YAZAN: DİLA ATTEPE

Vücudumuzun bizimle iletişime geçme yöntemleri farklı şekillerde kendini gösterebiliyor. Zihin sağlığımız ve beden sağlığımız aralarındaki oldukça önemli bir bağ ile birbirlerini etkiliyor, yardımlaşıyor ve bizlere sinyaller veriyorlar. Zihnimizde yaşanan olumsuz etkileşimleri bedenimiz, verdiğimiz ve çoğu zaman farkında olmadığımız tepkiler ile dile getirebiliyor. Peki aslında istemediğimiz bir şeye “evet” dediğimizde bedenimizde oluşan tepkileri fark edebiliyor muyuz? Bedenimiz bize nasıl “hayır” diyor ve bastırılmış stres kendini nasıl gösteriyor keşfetmek için okumaya devam edin.


Bedenimizdeki bastırılmış stres nedir?

Duyguların bastırılmasını teşvik eden bir toplumda, duygularımızı gömmeye yönelik ısrarlı tavsiyeler ile öz farkındalığımızı kaybetmeye meyilli olabiliyoruz. Yaşadığımız acı veren bir duyguyu bir kenara itmeye çalıştığımız, başımıza gelen olayın acısını koca bir tabak ile midemize indirdiğimiz günler oluyor. Yüzleşmeye korktuğumuz her olayda beynimizin oluşturduğu stres, uzun vadede ciddi sonuçlarla bedenimizde kendini gösterebiliyor. Kelimelerle ifade edemediğimiz her duygumuz ve hislerimizin sonucu olarak çıkan bastırılmış stres duygusu, bedenimizi olumsuz etkileyerek aslında bir yardım çağrısı yapıyor. Dr. Gabor Maté, bağışıklık sistemimiz ve sinir sistemimiz arasındaki karmaşık etkileşime Vücudunuz Hayır Diyorsa kitabında değiniyor. Maté, bağışıklık sistemimizin bastırılmış stresten etkilendiğini ve bunun bir sonucu olarak bedenin hastalandığını öne sürüyor.

Travmalar ve beden sağlığı arasında nasıl bir bağ var?

Her şeyin tam olarak farkında olmadığımız çocukluk yıllarında yaşadığımız travmalardan yetişkinliğimize uzanan olaylar, bedenimizin hastalanmasına yol açıyor. Söylemek istediklerinizin aklınıza doluştuğu fakat dudaklarınızı kıpırdatamadığınız bir anı düşünün. O anda ağzımızdan çıkmayan kelimelerin yarattığı stres, bağışıklık sistemimizi olumsuz etkileyerek kanser, romatizma ve bağırsak hastalıkları gibi durumların kökünde rol alıyor.

Travmaların yarattığı bastırılmış stres duygusu, aldığımız dış tehditlere bir cevap olarak gelişiyor. Maté, çocuklukta algılanan tehditler ve çözümlenmeyen deneyimlerin bedenimizde hastalık olarak kendini gösterdiğini ve bizi uyardığını söylüyor. Ebeveyn ile çocuk arasında sağlıklı ilişki kurulması da bu noktada çok önemli bir hal alıyor. Küçük bedenlerde deneyimlenen bu amansız duygu saldırısı, yetişkinlikte karşımıza çıkıyor ve bize daha çok acı çektirecek bir yöne doğru evrilebiliyor.

Bastırılmış stres bedenimizde kendini nasıl gösterebilir?

Çocukluğumuz geride kalmış olabilir fakat şu anda dışarıya “evet” derken bedenimizin nasıl “hayır” dediğini fark ederek sağlıklı bir yol çizebilmek elimizde. Bedenimize kulak vermeyi nasıl öğrenebileceğimizi ve bize nasıl “hayır” dediğinin farkına varabileceğimizi birlikte keşfedelim.

  • Hisler: Vücudumuzun farklı yerlerinde hissettiğimiz ağrılar ve acılar, dökemediğimiz kelimelerin bir dışa vurumu olabiliyor. Bedenimizdeki sıkışmışlık, öne eğilmemiz, şişkinlik, hissizleşmek, artmış kalp ritmi, kesilmiş nefesimiz bizlere verilen bir uyarı niteliğinde.
  • Duygular: Bazen “evet” deriz ama bedenimizde alarma geçen ve yoğunlaşan duygularımız “hayır” der. Artan kaygı, korku, endişe, öfke, tiksinmişlik, bunalmışlık hisleri kendilerini fark ettirmeye ve sizi yardıma çağırıyor olabilir.
  • Beden dili: Eğilmemiz, yumruğumuzu sıktığımız, kollarımızı bağdaştırdığımız, bacaklarımızı oynatamadığımız ve çenemizi sıktığımız anları hepimiz yaşayabiliyoruz. Peki farkına varıyor muyuz? Beden dilinin ne söylediğine dikkat etmek, öz farkındalığımızı artırmamız için bir yol ve çözüm yolu olabiliyor.
  • Düşünceler: “Evet” diye yankılanan sesimizin arasında kafamızı bulanıklaştıran ve birbirine geçen düşüncelerimizin farkına varmak zorlaşabiliyor. Dışa vuramadığımız cümlelerimiz bedenimizi hasta eden cümleler olabiliyor. Zihnimizdeki “İstemiyorum.”, “Yapamam.”, “Gitmek istiyorum.”, “Bu çok fazla.”, “Haddini aştın.” gibi cümlelerle bedenimizin alarmı devreye giriyor olabilir.
  • Hayal dünyası: İstemediğimiz bir şeye “evet” dediğimiz, onu kabul ettiğimizde, sonuç olarak gelişebilecek ya da aslında yapmak istediğimiz şeyler hayal edebiliyoruz. Bunlardan bazıları en kötü durumu, kapıdan kaçtığımızı veya “hayır” dememizin sonucunda olacak durumu hayal etmek olabilir. Bu hayallere daldığımızı fark etmek önemli bir unsur çünkü bedenimizdeki yardım çağrısına kulak vermiş oluyoruz.

Maté, bastırılmış stres için neler öneriyor?

Bastırılmış stresin vücudumuzdaki etkilerini azaltmak için dikkat etmemiz gereken noktalar var. Maté, kitabında sağlığımızı korumaya attığımız bir adım olan bu noktaların şu şekilde açıklıyor:

Toksik pozitiflikten kaçının.

Bastırılmış stresin etkilerini azaltmak için Maté’nin sunduğu ilk tavsiye olumlu düşünmenin aşırısından kaçınmamız gerektiği. Sağlıklı düşünme yetisi, duygularımızı kabul etmekle birlikte geliyor. Bu yüzden olumlu düşünceyi negatif duyguları bastırmak için kullandığımız bir araç gibi görmek yerine, içten bir pozitiflikle kucaklamak beden sağlığımız için en iyisi.

Vücudunuzu dinleyin.

Maté, bilinçli farkındalıkla bedenimizin verdiği sinyallere kulak vermemiz gerektiğini söylüyor. Bastırılmış stres yukarıda bahsettiğimiz vücudumuzda hissettiğimiz hisler, duygular ve beden dilimizin verdiği sinyallerle ilişkilidir. Maté, bunların yanında öfke duygumuza da dikkat vermemizi ve temasa geçmemizi öneriyor. Öfkeyi hissetmeye fırsat tanımamız, onu yönetmemize yardımcı olacaktır.

İlişkiler kurun ve onları güçlendirin.

İlişkilerimiz, sağlığımıza ve hayatımıza yön veren önemli unsurlar. Maté hepimizin sağlıklı ilişkiler geliştirmemiz gerektiğini söylüyor. Birçok araştırma, yalnız insanların hastalık riskinin daha yüksek olduğunu ve sosyal ilişkiler kurulmasının stresi ve hastalık riskini azalttığını gösteriyor. Başkalarıyla tanışmaya açık olun, konuşun, ulaşın ve sağlıklı bağlantılar kurun. Özellikle incinmiş ve travma sahibiyseniz, acınızı paylaşmak için iletişim ve ilişkiler kurmak size iyi gelebilir.



Dila Attepe

1999 yılında Ankara’da doğan Dila, lisans eğitimini Ankara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Bitirme tezini kadınlarda beden algısı üzerine yazdıktan sonra kişisel gelişim ve psikoloji alanına yöneldi. Live to Bloom’da editör olarak çalışmaya başlayan Dila, beden algısı ve zihinsel sağlığı geliştirme konusundaki farkındalığı sayesinde sağlıklı yaşam camiasına ilham...



BLOOM SHOP