YAZAN: UZMAN KLİNİK PSK. İREM EZİCİ

Sürekli bir koşturmaca ile geçen yaşamlarımızda yavaşlamak, kendimize zaman ayırmak ve anda kalmak neden önemli?


Anda olup biteni hızla ve farkına varmadan geçiriyoruz… Gaza tüm gücümüzle basmışız gibi. Oradan oraya koşuştururken gün bitiyor ve bir bakıyoruz ki pilimiz bitmiş. Kendimize yine vakit ayıramamışız. Yine öfke, kaygı veya stres bizi yemiş. Aslında tüm bunlar sürat içinde gerçekleşirken bedenimiz bize bir yerde durmamız gerektiğinin sinyallerini veriyor. Ama o kadar anda değiliz ki bu sinyalleri göremiyoruz ya da görmezden geliyoruz.

Fark etme hali

Peki, anda kalmak ne demek? Bu kadar uzman neden sürekli olarak anda kalmanın önemini dile getiriyor? Bu öyle bir şey ki; her zaman bakmaya alıştığımız şeylere farklı bir açıdan bakmamızı, onları duymamızı ve hissetmemizi sağlıyor.

Gökyüzündeki bulutlar, salondaki bir saksı, yoldan geçen bir köpek… Görmeye çok alıştığımız, günlük hayatımızın bu olağan parçalarını görmeye, onları fark etmeye başlıyoruz. Biz fark ettikçe ve gözlemlemeye devam ettikçe de bu durum bizi içsel bir farkındalığa götürüyor. Yani bu sefer kendimizi fark etmeye başlıyoruz. Nasıl mı?

Kendini fark etmek ve özgürleşmek

Birdenbire yeni bir gün başladı. Uyandığın anda yataktan fırlamadan önce kendine bak. Bugün nasılım? Bugün günümün nasıl geçmesini istiyorum? Bu soruları cevaplarken sırtına, el ve ayak parmaklarına odaklan. Kocaman bir gerinme hareketi yap. Şimdi… Yataktan kalktığında bacaklarını hissedeceksin, seni yüzünü yıkamak için banyoya götürecekler. Suyu teninde hissedeceksin. Kendine belki de aynada bakacaksın ve yeni bir güne kendine gülümseyerek başlayacaksın.

Bilinçli bir şekilde uyanınca daha önce farkına varmadığın şeylerin farkına varabilirsin. Belki hala yorgunsun, dinlenmediğini hissediyorsun ya da şimdiden streslisin. Bilinçli bir şekilde uyanmak bahsettiğim tam gaza basmayı ve süratle yaşamayı engeller. Bu an içerisinde olmamızı ve özgür hissetmemizi sağlar. Neler hissettiğimizin ve bizi ne kadar etkilendiğinin daha çok farkında olup onları yönetebilme kabiliyetine doğal olarak sahip olduğumuzu hatırlatır. Çünkü biz duygu ve düşüncelerimizden üstünüz ve bu yüzden özgürüz.

İşte şimdi… Sadece bak. Kendine, etrafına ve doğaya. Sonra onlara kendini bırak ve farkındalıkla yaşamanın tadını çıkar.



Uzman Klinik Psk. İrem Ezici

1994 yılında İstanbul’da doğdu. İlk-orta-lise eğitimini Koç Okulunda aldı. 2016’da Bilgi Üniversitesi’nde Psikoloji dalı üzerine lisans eğitimini tamamladı. Daha sonra İngiltere’de Goldsmiths Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji üzerine yüksek lisans eğitimini tamamladı. İngiltere’de bulunduğu süre boyunca Türk ve yabancı uyruklu bireylere psikoterapi hizmeti ve seminerler verdi. 2017’den beri İngiltere’de vermeye başladığı psikoterapi...



BLOOM SHOP