YAZAN: DYT. DENİZ HAZAR

Yeme alışkanlıklarımız hem kendi sağlığımızı hem de çevremizin sağlığını nasıl etkiliyor hiç düşündünüz mü? Örneğin, marketten satın aldığınız ithal tropik bir meyvenin içerdiği antioksidanlar sebebiyle sağlığınıza faydalı olacağını düşünebilirsiniz. Peki, yetiştirildiği tropik adadan marketinize gelene kadar çevreye nasıl bir etkisi olduğunu veya neden olduğu karbon ayak izini hiç düşündünüz mü? Yeme alışkanlıklarımız, gezegenimiz ve bizim üzerimizde nasıl bir etkiye sahip öğrenmek için okumaya devam edin.


Karbon ayak izi nedir?

Karbon ayak izi; bizlerin ulaşım, ısınma, enerji tüketimi veya satın aldığı her türlü ürün neticesinde atmosfere yayılmasına neden olduğu karbon miktarını anlatmak üzere kullanılan bir terimdir. Aslında karbondioksit ve diğer sera gazları atmosferimizde gezegenin oluşumundan beri bulunmaktadır ve tıpkı bir sera gibi ısıyı içeride tutarak dünyayı yaşanabilir kılmıştır. Dünya’da başlıca sera etkisine neden olan gazlar ise su buharı, karbondioksit, metan ve ozondur.

Yirminci yüzyılda endüstriyelleşmenin başlamasıyla bu gazların atmosferdeki miktarı artmış, daha çok ısının tutulması ile küresel ortalama sıcaklık yükselmiştir. Bunun sonucu olarak da karşımıza son yıllarda iyice kendini hissettiren iklim değişikliği çıkmaktadır.

Bizler her gün yaptığımız faaliyetler ve yeme alışkanlıklarımız ile sera gazlarının salınımına neden olarak dünyanın geleceğini etkilemekteyiz. Bu etki de bizim karbon ayak izimizdir.

Gıda sistemi dünyadaki sera gazı salınımının yüzde 26’sından sorumlu

Küresel olarak gıda sisteminin dünyadaki sera gazı salınımının yüzde 26’sından sorumlu olduğu tahmin edilmekte. Gıdalar arasında da farklı türdeki yiyeceklerin açığa çıkarttığı sera gazı miktarında büyük farklılıklar bulunuyor. Örneğin, meyve ve sebzeler daha düşük oranda sera gazına neden olurken, et ve süt ürünleri 10-15 katı kadar daha yüksek sera gazı çıktısına neden oluyorlar.

Hayvansal ürünler neden daha yüksek sera gazı salınımına neden oluyor?

Küresel sera gazı emisyonlarımızın yaklaşık yüzde 14,5’ünün hayvancılıktan kaynaklandığı öngörülmekte. Hayvansal üretimin, bu kadar yüksek oranda sera gazı salınımına neden olmasının sebeplerini; hayvan çiftliklerine ayrılan tarım arazileri, hayvanların bitkileri tüketerek beslenmesi, hayvanlar tarafından yüksek oranda çevreye salınan metan gazı, çiftliklerin sebep oldukları hava ve su kirliliği ve biyolojik çeşitliliğin kaybı olarak sıralayabiliriz.

Gıdanın ve gezegenin sürdürülebilirliği için en uygun diyet hangisidir?

Diyetin, insan sağlığı ve çevresel sürdürülebilirlik üzerine etkilerini inceleyen bilim adamları EAT-Lancet Komisyonu olarak bir araya geldi. EAT-Lancet Komisyonu, sağlıklı beslenme ve sürdürülebilir gıda üretimi için küresel bilimsel hedefler geliştirmek için insan sağlığı, tarım, siyaset bilimleri ve çevresel sürdürülebilirlik dahil olmak üzere çeşitli disiplinlerde 16 ülkeden 37 önde gelen bilim insanını bir araya getiren, tüm insanlar ve gezegen için geçerli olan evrensel bilimsel hedefler belirlemeye yönelik ilk girişim olmasıyla da dikkat çekiyor.

2019 yılında yayınladıkları Gıda Gezegen Sağlığı” raporu ise dikkate değer bulgular ortaya koyuyor. Bu çalışmanın yöneticilerinden Prof. Walter Willett raporu şu sözleri ile özetliyor:

Dünyada 2050 yılına kadar bireylerde sağlıklı diyetlere dönüşüm kaçınılmaz olacak. Meyvelerin, sebzelerin, kuru yemişlerin ve baklagillerin küresel tüketimi ikiye katlanacak, kırmızı et  ve şeker gibi yiyeceklerin tüketiminin yüzde 50’den daha fazla azaltılması gerekiyor. Bitkisel kaynaklı besinler bakımından zengin ve daha az hayvansal kaynaklı besin içeren bir diyet, hem sağlığımızı hem de doğayı koruyor.

Gezegen sağlığı diyeti nedir?

EAT-Lancet Komisyonu bilimsel veriler ışığında “Gezegen Sağlığı Diyeti” (Planetary Health Diet) isimli bir diyet önerisi de hazırladı. Gezegen Sağlığı Diyetinin; Akdeniz diyeti, flexitarian ya da semi-vejetaryen Nordik diyeti, bitkisel bazlı beslenme ve vegan diyetleri ile uyumlu olduğunu söyleyebiliriz. Bitkisel bazlı besinler açısından zengin olan bu diyet, daha az hayvansal ürün tüketmeyi önerirken hem bizim sağlığımız hem de çevremizin sürdürülebilirliği üzerine en etkin diyet olarak tanımlanmakta.

Karbon ayak izini azaltacak birkaç öneri:

  • Gıda atığını önleyin: Gıda atığı, sera gazı emisyonlarına önemli bir katkıda bulunur. Bunun nedeni, çöpe atılan yiyeceklerin çöplüklerde ayrışması ve özellikle güçlü bir sera gazı olan metan yaymasıdır.
  • Yerli üretim gıdaları tercih edin.
  • Sebze ve meyve tüketiminizi artırın ve mevsiminde tüketin.
  • Et tüketiminizi azaltın, kırmızı eti haftada en fazla iki porsiyon ile sınırlayın.
  • Satın aldığınız balık ürünlerinin sorumlu üreticiler tarafından üretildiğini araştırın.
  • Bitkisel bazlı proteine yönelin: Kuru baklagiller, yağlı tohumlar veya tofu da iyi bir protein alternatifi olabilir.
  • Mümkün ise kendi mahsulünüzü üretin: Kendi meyve ve sebzenizi üretmek, plastik ambalaj kullanımınızı ve uzun mesafelerde taşınan ürüne olan bağımlılığınızı azaltır.
Deniz Hazar

1982 yılında, İstanbul’da doğdu. Lisans eğitimini İşletme-İktisat alanında İstanbul Bilgi Üniversitesinde tamamladı. Pazarlama ve iletişim alanında 10 yılı aşkın süre Türkiye ve yurtdışındaki kurumsal firmalarda çalıştı. 2017’de yurtdışında çalışırken ilgi alanı olan mesleği yapmak için yeniden üniversite sınavına hazırlandı ve Haliç Üniversite’sinde Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nü kazandı. Beslenme ve Diyetetik eğitimine...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP