YAZAN: DİLAN GÜNAÇTI

Hepimizin zaman zaman akıntıya karşı yüzdüğümüzü hissettiğimiz anlar olmuştur. Yaşam yolculuğumuz esnasında yanımızda taşıdıklarımız, sorumluluk bildiklerimiz, üzerimize yapışmış işlevsiz düşünce kalıpları ya da artık bizim için ömrünü doldurmuş olsa dahi bırakmaya cesaret edemediklerimiz üzerimizde ağırlık yapabilir. Bu şekilde bırakın akıntıya karşı yüzmeyi, yerimizde saymamak işten bile değildir. Bu yüklerden serbest kalmak için kökleri maneviyata ve spiritüel öğretilere dayanan detachment yasasını hayatınıza dahil edebilirsiniz. Tutunduğumuz her ne varsa bırakmamızı öğütleyen bu yasa, bağlılıklarımızdan kurtularak özgürleşmeye, hafiflemeye yardımcı olabilir. Sizler için detachment yasasını ve sağlıklı kayıtsızlığın prensiplerini araştırdık.


Neden bir şeylere bağlanırız?

Attachments yani bağlılıklarımız, hayatımız boyunca yaptığımız anlaşmalardır. Bu anlaşmalar çoğunlukla duygusaldır ve benliğimizi inşa etmemize yararlar. Ego, kendini tanımlamak ve ayrışmak ister. Bunu yaparken ise maddi ögelerden ve hayatımız boyunca kurduğumuz ilişkilerden yararlanır. Başka kişilerden aynalama yaparak kendini anlamlandırmaya çalışır. Bu olmadığında ise kendini tehdit altında hisseder fakat biz bir şeye bağlandıkça, engel olamadığımız değişim gelir ve elimizdekileri kaybetme korkusu adeta kimliğimizi kaybetme korkusuna dönüşür. 

***

Yaşamınızda artık ilahi bir amaca hizmet etmeyen her kişiden, her durumdan, her koşuldan kurtulun ve uzaklaşın. Her şeyin bir mevsimi ve her mevsimin bir sonu vardır. Amacınıza yönelik düşünceler ve eylemlerle dolu yeni bir sezon seçin. 

Iyanla Vanzant

***

Detachment nedir?

Detachment, en iyi tabirle bir bırakma süreci olarak açıklanabilir. Hayatlarımızda süresini doldurmuş durumlardan, hislerden ve kişilerden uzaklaşmamıza yardımcı olur. Yalnızca bizim için negatif olan durumlardan değil gelecek beklentilerden uzaklaşmak için de detachment kavramı kullanılabilir. Burada önemli olan sıkıya sıkıya tutunduğumuz ve bıraktığımızda sanki hayatımız eskisi gibi olmayacakmış gibi hissettiğimiz ne varsa fark edip onu bırakabilmeye niyet etmektir. Gelecekte olmasını çok istediğimiz sonuçlar için de bu geçerlidir. Bu gerçekleşmesini istediğimiz olay veya durumu bizi kurtaracak, şu andaki gerçekliğimizden çıkaracak ve nihayet mutlu olmamızı sağlayacak şey olarak görebiliriz. Fakat bu sadece şimdiki anı reddetmek ve olası bir geleceğe bel bağlamaktır. Detachment kavramı ise bize daha objektif ve anda bir bakış açısı sunar.  

Bir fikre sırf ona bağlandığımız için tutunmak bizlerde kaygı yaratır çünkü bağlılık kontrol ile ilgilidir fakat çoğu şey kontrolümüzün dışındadır. Bu nedenle, “Şu anda bu durumu iyileştirmek için yapabileceğim bir şey var mı?” diye kendimize sorarak ve sonrasında bırakmayı deneyimleyerek hayatımıza devam edebiliriz. 

Detachment, zaman zaman kayıtsızlık olarak çevrilse de aynı zamanda tarafsızlıktır. Belirli bir sonuca bağlı olmadan yaşayabilirsek hayatımızda kendiliğinden gerçekleşen değişimleri özgür bırakabiliriz. Bu şekilde de olanı kabul ederek hayatımıza çaba ve endişe yerine huzuru davet ederiz. 

Detachment prensibine ilişkin en temel metinlerden biri, Bhagavad Gita’dır. Kutsal bir Hindu metni olan Bhagavad Gita, Mahabharata destanının bir parçasıdır. Arjuna ve Tanrı’nın tezahürü olarak görülen Krişna arasındaki bir sohbetten oluşan metin, doğru olanı kendi iyiliğimiz adına yapmanın ve sonrasında başarı ya da başarısızlık endişesi duymamanın önemini vurgular. Detachment bize hayatımızdaki her şeyden kopmayı öğütlemez, yalnızca saf bilinç olarak bedenlerimiz ve kişiliklerimizle körü körüne özdeşleşmememiz gerektiğini hatırlatır.  

İlişkilerde detachment nasıl deneyimlenir?

Detachment, ikili ilişkilerde de uygulanabilir. Başkalarına olan duygusal bağımlılığımızdan kurtulmak adına deneyimleyebileceğimiz bu sağlıklı kayıtsızlık, gerektiğinde geride bırakmayı kolaylaştırır. Detachment soğuk ya da mesafeli olmayı veya duyguları göz ardı etmeyi öğütlemez fakat ikili ilişkiler içerisinde kendimizi kaybetmememizi sağlar. Kendimizi kaybetmeden birini sevebilmek mümkündür ve sağlıklı ilişkilerin kurulabilmesi için bu denge önemlidir. 

Daima kontrol ve çaba içerisinde olmayı bırakıp hayatımızda artık bize fayda sağlamayan ilişkilerden uzaklaşabildiğimizde özgürleşiriz. Hayal kırıklığı, değersizlik ve belirsizlik hissettiğimiz noktalarda devam etmemeyi tercih edebiliriz. Bu tarz durumlarda, bize ihtiyaç duyduğumuz duygusal alanı sağlar. Karşımızdaki kişiyi istediğimiz gibi olmaya zorlamak ya da duygularımızdan sorumlu tutup günah keçisi haline getirmek yerine hissettiklerimizin sorumluluğunu alıp harekete geçmeyi seçebiliriz. 

Fakat detachment, hayatınızdan insanları size iyi gelmediğini düşünerek acımasızca çıkarmanız için bir bahane değildir. Bunun yerine her şeyi olduğu gibi, üzerine yorum koymadan gördüğünüz ve yaşanan durum ile barıştığınız tarafsız bir süreç olabilir. Eğer sevdiğiniz birinin seçimlerinden dolayı hayal kırıklığı yaşıyorsanız veya duygularınızın bu kişi tarafından direkt olarak etkilendiğini düşünüyorsanız detachment size yardımcı olabilir. Geride bırakabildiğimizde, ilişkilerimizdeki kontrol etme ihtiyacından vazgeçeriz. Kendimizin sorumluluğunu alırken başkalarının da aynısını yapmasına izin veririz.

Detachment prensipleri nelerdir?

Batı tıbbı ile doğu felsefesini birleştiren yaklaşımıyla modern tıp ve bütünsel sağlık uygulamaları arasında bir köprü kuran Dr. Deepak Chopra, Başarının Yedi Spiritüel Yasası adlı kitabında “Detachment Prensipleri” kavramına yer vererek bu yasada şu ilkeleri öne çıkarıyor:

  • Kendinin ve başkalarının oldukları gibi olmalarına izin ver. 
  • Çözüm için zorlama; çözümlerin spontane bir şekilde ortaya çıkmasına izin ver.
  • Bilinmezlik, özgürlüğe ulaşacağın yolda gereklidir.

Yargısız, tarafsız ve şimdiki anda kalarak sıkı sıkıya tutunduklarınızı bırakabilme cesaretini gösterebilmek için siz de aşağıdaki detachment prensiplerini yaşamınızın her anında kendinize hatırlatabilirsiniz:

  • Herkes kendisinden sorumludur.
  • Hiçbir şeyi şahsi algılamamak gerekir.
  • Çözmeniz gerekmeyen sorunları çözebileceğinizi varsaymayı bırakın.
  • Anı yaşayın ve başkalarını kontrol etmeye çalışmayı bırakın.
  • Eğer bir probleminiz varsa, onu çözmek için elinizden geleni yapın ve sonra elinizden geleni yaptığınızı bilerek bu konuyu takıntı haline getirmeyi bırakın.
  • Gerçekliğinizi kabul edin.
  • Kendinize ve evrene güvenin.
  • Diğer insanların sorumlulukları ile ilgilenmeyi bırakın ve kendi sorumluluklarınızla ilgilenin.




BLOOM SHOP