Birkaç kadeh içtiğiniz bir gecenin sonrasında hamile olduğunuzu öğrenseniz neler hissedersiniz? İlk iş olarak hangisini yapardınız; alkol ve sigara gibi alışkanlıklardan uzaklaşmak mı yoksa vücudunuzun ihtiyacı olabilecek vitamin ve mineralleri yerine koyabilmek için uygun gıda takviyelerini araştırmak mı?

Kimileri bu süreç başladıktan sonra stresi azaltmak için yogaya başlarken kimileri ise zararlı bulduğu alışkanlıklarını bırakmaya çalışıyor. Birçoğunun ortak özelliği ise panik içinde kendini bilgi yağmuruna tutmak!

Bu telaşı yaşamamak için en iyisi daha yolun başındayken yani hamilelik planları yaparken bu sürece bedeni hazırlamak ve 40 haftalık keyifli süreci sağlıklı şekilde sürdürmek için bilinçli olmak. Bedensel olarak kendinizi hamilelik sürecine daha iyi hazırlayabilmeniz için dikkat etmeniz gerekenleri ve en çok merak edilen konuları sizin için araştırdık.

Hangi vitamin ve mineralleri kullanmak gerekiyor? 

Kanada’da Motherisk tarafından 1000 bebek üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, düzenli olarak folik asitli multivitamin alan annelerin bebeklerinde “Nöral tüp defekti (Neural Tube Defect)” adlı rahatsızlığa yakalanma riskinin ciddi oranda düştüğü ortaya çıkarıldı.

Folat olarak da adlandırılan folik asit, bir tür B vitaminidir. Vücudun sağlıklı yeni hücreler üretmesini sağlar. Yeşil yapraklı lifli gıdalarda ve tam tahıllarda bol miktarda bulunur. Vücudun ihtiyacı olan folik asidi yiyeceklerden yeterli miktarda almak ise genelde zor. Örneğin yarım fincan kadar pişmiş yeşil biber günlük folik asit ihtiyacının sadece 1/6’sını karşılar.

Üstelik folik asit vücutta depolanan bir vitamin de değildir. Bu nedenle hekimler hamilelik planlayan kadınların en az üç ay öncesinden itibaren folik asit ile güçlendirilmiş multivitamin takviyesine başlamasını uygun görüyorlar.

Hamilelik öncesinde kullanılan ilaçları değiştirmek gerekiyor mu?

Genellikle antidepresan ve tansiyon ilaçları, fetusa zarar verebileceği endişesiyle, hamile kalmak isteyen kadınlar tarafından reddedilir. Oysa bu ilaçları birdenbire kesmek de çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Örneğin yüksek tansiyon hastası birinin ilacını birdenbire kesmesi tansiyonun olmadık bir zamanda yükselmesine sebep olabilir. Bu da beyin kanaması gibi ölümcül sonuçlar doğurabilir.

Bir ilacı bırakma kararı vermeden önce ilgili hekime başvurarak mutlaka görüşünü almak gerekir. Hekim ilacı tamamen kesmek yerine dozunu azaltabilir veya hamileliğe kadar kullanmanıza izin verip hamilelikle beraber bırakmanızı isteyebilir ya da daha güvenli bir ilaca yönlendirebilir. Üstelik bazı ilaçlar, örneğin metformin gibi diyabet ilaçları hamileliğin ilk birkaç ayında kullanılabiliyor.

Hamile kalmadan önceki kilonuzdan endişelenmeli misiniz?

Evet! Eğer fazla kilonuz varsa bunlar hamilelik sürecinde biraz daha zorlanmanıza neden olabilir, hatta fazla kilolar hamile kalmanızı da zorlaştırabilir. Diğer taraftan sağlıksız bir görünüme sahip olup, çok zayıfsanız bu durum da gebelik için bir avantaj değil.

American Society for Reproductive Medicine’in yaptığı araştırmaya göre her 100 kısırlık vakasının 12’sinin sebebi vücut ağırlığının normal sınırın dışında olması. Bu sınıflandırmaya yalnızca fazla kilolular değil aşırı zayıf olan hastalar da giriyor. Peki “normal” nedir? Lois Hole Kadın Hastanesi’nde çalışan Anne Sağlığı Uzmanı Dr. Christy-Lynn Cooke “Hamilelik öncesinde ve esnasında her şeyden önemlisi yaşam kalitesini korumalıyız. Bunun için sağlıklı ve ideal kiloda olmak gerekiyor” diyor.

Dr. Cooke, açıklamasında “Vücut kitle indeksinizin 19 ila 25 düzeyindeyse normal ve sağlıklı bir kilodasınız demektir” sözlerine de yer veriyor. Bunu hesaplamak için tarayıcınızdaki arama motoruna Vücut Kitle İndeksi (Body Mass Index – BMI) yazmanız yeterli olacaktır. Sonrasında seçeceğiniz uygulama sizden boy ve kilo bilgilerinizi girmenizi isteyip hesaplama yapacaktır.

Vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olanların genellikle yumurtlamayla ilgili sorunları olduğunu belirten Dr. Cooke vücut ağırlığının yüzde 5 ila 10’unu kaybeden aşırı kilolu kadınların gebe kalma şanslarını artırabileceklerini söylüyor. BMI’ı 19’un altında olan kadınlarda regl döneminde aksaklıklar ve yumurtlamanın gecikmesi gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu durumda ise öncelikli çözüm; doğru, dengeli ve yeterli beslenerek sağlıklı şekilde kilo almak.

Hamile kalmaya çalışanlar için hangi egzersiz daha güvenli?

Bazı kadınlar bu süreçte kendilerini çılgın gibi spor yapmak zorunda hissederler. Halbuki bu çok gereksiz ve yıpratıcı bir tercih. Yapmanız gereken egzersiz, bedeninizi yıpratmayacak kadar ılımlı düzeyde olmalı. Eğer daha önceden yüzüyorsanız, yoga, pilates gibi sporları yapıyorsanız bunlara hamilelik sürecinde de devam edebilirsiniz.

Hamilelik öncesinde bu sporlar sayesinde ilgili kaslarınızı güçlendirerek hamileliğinize önemli bir yatırım yapmış olursunuz. Özellikle yüzme gelecekteki bel ve sırt ağrılarını önlemek için bire bir. Daha formda ve fit bir beden sahip olmak istiyorsanız bunlar dışında zumba gibi enerji dolu ve eğlenceli bir tercih de yapabilirsiniz.

İdeal beslenme planı nasıl olmalı?

Toronto’da bulunan Kanada Natüropatik Tıp Koleji profesörlerinden Neemez Kassam, hamilelik öncesinde sağlıklı ve dengeli beslenen kişilerin beslenme düzeninde büyük değişiklikler yapmaya gerek olmadığını, yalnızca birkaç unsura dikkat ederek vücutlarını hamileliğe hazırlayabileceklerini söylüyor. Bunun için içinde folik asit, B vitamini, demir gibi vitamin ve minerallerin yer aldığı gıdaları biraz daha fazla tüketmek yeterli olacaktır. Fındık, ceviz, yeşil yapraklı sebzeler, yumurta, et, deniz ürünleri, tam tahıl ürünleri gibi besinlere de ağırlık verilebilir.

Tabii doğal ve organik beslenmek isteyenler de mutlaka olacaktır. Elbette bu oldukça sağlıklı bir tercih fakat elzem mi? Profesör Kassam, organik ya da doğal beslenmenin doğurganlık üzerinde ispatlanmış bir yararı olmadığını belirtiyor. Eğer bütçeniz buna elverişli değilse imkanları bunun için zorlamanıza gerek yok.

Öte yandan beslenme kadar aldığımız sıvıların niteliği de önemli. Örneğin kahve, birçoğumuz için vazgeçilmez bir içecek. Kadın Doğum Uzmanı Dr. Amanda Selk, hamilelik planlayan kadınların kafein alımını günde 200 ila 300 mg arasında sınırlandırması gerektiğini söylüyor. Bu da standart boyda bir ya da iki kahve fincanına denk geliyor.

Stres doğurganlığı etkiler mi?

Hamilelik döneminde vücudunuzun ayarlarını bozmamak için mutlaka stresten uzak durmanızda fayda var. Buna kendinizi şimdiden hazırlasanız fena olmaz. Stres ile doğurganlık arasında bağ olduğunu kanıtlayan güçlü bir araştırma bulunmuyor ancak zihinle vücut arasındaki derin etkileşimin varlığından yola çıkarak birçok hekim doğurganlığın stresten etkilendiğine inanıyor.

Stresin sebep olduğu depresyon, yüksek tansiyon gibi fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklar da malum… Hamile kalmak isterken bir de bu gibi sorunlarla uğraşmak istemiyorsanız kendinize stresten uzak, nezih, sakin ve güvenli bir hayat hazırlayın.

Kaynak: Today’s Parent, WebMD