YAZAN: BURCU ERBAŞ

Modern hayat özürlerle dolup taşıyor. Büyük firmalar, politikacılar, ünlüler her gün bir başka konu için özür dilerken tüm bunları izleyen bizler neredeyse hiçbirini inandırıcı bulmuyoruz. Kendi bireysel yaşamlarımızda da toleransımız ne kadar yüksek olursa olsun bazı kişilerden gelen özürlere inanmakta, affedici olmakta zorluk çekiyoruz. Peki, duyduğumuz özürlere karşı neden bu kadar güvensiz ve şüpheciyiz? Okları kendimize çevirirsek acaba bizler gerçekten duymak istediğimiz özürleri başkalarına verebiliyor muyuz? Toplum olarak neden özürlerde bu kadar kötüyüz sorusunun cevabı gerçek özür dileme sanatında gizli!


Neden özür dilemek de özürlere inanmak da çok zor geliyor?

Hepimiz karşı taraf için değil kendimiz için özür dilemeye meyilliyiz! Geleneksel özür dileme cümlelerini zihninizden geçirirseniz neyi kast ettiğimizi daha iyi anlayacaksınız!

En sık kullanılanlardan: “Böyle hissettiğin için çok üzgünüm.” aslında bir özür değil! Neden özürlerin kimseye samimi gelmediğinin bir kanıtı olan bu cümle; özür dilemenin temelleri olan pişmanlık, kabul, açıklama, telafi ve aftan hiçbirini içermez! İçerdiği tek unsur suçu başkasına, mağdur tarafa, yüklemek ve sorumluluktan kaçmaktır.

Dilediğimiz özürler gerçekten samimi mi?

Gerçek özür ise her iki tarafın da hissedebileceği endişe, korku, utanç duygularından uzakta, güvenli, kapsayıcı ve anlayışlı bir alandan doğar. Doğru şekilde söylenen özürler büyük bir güce ve etki alanına sahiptir.

Samimi bir özür içinde neler içerir?

Her şeyden önce karşı tarafın gelecek olan özrü duymak istediğine, kendini güvende ve rahat hissettiği bir alanda olduğuna emin olmalı, daha sonra özrümüzün samimi ve dürüst olduğuna özen göstermeye başlamalıyız.

Anlamlı olmalı

Gerçek özür içinde pişmanlık barındırır. “Bunu yaptığım için çok üzgünüm.”, “Gerçekten çok pişmanım.”, “Kendimi çok kötü hissediyorum.” ile başlayan cümleler ile yaşanılan olaydan neden pişman olduğumuzu belirtmek, neden özür dilediğimizi gösterir. Bu adım da aslında özür dileyeni ilgilendiren ilk ve son kısımdır çünkü özür, dileyen ile değil, dilenen ile ilgilidir! Bu nedenle durumla ilgili hissedilenler ifade edildikten sonra özüre gerçek anlamını veren “kabul” kısmına geçilmelidir.

Özür dilemenin gereklilik olduğu negatif durum, mağdur kişinin perspektifinden kabul edilmeli ve dillendirilmelidir. Karşı tarafın problemli durumun tam olarak anlaşıldığını görebilmesi, duyulduğunu, görüldüğünü hissedebilmesi; manipüle edildiğini veya gaslighting‘e uğradığını düşünmemesi gerekir. “Sana şu konularda yalan söyledim.”, “Senin bana olan güvenini şu davranışları sergileyerek sarstım.” gibi cümleler ile durum kabul edilmelidir.

“Ama” takip etmemeli

Durumu kabul ettikten sonra birçoğumuz özrü samimiyetsiz ve etkisiz kılan en vahim hataya düşer: Ama! “Senin güvenini sarstım ama sen de beni aramadın!” Ama’yı takip eden herhangi bir cümle, özrü dinleyen kişinin zihninde ya bir bahane ya da kendilerine doğrultulan bir eleştiri olarak algılanır. Gerçek özürler ama kelimesini içermez!

Bir açıklama içermeli

“Neden o davranışta bulundunuz?” Özürler, mağdur tarafın yaşadıklarını anlamlandırabilmesi ve kendi zihinleri içinde kaybolmamaları için fail tarafından verilmiş bir açıklama içermelidir. Bu açıklama, karşı tarafın gözünde nasıl bir değere sahip olduğundan bağımsız şekilde, neyin neden yapıldığını olabildiğince transparan bir şekilde yansıtmaya çalışmalıdır. “Benden rica ettiğin işi yapmadım çünkü çok uzun süredir dikkatimi toparlayamıyorum.”

Telafi etme teklifi yapılmalı

Daha sonra özür dilenen durum eğer düzeltilebiliyorsa onarmaya başlanacağına, eğer düzeltilemiyorsa da bir daha yaşanmayacağına dair bir söz içermelidir. Mağdur bu telafi teklifini kabul ediyorsa hemen aksiyona geçilmelidir.

Nitekim telafi teklifi her daim kabul edilmez. Bu nedenle özür sırasında durumu düzeltmek, iyileştirmek için neler yapılabileceği kişiye özel olarak sorulmalı ve kararına sonsuz saygı duyulmalıdır. İyi niyetle yola çıkılan fakat mağdurun istemediği telafi çabaları, durumu daha da kötüleştirebilir!

Af dilenmeli

Özür yukarıda sıralanan her adımı içeriyor; gerçek anlamda pişmanlık, değişime, iyileşmeye açıklık ve efor içeriyorsa, sıra karşı taraftan af dilemektedir. Her iki tarafın da ilerleyebilmesi için affetmek ve affedilmek önemlidir. Yine de bu birçok durumda mümkün olmayabilir. Af isteğine pozitif bir dönüşte durumun bir daha tekrarlanmaması için bilinçli olarak efor sarf edilir. Negatif bir dönüşte ise mağdurun kararına saygı duymak ve öz iyileşme yolunda affedilmekten başka, bireysel yollar aramaya başlamak gerekir.



Burcu Erbaş

1997 yılında Antalya’da doğan Burcu, İstanbul Saint Joseph lisesinde eğitim gördü. 2020 yılında Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Erasmus programı ile bir sene boyunca eğitim aldığı Sciences Po Paris’te çevre politikaları, sürdürülebilirlik ve ekoloji üzerine dersler aldı. Öğrendiklerinden çok etkilenen Burcu yaşam tarzını çevreye duyarlı olacak şekilde...



BLOOM SHOP