Sizin de hayatında kilo vermeniz gerektiğini düşünüp kolayca kilo verebilmek uğruna sağlıksız diyetler yaptığınız oldu mu?

Ben yaklaşık 10 yıldır hep diyette-idim ve hayatı kendime zindan ediyordum. Zayıflamak uğruna şekerli kahvaltılık gevrekleri, ambalajlı sözüm ona sağlıklı ürünleri ve kepekli ekmeği tüketerek aslında sağlığımı bozuyordum. Sağlığımı geri getirmek için kullandığım birçok ilaç da sağlıklı olan organlarımı bozduğu için bedenim bir kısır döngü içine girmişti. Bu sağlıklı sandığım sağlıksız beslenme tarzım ise biorezonans ile tanışmamla son buldu.

Biorezonans nedir?

Doktorlar tarafından uygulanıp ülkemizde yeni yeni yayılmakta olan enerji tıbbı olarak bilinen bu tedavi yöntemi, insan organizmasının yaydığı frekansların alerjen, virüs, bakteri gibi hasta ediciler tarafından bozulmasından sonra vücudun titreşim ahenginin ilaç ya da herhangi bir kimyasal kullanmadan sadece elinizde tuttuğunuz silindirlerle frekans yollayarak eski haline dönüştürülmesini sağlıyor.

Doktorum Hasan İlkehan, bu tedavi yöntemini bir elektrik devresine benzetip birbirine dolanmış olan kabloları açarak tekrar elektrik geçişini sağladıklarını anlattı.

Tedaviye başladığımda doktorumun ilk söylediği ambalajlı ve rafine şekerli gıdalardan uzak durmam, ev yapımı, doğal kısacası nasıl yapıldığını bildiğim ve gördüğüm şeyleri tüketmem gerektiği oldu. Çünkü vücudun ahenginin eskiye dönüşünü sağlayan aslında doğaya dönüşüdür.

Bu beslenme tarzıyla da paleo beslenmeye yaklaştım zamanla.

Tedavi süreci nasıl ilerliyor?

Tedaviye başlamadan önce pek bir inancım yoktu; fakat sonra biorezonansa başlamamın yaptığım en mantıklı şey olduğunu anladım! Tedaviden önce parmağınızdan çok küçük bir kan alınıp Almanya’daki laboratuara gönderiliyor. Vücudunuzun nelere alerjik olduğu ve vücudunuzda bulunan metaller saptanıyor. Mesela ben glüten, çekirdekli meyveler, kuzu eti ve inek sütü gibi ürünlere alerjik olduğumu öğrendim. Bunun yanı sıra vücudumda ağır metaller de olduğu ortaya çıktı.

Alerjenlerin belirlenmesiyle 30 günlük diyete başladım. İlk diyetim de 30 gün boyunca glüten yemedim ve hatta dokunmadım! Bu süre zarfında haftada bir kere biorezonans tedavisine bir buçuk saatimi ayırarak “iyi frekans” aldım. Böylece bozulmuş frekansların düzelmesini sağladık.

“30 günün sonunda ise değişim harikaydı, gayet hafif, enerjik ve mutlu hissetmeye başladım. İyi bir şekilde uyanabiliyordum ve kötü frekansların vücudumdan çıkarılmasıyla da kilo vermiştim.”

30 günlük glüten diyetimin ardından inek sütü diyetine başladım. İnek sütü yerine keçi sütü tükettim. Glüten diyetinde zora alıştığım için inek sütünü kolayca bırakabildim. Kuzu eti, çekirdekli meyve diyetim ise süt ürünleri ve glüten kadar ağır geçmedi, sonuçta bir ürünün içinde bulunma ihtimalleri düşük.

Ağır metaller ise günümüzde herkesin muzdarip olduğu bir konu yani elektronik cihazlardan yayılan radyasyonlar. Geceleri huzursuz uyumaktan ve uykumda çok terlemekten şikayetçiydim. Doktorumun tavsiyesiyle geceleri radyasyonu bir nebze engellemek için telefonumu uçak moduna alarak, wi-fi, yazıcı ve televizyonu prizden çekerek uyudum. Negatif enerjiyi daha kolay atmak için çıplak ayakla çime bastım veya bir ağaca sarıldım.

Birkaç gün içinde bu uygulamam bile etki etmişti, daha pozitif bakabiliyordum her şeye, huzurluydum ve mutluydum. Tedavi sürem boyunca da hiç negatif bir etkiyle veya sorunla karşılaşmadım, aksine her şey çok iyi gitmişti.

Tedavi sonucunda daha sağlıklı, mutlu, kilo vermiş, dikkati ve verimi artmış ve güne enerjik başlayan biri oldum. Dolayısıyla günümüz dünyasında telefonlarımıza, bilgisayarlarımıza gerek iş gerek sosyal hayat için bağımlı olduğumuzda, popüler kültürün ürünü olan birçok kimyasal koruyucu içeren ürünleri tükettiğimizde metabolizmamızı, sindirim sistemimizi ve hatta ruhsal sağlımızı bile bozabiliyoruz.

Bozulan sağlığımızı geri getirmek için başvurduğumuz birçok bilinçsiz yöntemle ise kendimizi kısır döngüye sokabiliyoruz. Bu kısır döngü içinde, yaptığınız hiçbir şeyin iyi hissetmemenize neden olduğunu düşünüyorsanız biorezonansa şans vermenizi öneririm.

Aslında olması gereken doğaya dönmek, ihtiyacımız olan şeylerin hepsi doğa anada mevcut!

Miray Sezer

1995 yılında İzmir’de doğan Miray, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi 4. sınıf öğrencisidir. Sağlıklı beslenme, raw food ve sağlıklı yaşam ile ilgili konularda araştırma yapmayı ve deneyimlemeyi çok sevmektedir. 

Lıve To Bloom

Daha iyi bir seçim yaptık ve yaşama çiçek açtık!...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP