YAZAN: DİLAN GÜNAÇTI
In partnership with Wings

Metakognisyon nedir? Metakognisyon, kendi düşüncelerimiz üzerine düşünme ve bu düşünce süreçlerini bilinçli biçimde yönetebilme becerisidir. İlk bakışta karmaşık görünse de aslında çoğumuz bu zihinsel kapasiteyi günlük yaşamda farkında olmadan kullanır, düşüncelerimizi sorgular, değerlendirir ve yeniden şekillendiririz. Bu beceri, hem duygularımızı anlamamızın hem de yeni şeyler öğrenmemizin temel bir parçasıdır. Metakognisyonu daha yakından tanıyarak düşünsel becerilerimizi nasıl geliştirebileceğimizi ve bu kapasiteyi duygusal regülasyonda nasıl kullanabileceğimizi birlikte inceleyelim.


Bilgiyi nasıl işleriz?

Metakognisyon iki ana bileşenden oluşur. Bunlar bilgi ve regülasyondur. Metakognitif bilgi, kendi güçlü ve zayıf yönlerimize dair sahip olduğumuz bilgidir. Hangi öğrenme stratejilerinin bize daha uygun olduğu veya sabah mı yoksa akşam mı daha iyi odaklandığımız gibi farkındalıklar bu kapsama girer.

Metakognitif regülasyon ise düşünme süreçlerimizi yönetmek için kullandığımız araçlardır. Örneğin bir makale yazmadan önce taslak hazırlamak veya kitap okurken anlamadığımız bir yeri not almak bu araçlardan bazılarıdır.

Bu iki bileşeni öğrenme süreçlerimizi desteklemek için kullanırız ve çoğu zaman bunları farkında olmadan yaparız. Metakognitif beceri düzeyi kişiden kişiye değişirken, bu becerileri geliştirmek de mümkündür. Kendi düşüncelerimizin, güçlü yönlerimizin ve daha gelişime açık olduğumuz alanların ne kadar farkında olursak, dikkatimizi yönetme ve yeni beceriler kazanma konusunda da o kadar başarılı oluruz.

Metakognitif düşünce biçimi

Metakognitif düşünmek, bize kendimiz hakkında bilgi verir. Örneğin, “Topluluk önünde konuşmak beni endişelendiriyor.” gibi bir düşüncemiz varsa, kendimize “Topluluk önünde konuşurken beni endişelendiren şey tam olarak nedir?” ve “Bunu değiştirmek için ne yapabilirim?” gibi sorular sorabiliriz. Bu yaklaşım, duygu ve düşüncelerimizi anlamaya ve dönüştürmeye yardımcı oluruz.

Metakognisyon ve duygusal regülasyon

Duygularımızı kontrol edebilmek, metakognisyon ile yakından bağlantılıdır. Akademisyen, yazar ve Harvard profesörü Arthur Brooks’a göre duygularımız, beynimizin daha eski ve ilkel bölgesi olan limbik sistemde ortaya çıkar. Ardından bu duygular, onları yorumlayabildiğimiz, yönetebildiğimiz ve bilinçli bir davranışa dönüştürebildiğimiz prefrontal kortekse iletilir.

Metakognisyonu, duygularımız üzerine düşünme becerisi olarak da deneyimleyebiliriz. Duygusal regülasyon, bu anlamda prefrontal korteksimize zaman tanımaktır. Yaşadığımız duyguyu fark etmek, anlamlandırmak ve bilinçli bir tepki geliştirmek için kendimize kısa bir alan yaratırız.

Bunu bir örnekle açıklayacak olursak, Brooks sıkça verilen “Sinirlendiğinde içinden 10’a kadar say” önerisini ele alır ve bunun neden işe yaradığını anlatır: “Diyelim ki iş yerinde birine gerçekten çok sinirlendiniz ve o an içinizden sözlü bir hakaret etmek geçti. Bu duygu yükseldiğinde, hemen tepki vermek yerine içinizden 30’a kadar saydığınızı ve bu dürtüyü gerçekten hayata geçirdiğinizi hayal edin. Karşınızdaki kişiye öfkeyle çıkıştığınızı, aranızda bir tartışma yaşandığını, onun da gidip sizi insan kaynaklarına şikayet ettiğini düşünün. Ardından ifade vermek üzere çağrıldığınızı ve kendinizi açıklamaya çalıştığınızı hayal edin.”.

Bu senaryoda 30’a kadar sayarken sadece olası sonuçları düşünmüş olmazsınız. Aynı zamanda bir anlık öfkenin size nelere mal olabileceğini de fark edersiniz. İşte duygusal regülasyonda metakognisyon tam olarak böyle çalışır. Duygu ile tepki arasına bir düşünme alanı koyarak bilinçli bir seçim yapmamıza yardımcı olur.

Metakognitif beceriyi geliştirmek için üç yol

Arthur Brooks, metakognisyonu geliştirmek adına üç temel yol sunar. Bunlar bilgi, düşünme ve kayıt altına almadır.

Bilginin dönüştürücü gücü

İnsan olarak duygularımız tarafından yönlendirilmeye oldukça açığız. Ancak bilgi sayesinde öğrenir ve farkındalık geliştiririz. Kendimiz ve kendi zihinsel işletim sistemimiz hakkında bilgi sahibi oldukça zihinsel süreçlerimizi daha iyi tanımaya başlarız. Bu farkındalık metakognitif süreci harekete geçirir ve tepkisel davranışlarımızı yavaşlatır. Bilgi dönüştürücüdür. Kendimizi tanıdıkça, otomatik tepkilerimizin yerine daha bilinçli seçimler koyabiliriz.

Düşünsel pratikler

Duygularımızı farklı bir açıdan anlamamıza yardımcı olması için düşünsel pratikleri kullanabiliriz. Bunlardan ilki meditasyondur. Özellikle içgörü meditasyonunda kendimize “Bugün kendimi biraz üzgün ve durgun hissediyorum, bunun nedeni ne olabilir?” gibi sorular yöneltiriz. Böylece hislerimizi bilişsel bir çerçevede ele alıp analiz etmeye başlayabiliriz. 

Bir diğer yol ise niyet duası pratiğidir. Kalbimizden geçenleri kelimelere dökerken prefrontal korteksimizi kullanırız. İnançlı olsak da olmasak da, iç dünyamızı ifade ederken duygularımız da zihinsel olarak düzenlenmiş olur. Bu süreçte hissettiklerimiz daha somut ve anlaşılır bir hale gelir. Daha önce yalnızca yoğun bir duygu olarak deneyimlediğimiz durumlar anlam kazanır; bu da rahatlama, anlayış ve içgörü sağlar.

Duyguları yazıya dökmek

Duygularınızı kağıda döktüğünüzde, artık o kadar karmaşık gelmezler. Bunun nedeni yazma işlemi sırasında prefrontal korteksinizi kullanmanızdır. Böylece hislerinizi yazarken onları daha bilinçli bir zihinsel alana taşımış olursunuz. Günlük tutmak, metakognisyonun yoğun biçimde devreye girdiği bir pratiktir. Çünkü sadece hissetmezsiniz; hissettiğinizi fark eder, onu adlandırır ve anlamlandırırsınız.

Arthur Brooks yazmanın faydalarından bahsederken özellikle kaygı ile olan ilişkimize değinir. Kaygı, odaklanmamış korkudur. Eğer bizi neyin korkuttuğunu tam olarak bilmiyorsak, bu belirsizlik çözülemez gibi görünen bir probleme dönüşebilir ve zamanla kronikleşebilir. Kaygıyı dönüştürmenin yolu, onu yeniden somut bir korkuya çevirmektir.

Örneğin stresli olduğunuzda, sizi kaygılandıran beş şeyi belirleyip açıkça yazın. Her biri için en kötü, en iyi ve en olası senaryoyu düşünün. Ardından bu senaryoların gerçekleşme ihtimallerini ve son olarak, her durumda hangi stratejiyi izleyeceğinizi not edin. Tüm bu süreçleri yazarak belirsiz bir korkuyu yönetilebilir bir riske dönüştürmüş olursunuz; bu da metakognitif bir süreçtir. Duygularınız önce düşüncelere sonra da bir stratejiye dönüşür. Bu şekilde metakognisyonu duygularınızı düzenlemek adına kullanmış olursunuz. 


Wings ile hayatınıza değer katmaya, alışveriş keyfini ayrıcalıklara dönüştürmeye hazır mısınız? Siz de Wings’in ayrıcalıklı dünyasına katılmak ve size özel programlarını incelemek için link üzerinden başvurunuzu yapabilirsiniz!



Dilan Günaçtı

1998 yılında İzmir’de doğan Dilan, lisede Türk Alman Kültür ve Eğitim Vakfı’nda eğitim gördü, lisansını ise Koç Üniversitesi'nde Arkeoloji ve Sanat Tarihi üzerine yaptı. Pandemi ile birlikte kişisel gelişim ve meditasyona yönelirken, David Cornwell’den Mindfulness eğitimi alarak bilinçli farkındalık pratiği ve nefes teknikleri üzerine araştırmalarına devam etti. Editör olarak çeşitli...



BLOOM SHOP