YAZAN: DİLAN GÜNAÇTI
FOTOĞRAF: MAKI

En çok tüketilen hayvan temelli besinlerden biri olan süt, bitkisel beslenmede de diğer ürünlerden daha sık tercih ediliyor. Günümüzde birçok bitkisel temelli süt ürünü alternatifi olsa da en yaygın tüketilen ürün olarak yulaf sütü öne çıkıyor. Son zamanlarda ne kadar sağlıklı olduğu ile ilgili tartışılan yulaf sütü, belki de sizin için en doğru seçenek olmayabilir. Yulaf sütünün yararlarını, tüketirken göz önüne alınması gereken unsurları ve diğer bitki bazlı süt ürünlerinden ayrışan yönlerini sizin için araştırdık.


Bitkisel süt tüketimi giderek artıyor

Günümüzde giderek yaygınlaşan bitkisel beslenme yaklaşımı sayesinde vegan olsun ya da olmasın pek çok kişinin hayatına bitkisel temelli ürünler bir şekilde entegre olmuş durumda. Hayvansal süt ve süt ürünleri tüketmek yerine bitkisel temelli ürünlere yönelmenin nedeni alerji, laktoz intoleransı ve çeşitli sağlık sorunları olabiliyor. Özellikle çevreyi ve doğayı korumaya artan ilgi de bizleri daha çevreci tüketim şekilleri ve daha temiz ürün alternatiflerine yöneltiyor.

Bitkisel ürünlerin hayvan temelli ürünlere kıyasla daha ekolojik ve karbon üretimi açısından daha düşük özelliğe sahip olması da tüketimini arttıran unsurlar arasında yer alıyor. Süt ürünleri piyasadaki bitkisel temelli ürünlerin %40’ını oluştururken önümüzdeki 30 yıl içerisinde süt ve et ürünlerinin yerini bitkisel temelli proteinlerin alacağı öngörülüyor. Yulaf sütü ise badem sütü ile birlikte bu kategorideki en popüler ürünler olarak öne çıkıyor. Öyle ki 2018 ile 2019 yılları arasında bu ürünlerin satışlarını %700 oranında arttırdığı belirtiliyor.

Yulaf sütü nasıl ortaya çıktı?

İlk olarak İsveç geliştirmeciler tarafından ortaya çıkarılarak 1990’larda Oatly markası ile piyasaya sürüldü. Dünyanın ilk yulaf sütü markası olarak ortaya çıkan Oatly, çevreye duyarlı bir süt alternatifi olarak ortaya çıktı. Laktoz intoleransı olanlar için hayvansal süte bir alternatif olarak gösterilirken aynı zamanda karbon emisyonunu azaltan duyarlı bir seçenek olarak satışa sunuldu. İsmi yulaf sütü olarak geçse de yulaftan elde edilen bir tür su olan bu ürünün, yumuşak ve süte benzeyen dokusu ile şekerli tadı onu bitkisel temelli ve besleyici bir süt alternatifi haline getirirken sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyenlerin tercihine dönüştürdü.

Yulaf sütünün özellikleri nelerdir?

Lezzet olarak tatlı, doku olarak diğer sütlere göre daha koyu bir kıvamda olmasıyla öne çıkıyor. Lifli yapısı nedeniyle kremsi bir haldedir. İçeriğindeki çözünebilir lif, suyu çekerek sindirim sırasında jel kıvamına gelir. Bu da sindirimi yavaşlatarak daha uzun tokluk hissine neden olur. Kremsi, tatlı ve yoğun bir içecek olan yulaf sütü içeriğindeki beta-glukan sayesinde kolestrol seviyesini düzenleyerek kalp sağlığına iyi gelir.

B12, riboflavin, kalsiyum ve fosfor gibi zengin besin değerlerine sahip olan yulaf sütü bağışıklık sistemi, enerji üretimi, kemik sağlığı ve DNA formasyonu gibi konularda oldukça yararlıdır.

Üretilirken yapılan enzimlerin yulaf nişastasını parçaladığı maltlama işlemi nedeniyle yulaf sütleri ek şeker ilavesi olmasa da şeker bakımından yüksek değerlere sahip olabilir. Ekolojik açıdan ise daha az su ve arazi kullanımı ile düşük karbondioksit salınımı nedeniyle üretim aşaması en temiz bitkisel ürünlerdendir.

Neden yulaf sütünün zararlı olduğu iddia ediliyor?

Yulafın suya batırılması ve karıştırılmasıyla elde edilen sıvının süzülmesiyle yapılır. Şeker ise bu üretim sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Daha büyük nişasta moleküllerini daha küçük birimlere ayıran bir enzim sürecinden geçen yulaf sütü, maltoz adı verilen şekeri yaratır.

Karbonhidratların kan şekerini nasıl etkilediğine göre sıfırdan 100’e kadar derecelendiren glisemik indeksini muhtemelen duymuşsunuzdur. Öğütülmüş yulafın glisemik indeksi yaklaşık 55’tir. Yulaf sütü üretmek için parçalandıktan sonra ise üretilen maltoz sonucunda 100’ün üzerinde bir glisemik indekse ulaşır.

İnek sütü çoğunlukla protein ve yağdan oluşur. Fındık ve badem sütlerinin nişastası da oldukça düşüktür. Glikoz dengeleme özellikleri açısından daha iyi seçenekler olan bu sütler, kan şekerinizi de bir anda yükseltip düşürmeyecektir.

Uzmanların son zamanlardaki açıklamalarına bakarak eğer daha sağlıklı olduğunu düşündüğünüz için yulaf sütü tüketiyorsanız bir daha düşünmenizde fayda olabilir fakat aynı zamanda bir kişinin kan şekerinde büyük bir artışa neden olan durum, bir başkası için geçerli olmayabilir. Eğer yulaf sütünü bir smoothie içinde tüketiyorsanız veya kahvenize az miktarda katıyorsanız, aldığınız glisemik oran muhtemelen düşüktür, dolayısıyla kan şekerinde ani bir yükselme görmezsiniz.

Yulaf sütü tüketiyorsanız dikkat etmeniz gerekenler

Eğer yulaf sütü tüketmeyi tercih ediyorsanız, aşağıdaki birkaç önemli noktaya dikkat edebilirsiniz:

  • Satın alırken ürününüzün herhangi bir tatlandırıcı içermediğinden emin olun.
  • Piyasadaki birçok yulaf sütü glütensiz olmayabiliyor. Glüten hassasiyetiniz varsa veya sindirim sorunları yaşıyorsanız satın aldığınız ürünün glüten içermez ibaresi taşıdığına emin olun.
  • Ev yapımı yulaf sütü tüketiyorsanız yapım aşamasında birçok vitamini kaybedebilirsiniz. Bu nedenle satın aldığınız yulaf sütleri sizin için daha besleyici bir alternatif olabilir.
  • Yulaf sütü, hayvansal alternatiflerine oranla daha az protein içerir. Bu nedenle tüketim sonrası doymuş hissetmeyebilirsiniz.
  • Çocuklar ve bebekler için bir sağlık problemi taşımaz fakat inek sütü ve anne sütüne uygun bir alternatif değildir çünkü maksimum büyüme için gerekli besin değerlerinden yoksundur.
  • Yulaf sütü, hayvansal sütlere ve badem sütüne oranla daha yüksek karbonhidrat oranına sahiptir. Bir bardak yulaf sütü 15-20 gram arası karbonhidrat içerirken bir bardak inek sütünde 8 gram karbonhidrat bulunur. Eğer karbonhidrat alımınıza dikkat ediyorsanız veya diyabetiniz varsa tüketirken dikkatli olmanız önerilir.


Dilan Günaçtı

1998 yılında İzmir’de doğan Dilan, lisede Türk Alman Kültür ve Eğitim Vakfı’nda eğitim gördü, lisansını ise Koç Üniversitesi'nde Arkeoloji ve Sanat Tarihi üzerine yaptı. Pandemi ile birlikte kişisel gelişim ve meditasyona yönelirken, David Cornwell’den Mindfulness eğitimi alarak bilinçli farkındalık pratiği ve nefes teknikleri üzerine araştırmalarına devam etti. Editör olarak çeşitli...



BLOOM SHOP