YAZAN: MÜGE SEYHAN ÖZTÜRK

Hangimiz duygularımızı kategorize etmiyor? Kimsenin el kaldırabildiğini sanmıyorum. Kabul edelim, hepimiz duygularımızı belirli kalıpların içine sokuyoruz. Duygularımızı sıklıkla kategorilere ayırıyor, eleştiriyor, iyi ya da kötü olarak yaftalıyoruz. “Olumlu” olarak etiketlediğimiz duygular bizi iyi hissettirdiğinden onları yüceltiyor, daha çok deneyimlemek istiyor, sıkı sıkı sarılıyoruz. “Olumsuz” olarak etiketlediğimiz duygulardan ise genellikle köşe bucak kaçıyor, bastırıyor, tamamen görmezden geliyoruz. Toplumsal normlardan dolayı, tanımının da ifade ettiği gibi, onların “sorunlu” olduğuna inanıyoruz. Peki bu etiketleri yani duygu dilini değiştirmek hem de bunu “olumsuz” olarak yaftaladığımız duyguların üzerine giderek yapmak, mümkün mü?


Duygular gerçekten de iyi ve kötü olarak ayrılıyor mu?

Esasen gerçek genel inanışa göre çok farklı. Duygularımız doğası gereği nötrdür. Olumlu ya da olumsuz, iyi veya kötü, pozitif veya negatif değildir. Onlara bu etiketleri bilinçli zihnimizle biz sağlarız. Toplumsal olarak kabul gören etiketler de normlar haline gelir. Bunun neticesinde de hissetmekten hoşnut olmadığımız duyguları bir anda negatif, olumsuz, kötü olarak etiketleyiveririz. 

Halbuki duygularımızın işlevi sadece, hayatımızın belirli bir alanına dikkatimizi yöneltmemiz gerektiğini işaret etmektir. Deneyimlediğimiz duygular, o sıra hayatımızda, çevremizde meydana gelen olaylara, dış ve iç faktörlere nasıl tepki verdiğimizin bedensel göstergeleridir

Bunu pembeleşmesi için soğanı tavaya atmak gibi düşünebilirsiniz. Isı dediğimiz dış faktörden dolayı soğan renk değiştirmeye başlar. Bizler de hayatımızda meydana gelen iç ve dış faktörlerden “duygularımız” vasıtasıyla renk vermeye başlarız. 

Olumsuz duygular yoksa, ne var?

Her ne kadar bu tür ibareler bizim günlük hayatımızı, iletişimimizi kolaylaştırsa da bir duyguya “olumsuz” ya da negatif demek doğru bir tanımlama sayılmaz. Deneyimlediğimiz hisleri olumsuz şekilde yaftalamak, doğamız gereği onlardan kaçınmamız ya da onları bastırmamız gerektiği mesajını verir bize. Bunun neticesinde kendi duygularımızla yüzleşmektense onları inkâr etmeye ya da tamamen görmezden gelmeye meylederiz. 

Halbuki ruhen ve bedenen sağlıklı bireyler olarak hayatımıza devam edebilmemiz ve duygusal sağlığımızı koruyabilmemiz için duygularımızı herhangi bir önyargı duymadan işleyebilmemiz gerekir. Tam da bu nedenle duygularımızla ilgili dilimizi dönüştürmemiz gereklidir.

5 karanlık duygu

Nasıl ki siyah ve beyaz renk değilse, duyguları da bir ton gibi düşünebiliriz. Deneyimlemekten hoşlanmadığımız duygulara kötü, negatif, olumsuz demek yerine onları deneyimlemekten hoşlandığımız diğer duygulara nazaran daha “karanlık”, “koyu”, “gölge” olarak düşünebiliriz. 

Psikologlar insanların deneyimlediği temel karanlık duyguları beş türe ayrır: iğrenme, utanç, korku, öfke ve üzüntü. Bu kategorilerin her biri, neden oldukları ıstırap düzeyine göre birbirinden farklı olan gölge, koyu duyguları içerir. Fakat hepimiz gayet iyi biliyoruz ki, bunları hepsi de insan doğasının ayrılmaz bir parçasıdır. Bu duyguları öncelikle kabul etmek, duygusal sağlığımızda kayda değer bir dönüşüm meydana getirir. 

Herkesin sahip olduğu gölge benlik

Psikiyatrist Carl Jung, “gölge arketipi” tanımıyla kişiliğin karanlık tarafından, gölge benliğinden söz eder. Jung’a göre her insanın ne mutlak iyi, ne de mutlak kötü olarak tanımlanabilecek gölge/karanlık bir tarafı vardır ve bu taraf kişinin bilinçli yaşamında ne kadar az somutlaşıyorsa içten içe o kadar yoğunlaşıyor demektir.  Bu nedenle bu tarafın varlığını bilinçdışından bilince taşımanın önemini vurgular Jung.

Kendimizi tamamiyle kabul edebilmemiz için “gölge” taraflarımızı da onaylayarak onu aydınlık tarafımızla birleştirmemiz gerekir. 

Gölge benliği görmezden gelirsek ne olur?

Onu görmezden gelerek bilinç dışında kalmasına izin vermek, dengemizi kaybetmemize, kendi gölge kompleksimizi projekte ederek iletişim bozukluğu yaşamamıza ve bu sebeple ruhumuzda derin yaralar açarak mutluluk fırsatını es geçmemize neden olur.

Karanlık tarafımızı kabul ettiğimizde ise kendimizi yeni bir ışıkta görebilir, davranışlarımızı iyileştirebilir ya da yeniden tanımlayabiliriz. Gölge duyguları görmezden gelmek yerine onlarla yüzleşerek bilinç düzeyimize çıkmalarını, işlenmelerini sağlarız. Aksi takdirde gölge duygular, onlarla yüzleşmekten başka seçeneğimiz kalmayana kadar güçlenmeye devam ederler. 

Gölge duygular nasıl tespit edilir?

Gölge duyguları kolaylıkla tanımlamak ve kabul etmek için aşağıdaki adımları kullanabilirsiniz. Birkaç sefer uyguladıktan sonra sürecin kendiliğinden akacağını söyleyebilirim. Böylece ihtiyaç duyduğunuz anda duygunuzu işlemenize yardımcı olacak bir araca sahip olmuş olacaksınız. 

1. Duygusal deneyimlerinizin otopsisini yapın

Duygularınızı ayrıntılı olarak açıklayın. Sadece adlandırarak onları etiketlemekten bahsetmiyorum. Duygunun otopsisinin yapmaktan bahsediyorum. Örneğin üzgünseniz, kendinize bu üzüntüye neyin sebep olduğunu sorun. Adımlı sorularla olayın köküne kadar gitmeye çalışın. Deneyimlediğiniz his tam olarak nedir ve neden kaynaklı olabileceğini düşünüyorsunuz? Ne kadar kesin olursanız, durumunuzu o kadar netleştirebilirsiniz. 

Okuduğunuzda bunun basit bir öneri olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak danışman olarak bireysel seans deneyimlerimden şunu çok net bir şekilde söyleyebiliyorum ki; çalıştığım danışanlardan belki üçte birinden fazlası duygularını anlatmayı, tanımlamayı bilmiyor. Halbuki yaşadığımız hisler üzerine eğilmek, onlara parmak basmak, duygusal sağlığımızla ilgili nasıl adımlar atacağımıza karar vermemize yardımcı olacaktır. O nedenle hislerimizin otopsisini yapabilmek bu konudaki ilk ve en önemli adım denilebilir. 

2. Meta-duyguları bulun: Duygularınız hakkında ne düşündüğünüzü takip edin

Yaşadığınız duygusal patlamalara karşı tutumunuzu izlemeye çalışın. Yani devamında gelen ve “meta-duygu” olarak da tabir edilen takipçi, artçı duygulara bakın. İlk duygu patlamasının arından kendinizi ne yaparken buluyorsunuz? Otomatik davranışınız, düşünceniz nedir: kendinizi eleştirmek mi, birilerini suçlamak mı, yaptığınız yanlışların risalesini çıkarmak mı? 

Bu düşünceleri birkaç kelimeyle özetlemeye çalışın. En çok bahsettikleri konu nedir? Özgüven eksikliği mi, gelecek kaygınız mı yoksa sadece hayal kırıklığınızı ve öfkenizi mi anlatıyorlar? Mümkünse yazarak çalışın. Böylece tetikleyiciyi ve otomatik davranışlarınızı bilinç dışı düzeyden, bilinç düzeyine taşımış olursunuz. 

3. Kendinizi yargılamayın

Bu duygular sebebiyle kendinizi kesinlikle yargılamayın. Bunun yerine bir adım daha derine inerek aşağıdaki soruları yanıtlamaya çalışın:

  • Belirli bir gölge duygu hissettiğinizde etrafınızdakiler nasıl tepki verir?
  • Kendinizde bu duyguları hissetme cesareti buluyor musunuz yoksa onlar yüzünden cezalandırıldığınızı, yargılandığınızı hissediyor musunuz?
  • Kimseden destek görmediğiniz için ya da bu duygular sebebiyle sevdiğiniz birinden eleştiri aldığınız için bu gölge duyguları bastırmanın bir yolunu buldunuz mu?

Bu vesileyle de bu duyguları işlememek için ne gibi kısıtlar edindiğinizi farkındalık düzeyinize taşımış olursunuz. Başkalarının tepkileri çoğu zaman duygusal sağlığımız üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Bu nedenle bazen onları unutmak, gölge duyguları kabul etmek için önemli bir adım sayılır.

4. Kabule geçin

Bu gölge duyguları deneyimlediğinizde, onların hiçbir şekilde sizi tanımlamadıklarını unutmayın. Duyguların misafir olduğunu, gelip geçeceğini, güçlerini yitireceklerini unutmayın. Onları anlamayı öğrendiğinizde, gölge duygular iyileşmenize ve gelişmenize yardımcı olacaktır. Bu gölge duyguları kabul etmek ilk başta zor gelebilir. Önemli olan kendinize karşı sabırlı ve şefkatli olmaktır.



Müge Seyhan Öztürk

Rennes II/Upper Brittany Üniversitesi İletişim Bilimleri bölümü sonrası Galatasaray Üniversitesi'nde aynı dalda yüksek lisansını tamamlayan Müge Seyhan Öztürk, uzun yıllar özel sektörde yazar, editör, senarist olarak çalıştı. 2015 yılında ilk romanı yayınlandı. Yazın hayatının yanı sıra kendi şifa süreciyle başlayan enerji psikolojisi ve şifacılığına olan ilgisi, aldığı birçok eğitim sonrası...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP