Google’da en çok araştırılan konulardan birisinin yeme bozukluğu olduğunu biliyor muydunuz?

Yemek yemek, bir çoğumuzun en büyük sosyal aktivitesi, birkaçımızın duygularını yönetmek için başvurduğu ilk yol, bazılarımızın en büyük düşmanı, kimimiz için ise en basit haliyle hayatta kalmamızı sağlayan yakıtı aldığımız bir aktivite.

Oksijene ihtiyaç duyan vücudumuz nefes alma içgüdüsüyle kolaylıkla hayatta kalmayı başarırken doğal gereksinimimiz olan besinlere karşı nasıl olur da bir patoloji oluşturulabilir?

Yeme tutum ve davranışları; genetik, çevre, hormonlar, bireyin o anki duygusal durumu, sosyo-demografik özellikleri, geçmiş deneyimler, kültürel ve dini inanışlar, medya, beden algısı, şişmanlık, iştah ve bunun gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. Yeme tutumlarındaki değişimler yeme bozuklukları gibi bazı sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Birden fazla öğeden etkilenen yeme davranışının psikolojik açıdan ele alındığında insanların günlük hayatta çeşitli olaylar sonucu sıkça maruz kaldığı stres, gerginlik, can sıkıntısı, mutluluk, sevinç, heyecan gibi duygularla yakından ilişkili olduğu görülmektedir.

Yaşam boyunca devam eden yeme davranışı, bebeklikten okul çağına hızla gelişmektedir

Duygusal ve bilişsel unsurlar da dahil olmak üzere kişinin psikolojik özellikleri yeme alışkanlıklarını ve ağırlık kontrolünü etkileyebilmektedir. Bu durum sadece fazla kilolu veya obez olan bireylerde değil aynı zamanda ideal vücut ağırlığına sahip kişilerde de görülebilmektedir. Bilişsel kısıtlama bireyin yeme davranışını ve vücut ağırlığını olumsuz yönde değiştirebilmektedir.

Özellikle de stresle başa çıkılamadığında veya uzun süreli ve çeşitli diyet uygulamalarında yanlış beslenme alışkanlıklarının ortaya çıktığı gözlemlenebilmektedir.

Yeme bozukluğu nedir?

Anoreksiya terimi, “hayatın tadını çıkarmayı reddetmek’’ olarak da değerlendirilebilir. Anoreksiya ve bulimianın öngörülebilir bir yanı yoktur ve ruhsal bir fenalık halinin yansımasından, dolayısıyla da belirtilerinden ibarettir. Yeme bozukluklarının “belirti’’ olarak nitelenmesi çok önemlidir, çünkü bu sayede bu bozukluklar çözülmesi gereken birer “sorun’’ olarak ele alınmaz, sorunların altlarında yatan gerçek sebeplere odaklanılır.

Yeme bozukluğu olan kişi yemek yemeyi ister kessin ister ölçüsüzce yesin, tek bir şeyin peşindedir: Kendisiyle iyi geçinmek!

Yeme bozukluğunu bir belirti olarak kabul ettikten sonra, tıpkı ateşimiz çıktığında olduğu gibi, altta yatan virüsü keşfetmek, temel meseleyi, yani kişinin bedeni yerine zihnine sızan bu çarpık düşünceyi anlamak gerekir.

‘’Mutsuz olduğunun farkındayım ve bunu anlıyorum.’’

Odağı hastalığın ötesine çevirmek şarttır çünkü dikkat başka yöne çevrilir çevrilmez gerçek bir farkındalık dinamiği işleme girer. Böylece kişi duyulduğunu, anlaşıldığını hisseder.

Yeme bozukluğuna sahip insanların sözcüklerle ifade edemediklerini bedenleri aracılığıyla ifade etmeye çalıştıkları söylenebilir.

Yeme bozuklukları için belli bir başlangıç dönemi tanımlamak kolay değildir. Anoreksiya ve bulimia belirtileri, bir yandan, yetişkinlikte de görülebilen çeşitli yaşam olaylarına bağlı aleni bir ıstıraptan doğabilir: Duygusal bir hayal kırıklığı, önemli bir projede başarısızlık, travmatik bir hatıra gibi.. Diğer yandan, herkesin kendince üstesinden geldiği ve kimliğini sorguladığı özel bir yaşam evresi vardır:

Ergenlikteki ‘’Ben Kimim?’’ evresi. Yeme bozuklukları ergenlikteki bu kimlik arayışı evresinde de baş gösterebilmektedir.

Gıda neden sözcüklerin yerine geçer?

Bedeni ateşleyen gıda, tartışmasız biçimde tüm bireyler için yaşamsaldır. Kişinin yemek yemeyi bıraktığını görmek, yakınlarını topluca harekete geçirir çünkü bu noktada ölüm tehlikesi vardır. Fakat anoreksik kişi için yemek yememek onu içten içe canlandırmaktadır ve gıda, beden imgesini dönüştürmek ve çevresinde bir tepki yaratmak için kıymetli bir araç haline gelmektedir.

Bulimia, aşırı gıda ve kalori alımının ve bunu telafi edici çeşitli davranışların (kusma, hiperaktivite) söz konusu olduğu bir rahatsızlıktır.

‘’Ben hasta değilim, biraz moralim bozuk, geçecek.’’

Gündelik hayatın ufak çatışmaları giderek aynı şekilde sonlanmaya başlar: Tıkınma nöbetleri. Anne-babayla ya da arkadaşlarla tartışma, birilerinin hatları ile ilgili yorum yapması, günlük yaşanılan stres… Bu nöbetlerle birlikte özgüven eksikliğinin artmasıyla, kişi her sapmada hayatının ellerinden biraz daha kaydığı hisseder. Fakat yiyecek elinin altındadır.

Anoreksik kişi, kendine bir güç yanılsaması inşa etmek için gıdadan vazgeçerken, bulumik kişi kendini tıka basa doyurarak, yani bir boşluğu doldurarak rahat eder.

Anoreksiyadan bulimiaya geçiş normaldir.

Peki hastalık hangi noktadan sonra vücuda zarar vermeye başlar?

  • Besin eksikleri
  • Kalp sorunları
  • Amenore (Reglin 3 aydan uzun süre görülemediği durum)
  • Fiziksel görünümde kayıplar (dişlerde, saçlarda, tırnaklarda…)

Yeme bozukluklarının ne kadar süreceği, huzursuzluk halinin yoğunluğuna bağlıdır. Hem hasta hem de hasta yakınları sorunun başlangıcını zamanı sabit belli bir olayla ilişkilendirmek ister. Fakat her şeyi fazla basitleştirmemeye dikkat etmek gerekir. Derinlerde yatan nedenler, bu konuda uzman psikologların yardımıyla çözülmeli ve incelenmelidir. Aynı şekilde tedavi sürecinde de kişinin etrafının dahiliye uzmanları, psikiyatristler, beslenme uzmanları gibi sağlık uzmanlarıyla çevrilmesi gerekmektedir.



Psk. Miray Polat

Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden yarı burslu olarak mezun olmasını takiben Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programına başladı. Üniversite mezuniyetinin ardından çeşitli anaokullarında çocuklarla birlikte Mindfulness çalışmaları temelli kurum psikologluğu yaptı. Aktif olarak eğitimlerine devam etmekte olan Miray, psikoterapi ekolü olarak Bilişsel Davranışçı Terapiyi takip etmektedir. Farkındalık ve meditasyon üzerine...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP