi konulabiliyor. İkinci aşamada ise uyku apnesinin hafif mi yoksa ağır bir düzeyde mi olduğunun saptanması gerekiyor.

Kimler risk grubuna girer?

Uyku apnesi, boğazdaki kasların havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşemesi sonucu gelişiyor. Çocukluk döneminden itibaren yaşanan üst solunum yolu hastalıkları sonucu solunum yolunda meydana gelen yıpranma, fazla kilolu olma, büyük bademcikler ve geniz eti uyku apnesi risk faktörlerini artırırken kısa boylu kişiler de risk grubunda yer alıyor. Ayrıca uyku apnesinin sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da görülebildiğini unutmamak gerekiyor.

Uyku apnesi hangi sağlık sorunlarına yol açıyor?

Uyku apnesi, kısa ve uzun vadede birtakım sağlık problemlerine neden olabiliyor. Üstelik bu sorunlar, hastalık kontrol altına alınıp, tedavi edilmezse ani ölüme kadar ilerleyebiliyor. Günlük hayatta konsantrasyon kaybı, dikkat eksikliği yaparak iş ve okul performansını olumsuz yönde etkileyen uyku apnesi, gün içinde uyuklamalara neden olabileceği için araç kullanan ve trafikte aktif olarak bulunan bir kişinin trafik kazası yapmasına yol açabiliyor.  Uzun vadede ise hastalık tedavi edilmezse kalp yetmezliği, hipertansiyon ve diyabet üzerine kötüleştirici etkilerde bulunabiliyor.

Nasıl tedavi edilir?

Uyku apnesinin tedavisinde öncelikle hastalığa zemin hazırlayan faktörleri gözden geçirmek gerekiyor. Öncelikle hasta aşırı kilolu ise zayıflaması önem taşıyor. Eğer solunum yollarında bir darlık varsa kulak burun boğaz uzmanı tarafından cerrahi açıdan değerlendirilmesi gerekiyor. Uyku apnesinin özgün tedavisi, hava yolunu devamlı açık tutacak şekilde basınçlı hava veren cihazların kullanımıyla sağlanıyor. PAP (pozitif havayolu basıncı) cihazları üst hava yollarının uyku sırasında açık kalmasını sağlayarak uyku apnesini önlüyor.

Gece boyunca yüze sıkıca oturan silikon bir maskeyle basınçlı hava veren bu cihazlar, başlangıçta hasta için rahatsız edici görünebiliyor. Buna rağmen, sabah dinlenmiş ve uykusunu almış olarak uyanan hastalar cihazı kolaylıkla kabul ediyor. Hastaya hangi cihazın uygun olduğunu tespit etmek ve apnelerin yok olduğu veya minimum sayıya indiğini görmek için ikinci bir gecenin uyku laboratuvarında geçirilmesi gerekiyor.  Cihazla uyku apnesi tedavisinin ardından uyku apnesi sorunundan kurtulan kişilerin yaşam kaliteleri yeniden yükselmeye başlıyor.

Horlama ile uyku apnesinin nasıl bir ilişkisi var?

Uyku apnesi olan hastalarda ilk dikkat çeken bulgulardan biri horlama olarak karşımıza çıkıyor. Bu kişilerde horlama normalden 3-4 kat daha fazla, çok kaba ve gürültülü oluyor. Uyku apnesi sırasında solunum çabası sürse de, bir süre sonra daha da artan bu çaba beyni uyarıyor ve hava yolu açılıyor. Horlama sıklıkla kişilerde dil ve boğaz kaslarının yapısının gevşek olmasından kaynaklanıyor. Boğaz dokuları şiş ve kalın olan, yumuşak damak ve küçük dili normalden uzun, geniz eti ve burun eğriliği olan kişilerde de horlama görülebiliyor. Uyku apnesi ise solunumu durdurma noktasına kadar getiren horlama ile ortaya çıkıyor. Solunumu durana kadar horlayan kişi, gürültülü bir homurdanma ile yeniden nefes almaya ve horlamaya devam ediyor.

Uyku pozisyonu uyku apnesini etkiler mi?

Bu rahatsızlığa sahip olan hastalarda uyku pozisyonları farklı etkilerle kendini gösterebiliyor. Bazı hastalar uyku pozisyonundan etkilenmiyorken bazılarında yan ve sırt üstü yatışlarda apne sıklık ve derinlik düzenlerinde farklılık gözleniyor. Uyku apnesi olan hastalarda genelde sırt üstü yatış pozisyonu en tehlikeli pozisyon olarak tanımlanıyor. Bu durum, dilin ve yumuşak damağın geriye sarkıp, hava yolunun daralmasına yol açıyor. Bu nedenle de uyku apnesi olan hastalara yan ve yüz üstü yatılması öneriliyor. Tüm bunlara ek olarak hastalara özel, yatış pozisyonuna uygun olarak farklı basınç uygulayan cihazlar da bulunuyor.

Hayat tarzında yapılan değişikliklerle uyku apnesini önlemek mümkün mü?

Bu hastalığın tedavi edilmesinde hayat tarzından yapılacak birtakım değişikler ve alınacak önlemler kısmen fayda sağlayabiliyor. Zayıflamak, sigarayı bırakmak, akşam yemeklerinde aşırı tüketimden kaçınmak, çay-kahve içmeyi sınırlamak, gece tuvalet ihtiyacını daha aza indirmek için daha az sıvı içmek, egzersiz ve yürümeyi rutin hale getirmek hiç şüphesiz tıbbi tedaviye yardımcı olmada önemli paya sahip oluyor. Uyku apnesi bulgularını hafifletmek için sakinleştirici ilaç kullanımı ve aşırı yorucu hayat tarzından da uzak durmak gerekiyor. 

Uyku apnesi ile kilo alımı arasında ilişki var mı?

Kilo fazlalığı olan insanlarda bu hastalık daha sık görülüyor. Hatalı ve aşırı beslenme sonucu kilo artıyor ve kilo artımına paralel uyku apnesi riski de yükseliyor. Kilo alımıyla birlikte dil kökü, yumuşak damak ve yutak kısmında yağlamayla birlikte büyüme görülüyor. Buna paralel solunum yolu daralıyor ve uyku apnesi gelişiyor. Zayıflayarak, hastada tam düzelme sağlanmasa bile, tedaviye ihtiyaç azalıyor.

Uyku apnesi sosyal hayatı etkiler mi?

Uyku apnesine bağlı olarak kişinin gün içerisinde yaşayacağı uyuklama hali, dikkat eksikliği ve bazı sağlık problemleri hem sosyal hem de özel hayata ciddi şekilde yansıyor. Sık sık esneme ve halsizlik sosyal çevreye tam uyum sağlanması ve sohbetlere katılımı engelleyebiliyor. Unutkanlık ve dikkatini toparlamakta zorlanma nedeniyle konuları algılama ve karşısındaki kişiyle iletişim kurmada zorluklar yaşanmasına yol açabiliyor. Gece boyunca süren horlama eşleri de olumsuz yönde etkiliyor. Horlama şikayetleri nedeniyle eşler odalarını ayırıp, ayrılık aşamasına kadar gelebiliyor.