Günümüzde, kanser ve kalp hastalıklarından sonra en sık rastlanan sağlık sorunları “otoimmün hastalıklar” olarak adlandırılıyor. Görülme sıklığı hızla artan bu grup hastalıklar, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmaması ve vücut dokularına saldırması sonucunda ortaya çıkar.

Otoimmün hastalıklar nasıl oluşur?

Vücudun çeşitli bölgelerinde gelişen dengesizlikler nedeniyle yanlış uyarılan bağışıklık hücreleri, yıkıcı ataklarını zararlı organizmalar yerine bedenin kendisine yönelterek dokuları yok etmeye başlar. Sonuç olarak bağışıklık sistemi, vücut için zararlı ve tahripkâr bir hal alır. Eklemler, deri, iç organlar ve hatta zaman zaman tüm vücut bağışıklık sisteminin hedefi haline gelir.

Günümüzde tespit edilmiş 100’ü aşkın otoiümün hastalık vardır. Bunlar arasında en yaygın olanlar şu şekilde sıralanır;

  • Tip 1 diyabet
  • Haşimoto tiroid
  • Lupus (SLE)
  • Sedef hastalığı
  • Sjögren sendromu
  • Multipl Skleroz (MS)
  • Çölyak
  • Damar iltihabı
  • Romatoid artrit

Otoimmüniteden kaynaklanan hastalıklar pek çok farklı şekilde ve bölgede ortaya çıksa da, çoğunun erken belirtileri birbirine benzer ve aşağıdakiler gibidir:

  • Yorgunluk
  • Kas ağrısı
  • Dikkat dağınıklığı
  • Ellerde ve ayaklarda uyuşma ve karıncalanma
  • Saç dökülmesi
  • Cilt döküntüleri
  • Eklemler ve diğer dokularda şişme

Hastalıkları ortadan kaldırmak için tetikleyici sebeplerini bulup, tedaviye bu noktadan başlamak gerekir. Özellikle vücutta benzer belirtilerle gelişmeye başlayan otoimmün hastalıklarda sorunun kaynağını bulmak, problemin tedavi edilebilmesinde büyük önem taşır.

Modern Tıp yaklaşımı

Modern Tıp, hastalığın neden ortaya çıktığını araştırıp sorunun köküne inmek yerine, hastaya rahatsızlık veren belirtilere göre tedavi sürecine başlar. Bu belirtiler baskılanarak şiddeti ve sıklığı kontrol altına alınır, fakat hastalığın altında yatan problem tedavi edilemez, dolayısıyla bu hastalık kronikleşir.

“Kronik” olarak nitelendirilen ve Modern Tıp tarafından genellikle belirtileri kontrol altına alınabilen otoimmün hastalıklar gerçekten de tedavi edilemez mi?

Modern Tıp’ın yaklaşımlarının ve çözümlerinin yetersiz kaldığı bu noktada, hastalığı tamamen farklı bir sistemle ele alan Fonksiyonel Tıp otoimmün hastalıkları tedavi etmekte başarılı olur.

Fonksiyonel Tıp yaklaşımı

Dünyada hızla yaygınlaşan bu yenilikçi sistem, hastalığın neden ortaya çıktığını öğrenmek için işe hücrelerden başlar. Vücudun ayrıntılı bir haritasını çıkartıp, hücreleri, dokuları, organları ve son olarak tüm işleyişiyle vücudu detaylı bir şekilde analiz eder.

Fonksiyonel Tıp hastalığın kaynağını bulmak için, hastalık belirtilerini, belirtilerin ortaya çıktığı organı ve vücudun tamamını bir sistem olarak ele alır. Genetik, hayat tarzı, çevresel faktörler, beslenme ve spor alışkanlıkları gibi pek çok değişkeni göz önünde bulundurarak, insan vücudunu bütünsel bir şekilde inceler. Bu yaklaşımıyla Fonksiyonel Tıp, tüm hastalıkların nedenlerini bulmayı hedefler.

Başka bir deyişle “nasıl iyileştirebilirim?” demeden önce neden kaynaklandığını arar.

Otoimmün hastalıkların altında yatan pek çok farklı neden olabilir. Stres, gizli enfeksiyonlar, gıda alerjileri, vücutta biriken toksik maddeler ve sızdıran bağırsak sendromu bunlardan en sık rastlananlarıdır.

İlginizi çekebilir: Fonksiyonel Tıp Koçu Ebru Zeynep Altay ile Sağlıklı Beslenme

Hastalığın kaynağı bulunduktan sonra Fonksiyonel Tıp ile iyileşme süreci nasıl gelişir?

Hastalığın kaynağı bulunduktan ve reçete aşamasına gelindikten sonra ise kutu kutu ilaçlar yerine, beslenme alışkanlıklarında ve hayat tarzında yenilikler istenir. Bu yenilikler hastanın fiziksel anlamda sağlığını olumlu yönde etkilemekle kalmaz, sağlıklı bir rutine giren vücut ruhsal ve duygusal anlamda da dengeye ulaşır.

Doğal bir şekilde gelişmesi hedeflenen bu süreçte kişi, yeni hayat tarzını ne kadar hızlı benimserse iyileşme süreci de o kadar hızlı başlar.

Bu süreçte vitamin ve mineraller gibi kullanılan bazı takviyeler de kişinin sağlığına kavuşmasında önemli rol oynayabilir, fakat esas amaç her zaman müdehalesiz ve doğal yollarla bedenin sağlığına kavuşup dengeye girmesidir.

Kısacası, Fonksiyonel Tıp yardımı ile otoiümün hastalıkları tedavi etmek ve hayat kalitesinde bütünsel bir artış sağlamak mümkündür. İnsanların hayatını sağlıklı alışkanlıklarla dolduran, vücudu dinlemeyi öğreten ve doğal bir hayat tarzını destekleyen Fonksiyonel Tıp’ın önerileri, hastalık tedavisi söz konusu olmaksızın, sadece bütünsel olarak iyi hissetmek için de denenebilir.

Kaynak: Dr. Mark Hyman



Sıla Bakır

1993 yılında doğan Sıla, lisans eğitimini 2017 yılında Bilkent Üniversitesi İletişim Tasarım Bölümü’nde tamamladı. Lisansüstü eğitimine devam etmeye karar vererek Politecnico di Milano’da Stratejik Tasarım Master’ı yapmaya başladı. Sağlıklı ve dengeli hayat tarzı konusundaki merakı sonucunda bol bol araştırma yapmakta, karşısında çıkan yeni fikirleri denemekten ve bunları paylaşmaktan büyük keyif...



BLOOM SHOP