RÖPORTAJ: BURCU ERBAŞ

Ceylan Sel Sohtorik uzun senelerdir sağlıklı mutfak ile haşır neşir. Fonksiyonel beslenme yolculuğuna glütensiz, rafine şekersiz, laktozsuz tarifler hazırladıkları Lab Vitalité ile başlayan Sohtorik, yeni projesi MAMACEY’in ilhamını günümüz sağlıklı beslenme yaklaşımlarının geçmişin gelenekleriyle uzun zamandan beri desteklendiğini keşfetmesi ile buluyor. Kendi tanımı ile “geçmişin bilgeliğini bugünün bilgisiyle” harmanladığı yeni nesil bütünsel mutfak MAMACEY ‘i kurucusu Ceylan Sel Sohtorik’ten dinledik.


MAMACEY nasıl ortaya çıktı?

2016 yılında doğal ve sağlıklı yaşamı hayatımın merkezine alarak üniversite arkadaşım Nil ile blogumuz Lab Vitalité’yi kurduk, doğal ve sağlıklı catering organizasyonları, sindirim dostu ürünler yarattık. Bu yolculuğum boyunca glütensiz, rafine şekersiz ve laktozsuz mutfağın yanı sıra, geçmişten gelen yöresel ve geleneksel tarif ve metotların, araştırmaların, tecrübelerin ne kadar kıymetli olduğunu gördüm.

Araştırmalarım derinleştikçe ve 5000 yıllık şifa sistemi Ayurveda’nın hayatıma girmesiylekendi geleneksel mutfağımızdaki zenginlik ve bilgeliğin farklı kültürel mutfaklarla doğrulandığını, renklendiğini, bugünün bilgisiyle harmanlandığında ise bize kadim çareler içeren yepyeni bir mutfak önerdiğini fark ettim. MAMACEY projesi tüm bu yaşadıklarımı bir araya koyduğumda, geçmişin bilgeliğini bugünün bilgisiyle harmanlayarak sindirimi kolay, besin değeri tam, gerçek besin yaratma isteğim ile ortaya çıktı. 

Geçmişin bilgeliklerini modern tekniklerle harmanladığınız yeni bir dünya mutfağı olarak tanımlıyorsunuz hazırladığımız yemekleri. Peki mutfağınızda geçmişten ve günümüzden hangi akımların izlerini görüyoruz? 

Mutfağımızda kendi geleneksel mutfağımızdan, anneannelerimizden, babaannelerimizden öğrendiklerimizin yanı sıra 5000 yıllık Ayurveda’nın önerdiği pişirme metotlarına, baharatlara ve iksirlere de yer veriyoruz. Günümüz trendlerini takip ediyor ve eskiyi yeni bilgi ile modernize ediyoruz. Rafine şeker ve laktoz kullanmıyoruz, doğal glütensiz ürünler hazırlıyoruz. Bizim mutfağımızda probiyotik turşulara da, mevsiminde hazırlanan domates salçasına da, süper besinler ile zenginleştirilmiş çorbalara da, glütensiz leziz keklere de, sindirim ateşini canlandıran ayurvedik baharatlara da yer var. 


Bir yanda iklim krizi, doğal kaynak kıtlıkları diğer yanda gıda israfı, bilinçsiz tüketim gibi zıtlıkların yaşandığı günümüz dünyasında kadim öğretiler bizlere bir çıkış yolu sunabilir mi?  

Öncelikle, Yuvam Dünya İklim Değişikliği ile Mücadele Derneği Yönetim Kurulu üyesiyim. Yenilikçi projeler üreterek iklim krizine karşı farkındalık kazandırmak için çalışan harika bir ekibimiz var. İklim krizini besleyen önemli bir konu da gıda israfı. İşim gereği benim için ayrı bir önem taşıyor.

Biz büyüklerimizden de israf etmemeyi, gıdaya kıymet vermeyi öğrendik ve geliştirmek için yaratıcı yollar arıyoruz. Kadim öğretiler tabiki bu konuda yol göstericiler, mesela fermantasyon. Ev mutfağımda elimde kalan sebzelerden, meyvelerden ve doğal otlardan probiyotik turşular hazırlayarak raf ömürlerini uzatıp aylarca saklıyorum.

Ayrıca paket tüketimini azaltmak için bazı gıdaları marketten almak yerine evde hazırlıyorum. Ketçap, hardal, chutney gibi sos ve çeşnileri, kombucha ve su kefiri gibi içecekleri ve çiğ yemişlerden fermente peynirleri hazırlamak hem pratik hem de atıksız ve bilinçli bir tüketim için çok kıymetli.

MAMACEY mutfağında benimsediğiniz sürdürülebilirlik yaklaşımları neler? 

MAMACEY mutfağında tüm ürünleri sadece sipariş üzerine hazırlıyoruz, yemek israfına hayır diyoruz. Kavanozlarımızı atmıyor yeniden kullanıyoruz. Mutfağımızda sebzelerin kökleri hiçbir zaman atılmıyor, narenciye kabukları ile mutfak temizliği için kullandığımız sirke hazırlanıyor, badem sütü posaları granola hazırlığında kullanılıyor. Doğal hammaddelerimizi toplu halde alıyor, paket tüketimini minimuma indirmeye çalışıyoruz. 

Bedenin, ruhun ve zihnin değişimi ilk önce beslenmeden başlar felsefesini biraz açabilir misiniz? Yediğimiz besinlerin ruh durumumuza nasıl bir etkisi oluyor?

MAMACEY’in değişimin ilk adımının bedeni doğru beslemek olduğuna inanan bir felsefesi var. Tabi ne yediğimiz kadar nasıl yediğimiz ve nasıl sindirdiğimiz de önemli. Gerçek besinler ile beslendiğimizde, vücudumuzda oluşabilecek hastalıkların önüne geçmenin yanı sıra çok daha mutlu bir versiyonumuzu yaratıyoruz. Enerjimiz yükseliyor ve kendimizi çok daha iyi hissediyoruz. 


Kendimizi iyi hissetmek için beslenmemizde hangi gıdalara daha çok yer vermemizi önerirsiniz? 

İlham kaynağım Ayurveda insanların farklı olduklarını kabul ediyor ve dosha adı verilen vata, pitta, kapha olarak adlandırılan 3 farklı beden zihin yapı tipine ayırıyor. Ayurvedik beslenme ise bu beden tipini baz alarak, doğru yiyeceklerin doğru zamanda, doğru şekilde hazırlanmış olarak tüketilmesini öneriyor.

Kısıtlayıcı diyet veya belirli gıdalardan kaçınmaya odaklı diğer beslenme biçimlerinden farklılık gösteriyor. Sağlığın temelinde ise en önemli faktörün iyi bir sindirim olduğuna inanıyor, bağırsak ve sindirim sağlığını destekliyor. 

Beslenmemizde mevsiminde, doğal ve mümkünse organik meyve ve sebzelere yer vermeyi ve gıdaların yaşam enerjisinden faydalanmak için yerel tercihler yapmayı öneriyorum. Ayrıca sindirimi desteklemek için buzlu içeceklerden uzak durmak, içinde olduğumuz mevsimin hava koşullarına göre beslenme tercihleri yapmak, sağlıklı yağ tüketmek, glütenden ve şekerden uzak durmak, bakliyatları ve yemişleri suda bekletmek her zaman kolayca uygulayabileceğimiz ve iyi hissetmemizi sağlayacak önerilerim arasında. 

Bizimle özellikle yaz döneminde tercih edebileceğimiz, her açıdan besleyici favori bir tarifinizi paylaşabilir misiniz?  

MAMACEY mutfağında sos ve chutney kullanmayı çok seviyoruz. Sıcak yaz günlerinde ihtiyacınız olan tazeliği, hafifliği ve ferahlığı Taze Nane Chutney ile tabaklarınıza taşıyabilirsiniz. 

Malzemeler:

  • 1 demet taze nane
  • 1/2 yeşil limonun suyu
  • 20 gram Hindistan cevizi rendesi 
  • 1 yemek kaşığı rendelenmiş taze zencefil
  • 1 çay kaşığı kaya tuzu 
  • Biraz su 

Tarif:

Tüm malzemeleri robota alıp çekiyor, hava almaz cam kavanozda buzdolabında saklıyoruz. Yumurtalara, yaz domates salatalıklı kahvaltı salatalarına, vegan burger üzerine veya yeşil ferahlık ile desteklemek istediğiniz her tabağa ekleyebilirsiniz. 


Burcu Erbaş

1997 yılında Antalya’da doğan Burcu, İstanbul Saint Joseph lisesinde eğitim gördü. 2020 yılında Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Erasmus programı ile bir sene boyunca eğitim aldığı Sciences Po Paris’te çevre politikaları, sürdürülebilirlik ve ekoloji üzerine dersler aldı. Öğrendiklerinden çok etkilenen Burcu yaşam tarzını çevreye duyarlı olacak şekilde...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP