YAZAN: DİLAN GÜNAÇTI

Son yıllarda tek başına çıkılan tatillerin sayısı hızla artıyor. Tatili dinlenmek, kendimizle baş başa kalmak ve gündelik hayatın yüklerinden uzaklaşmak için bir fırsat olarak gördüğümüzde, bu artışın nedeni daha da anlaşılır hale geliyor. Yeni bir yeri keşfederken yalnız olmak; özgürleştirici, ufuk açıcı ve derinlemesine huzur verici bir deneyim olabilir. Ancak aynı zamanda, sürekli kendimizle baş başa kalma fikri, birçok kişi için biraz ürkütücü de görünebilir. Tam da bu nedenle, yalnızlıkla geçen bu özel anları zihnimizi sakinleştiren, bedenimizi dinlendiren ve şimdiki ana köklenmemizi sağlayan deneyimlere dönüştürmek büyük bir fırsat olabilir. Bu küçük ipuçları, yalnız çıktığınız solo tatil deneyimini yüksek farkındalıkla geçirmeniz için size eşlik edecek!


İnterneti kapalı tutun.

Eğer tatildeyseniz, her an ulaşılabilir olmanızı gerektiren bir durum büyük ihtimalle olmayacaktır. Özellikle yurt dışına çıkıyorsanız, kendinize kazandırabileceğiniz en güzel alışkanlıklardan biri internet paketi almamak olabilir. Her an dünyayla bağlantıda olmak yerine, bir süreliğine çevrim dışı kalmayı deneyin. İnternete bağlanabileceğiniz noktalar ve gün içinde kendinize ayırdığınız kısa molalar dışında telefonu çantanıza koyun ve bulunduğunuz anın tadını çıkarın. Gezdiğiniz yerleri ya da deneyimlediğiniz anları ölümsüzleştirmek için elbette fotoğraf çekebilirsiniz ama bunları hemen paylaşmadan önce biraz bekleyin. Günün her anını tam olarak yaşayarak, sosyal medya ya da sanal iletişim olmadan deneyimlemeyi deneyin. Bunu yerel bir tatilde başarmak genelde daha zor; çoğu zaman farkında bile olmadan telefona gömülmek olukça kolay. Ama yurt dışında olmanın çevrim dışı olmaya teşvik eden yönünü kendi lehinize kullanabilirsiniz.

Yürüyüşe çıkın.

Bir şehri gezmenin en iyi yolu, birçok kişi için yürümek ve sokaklarında kaybolmaktır. Belli bir varış noktası olmadan sadece yolda olmak hem algıları açar hem de bulunduğunuz çevreyle daha derin bir bağ kurmanıza yardımcı olur. Canınızın istediği, merakınızı uyandıran sokaklara sapmak, yorulduğunuzda durup bedeninizi dinlemek ve yeni gördüğünüz yerleri acele etmeden keşfetmek aynı zamanda harika bir farkındalık pratiği de olabilir. Genellikle tatillerde tek başımıza olmadığımız için bulunduğumuz yerle kişisel bir bağ kurmakta zorlanabiliyoruz. Ancak yalnız çıktığınız bir yolculukta bir gezgin gibi hissetmenin ve keşfetmenin keyfini doyasıya çıkarabilirsiniz.

Yemek rezervasyonu yapmayın.

Tek başımıza, özellikle de ilk kez gittiğimiz bir yerdeysek, her anı planlamak bize bir tür güven duygusu verebilir. Görmek istediğimiz yerler, tatmak istediğimiz lezzetler elbette olacaktır. Ama her dakikayı önceden belirlemek yerine kendimize esneklik tanımak, yalnız seyahatlerin en keyifli yanlarından biri olabilir. Karnınızın ne zaman acıktığına, canınızın ne çektiğine, burnunuza gelen kokulara ya da enerjisine kapıldığınız bir kafenin sizi çağırdığı o ana dikkat kesilin. Yalnız başına yemek yemek herkes için kolay değil; hatta çoğu zaman kendimizle baş başa kaldığımız en sessiz ama en zor anlar olabilir. Yine de rezervasyon yapmadan, araştırmadan sadece içgüdülerinizle girdiğiniz bir restoranda oturmak yaşadığınız deneyimi daha derinden hissetmenizi sağlayabilir.  

İnsanlarla etkileşime girin.

Tek başına tatile çıktığınızda bazen sosyalleşmek, yeni insanlarla tanışmak, farklı hikayelere dokunmak isteyebilirsiniz ya da bu yolculuğu tamamen kendinizle baş başa kalmak, içinizi dinlemek için planlamış olabilirsiniz. Her iki niyet de anlaşılabilir. Ancak, karşınıza çıkan etkileşimlere açık olmak, deneyiminizi zenginleştirecektir. Yalnız olduğunuzda çevreye karşı çok daha duyarlı ve alıcı bir hale geliriz. Bu zamanı tamamen içe kapanarak değil, hayatın sunduğu küçük bağlantıları fark ederek geçirin. Çünkü bazen en sıradan görünen sohbet, sizi tahmin etmediğiniz bir içgörüyle buluşturabilir. Yeni bir kültürde, yabancı biriyle kurulan ufak bir bağ bile insan olmanın evrensel duygusunu hatırlatır. Yalnız olduğunuz için kendinize keskin sınırlar koymak yerine, hayatın size hangi kapıları hangi yollardan açacağını merakla izleyin.

Yavaşlamak için kendinize izin verin.

Gündelik hayatın koşuşturmasında çoğu zaman kendimize yavaşlamak için izin vermiyoruz. Bu alışkanlık, tatillerimize de sızabiliyor. Özellikle yalnız seyahat ederken, kendiyle baş başa kalmaktan kaçınan zihin bu kez planlarla dolup taşabiliyor. Her anı doldurmaya çalışmak, tatili verimli geçirme baskısına dönüşebiliyor. Bu yalnızca şehir şehir dolaşırken değil, bir otel tatilinde bile geçerli. Bedeninizi dinleyin, uyanmak istediğiniz saatte uyanın, yorulduğunuzda durun. Her müzeye gitmek, her yeri görmek zorunda olmadığınızı kendinize hatırlatın. 

Deneyimlerinizi yazın.

Çektiğimiz fotoğraf ve videolar, özellikle tek başımıza çıktığımız bir tatili hatırlamak ve sonrasında yeniden yaşamak için harika araçlar. Ama yalnızca gördüklerimizi değil, hissettiklerimizi de kaydedebiliriz. Seyahatler sırasında bir günlük tutmak, duygularınızı ve düşüncelerinizi yazıya dökmek hem o anı derinleştiren hem de iç dünyanıza dokunmanızı sağlayan güçlü bir pratik. Yanımızda biri olduğunda hissettiklerimizi paylaşmak kolaydır ama yalnızken durup kendimize dönmek, ne düşündüğümüzü anlamak için yazmak benzersiz bir farkındalık yaratır. Bu yazılar sayesinde yalnızca o anı değil, o ana eşlik eden iç sesinizi de kaydetmiş olursunuz. Böylece geriye dönüp baktığınızda hem anılarınızı hem de hayatınızın nasıl bir döneminden geçtiğinizi tekrar tekrar okuyabilirsiniz. 

Dikkat dağıtıcılardan uzaklaşın. 

Anda kalmak ve yaşadığımız deneyimi gerçekten hissedebilmek için dikkat dağıtıcılardan uzak durmak büyük bir fark yaratır. Özellikle yalnız seyahat ederken, kendimizi tam olarak rahat hissetmediğimiz anlarda bu dikkat dağıtıcıları bir tür kalkan gibi kullanmaya meyilli olabiliriz. Yürüyüş yaparken müzik dinlemek oldukça keyiflidir. Ama bazen bu alışkanlık, bizi dış dünyadan uzaklaştırırken zihinde olma halini teşvik edebilir. Aynı şekilde, tek başına yemek yerken telefonla oyalanmak ya da bir kitap okumak da o anın garipliğini yumuşatabilir ama bizi o deneyimden uzaklaştıracaktır. Bunun yerine etrafı izleyebileceğiniz bir yere oturun, yemeğinizi yavaş yavaş yiyin, gelen sesleri, kokuları, insanları fark edin. Bu, her zaman kolay olmasa da güzel bir farkındalık egzersizi olabilir.



Dilan Günaçtı

1998 yılında İzmir’de doğan Dilan, lisede Türk Alman Kültür ve Eğitim Vakfı’nda eğitim gördü, lisansını ise Koç Üniversitesi'nde Arkeoloji ve Sanat Tarihi üzerine yaptı. Pandemi ile birlikte kişisel gelişim ve meditasyona yönelirken, David Cornwell’den Mindfulness eğitimi alarak bilinçli farkındalık pratiği ve nefes teknikleri üzerine araştırmalarına devam etti. Editör olarak çeşitli...



BLOOM SHOP