Instagram ve Youtube’da sağlıklı tarifleri ve yaşam tarzı ile iyi yaşam tutkunlarına ilham aşılayan Ebru Zeynep Altay ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. İşte Ebru’nun sağlıklı dünyasına yolculuk!

İlginizi çekebilir: Röportaj: Revna Çakır ile Sağlıklı Beslenme ve Yaşam

Ebru seni kısaca tanıyabilir miyiz?

Uzun yıllar lüks cilt bakımı, makyaj ve parfüm markalarının satın alma ve pazarlama departmanlarında çalıştım. O günlerde cildi ve bedeni beslemenin tek çözümünün kremler olmadığını ise aldığım pek çok eğitim sayesinde fark ettim.

Sağlıklı yemek, spor ve temiz hayat hep önceliğimdi. Ancak bilgilerimi pekiştirmek ve ”Artık ben de sağlıklı beslenmek istiyorum.” diyenlere destek olmak için merkezi New York’ta bulunan, alanındaki en gelişmiş okullardan biri olan Institute For Integrative Nutrition (“IIN”)‘de, Bütünsel Beslenme Danışmanlığı ve Sağlık Koçluğu okuluna başladım ve Ocak 2019’da programı tamamladım. Eylül 2019’da ise yine merkezi New York’da bulunan Functional Coaching Academy (“FCA”)’de Fonksiyonel Tıp Koçluğu programına başladım.

Bununla beraber “21 Günde Şekersizsiniz” programlarımı başlattım. Mayıs ayında ise 13.’süne başlıyorum. Bu programda daha iyi beslenmenin adımlarını anlatırken katılımcıların öğünlerini tek tek takip ederek sağlıklı alışkanlıklar edinmelerine yol gösteriyorum.

Tüm bu hikaye nasıl başladı, seni dönüştüren ne oldu?

Aslında beni dönüştüren sırtımda ve boyun bölgemde yıllarca geçmeyen sivilcelerim ve gastrit problemim oldu. Bir de ilk oğluma hamile kalmam. O zaman beslenmemi değiştirdikçe gördüm ki “Ne yersen osun”. Enerjimin arttığını görmek ise inanılmaz bir motivasyon oluşturdu.

Eskiden yapamadığım pek çok şeyi yapabilecek gücü kendimde bulmaya başladım ve tutkum olan beslenme konusundaki eğitimlere başladım. İnsanların iyileştiğini ve sağlıklı seçimler yaptığını görmek beni çok mutlu ediyor. Bunu gerçekleştirirken onlara yardım etme tatmini, benim her yeni güne başlama sebebim.

Biri 3,5, diğeri 5,5 yaşında iki çocuk annesi olarak, anne ve babaların beslenme konusunda çok önemli bir rol model olduklarına inanıyorum. Aileler ne yerse çocuklar da onu yiyor. Bu nedenle, önce anne değişmeli ki sonra tüm aile değişebilsin. Annelerin mutfaklarını vakit kaybı görmek yerine, şifa merkezleri olarak görebilmelerini ve bu sayede güzel ve sağlıklı bir nesil yetiştirebilmeyi diliyorum.

Yaşam tarzın, paylaşımların ve yaydığın pozitif enerji ile seni takip edenlere ilham oluyor, daha sağlıklı yaşamaya teşvik ediyorsun. Bu kadar enerjik olmanın ve pozitif kalabilmenin arkasındaki rutinler nedir?

Bana toksik olabilecek canlı ve cansız her şeyden bilinçli olarak, uzak kalabilmeyi ve seçebilmeyi öğrendim. Temiz beslenmek en önemlisi. Kaçamaklar dışında rafine şeker, yüksek derecede işlenmiş paketli gıdalar ve glüten tüketmiyorum.

Günlük rutinlerimde ise mutlaka hareket ediyorum. Hareketsizliğin artık sigara kadar zararlı olduğu bilimsel araştırmalar tarafından kanıtlanmış durumda.

Her sabah ağız temizliği yapmak, yüzüme gül suyu sürmek (sevgi enerjimi arttırmak için) ve beni mutlu eden, şükrettiğim en az 3 mutluluk kaynağımı yazmak olmazsa olmazlarımdan.

Neden şekersiz ve glütensiz beslenmeyi öneriyorsun?

Çünkü aksi bir beslenme türü enerjimizi tüketerek bizi uzun vadede ilaçlara mahkûm bırakıyor. Şeker ve glüten tüketimini bırakıp sağlıklı beslendikçe hem sürdürülebilir iyi yaşam alışkanlıklarımıza hem de kendimizin en iyi versiyonuna yatırım yapmış oluyoruz.

İlginizi çekebilir: 21 Gün Alışkanlıkları Değiştirme Rehberi + Şekeri Bırakma Planım

Popüler birçok diyet mevcut, birçok kişi bu diyetleri kendine uygun olup olmadığını bilmeden uyguluyor. Sence en doğru beslenme şekli nedir?

Kesinlikle tek tip bir diyet herkes için uygun değil. Herkes kendi en uygun beslenmesini besin günlüğü tutarak oluşturabilir. Birine iyi gelen yiyecek bir başkasının zehri olabilir. O yüzden bizi iyileştiren yiyecekleri keşfetmemiz çok önemli. Ben bu tür bilgileri “21 Günde Şekersizsiniz” programlarımda öğretiyorum.

Daha sağlıklı yaşamak isteyenler için önerilerin nelerdir?

İşe kendini sevmek ve iyi hissetmekle başlamak gerek. Bunların oluşması için de rafine şeker hayatımızda sadece kaçamak kategorisinde kalmalı. Enerjimizi alan ve bize enerji veren şeylerin bir listesini yapalım ve eğer enerjimizi alan şeyler bize enerji verenlerden fazla ise o zaman her şeyi gözden geçirme ve rutinlerimizi daha çok bize enerji veren kaynaklara çevirme zamanıdır.

Daha iyi yaşamaya motive olmanı sağlayan şey nedir? Herkesin bir bırakma, vazgeçme ya da kolaya yönelme isteği vardır. Bunun önüne geçmek için ne yapıyorsun?

İyi ve güzel yaşayabilmek bir disiplin ve bir sanat. Emek harcamak gerekiyor. Hiçbir şey durduğu yerde olmuyor. Mutluluk üzerinde her gün pratik yapılması gereken bir konu. Ne kadar pratik yaparsak o kadar motivasyon becerimizi yüksek tutmuş oluyoruz. Her birey, her sabah onu yataktan kaldıracak ve yaşama sevgiyle tutunacak var oluş nedenini keşfetmeli.

Bizimle suçluluk duymadan keyifle tükettiğin bir tatlı tarifini paylaşır mısın?

Birçok tarifim var, isteyenler bu tariflere “Ebru’nun Sağlıklı Dünyası” Youtube kanalımdan ve @ebrununsagliklidunyasi Instagram hesabımdan ulaşabilirler.

Ruhuma iyi gelen bir tarifim ise Fit Muzlu Sevgi Keki.

Malzemeler:

  • 3 çorba kaşığı keçiboynuzu unu ve 3/4 su bardak badem unu
  • 4 adet yumurta
  • 4 yemek kaşığı Hindistan cevizi yağı
  • 3 adet yerli muz (Elimde bu kadar vardı. Daha tatlı tat seviyorsanız 1 tane daha ekleyebilirsiniz.)
  • 1 yemek kaşığı tahin ezmesi
  • 1 çay kaşığı karbonat ve 1-2 damla limon (kabartma tozu)
  • 1 tatlı kaşığı Hindistan cevizi tozu
  • Üzerine çiğ fındık ve istediğiniz kadar böğürtlen

Hazırlanışı:

Yumurtayı köpürene kadar çırpın.

Muzları çatalla ezin veya blenderdan geçirin.

Kuru ve ıslak malzemeleri ayrı ayrı karıştırın ve sonra hepsini karıştırın.

Fırın kabında 150 derecede fansız ayarda 45 dakikada pişirin. Badem unundan olduğundan dolayı, içi normal un gibi katı olmuyor.

Keki 2-3 saat dinlendirin. Afiyet olsun.