Annem beni eskiden ‘Arzu, çok fazla hissediyorsun’ diye itham ederdi. Hep çok hissettim ben. Mutluluklarım büyüktü. Mutsuzluklarım büyüktü. O kadar çok hissettim ki ortaokulda ve lisede dosyalar dolusu şiir yazdım. O günlerde kimse bana ‘empat’ olmaktan bahsetmedi. Biz, beni duygusal ve iyileştirilmesi gereken bir bozuk araba zannederdik. Meğer ben bir empatmışım…

Empat nedir?

Başkalarının duygu ve düşüncelerini hissedebilenlere ‘empat’ deniyor. Empatlar, çevresindekilerin acılarını, endişelerini, streslerini, neşelerini, enerji seviyelerini, ihtiyaçlarını, akıllarından ve kalplerinden geçen pek çok şeyi hissedebiliyorlar.

Bu yüzden genellikle farkında bile olmadan başkalarının mutluluklarını kendi mutlulukları, huzursuzluklarını kendi huzursuzlukları, öfkelerini kendi öfkeleri, neşelerini kendi neşeleri zannediyorlar. Diğer insanlara göre daha maruz oldukları için stres eşikleri düşük. İnsanları, hayvanları, doğayı seviyor, güçlü bağlar kurmaya ihtiyaç duyuyorlar.

Empatların genel özellikleri şöyle:

  • Hemen bağ kurarlar.
  • Yüzeysel olamazlar.
  • Halden anlarlar.
  • Duyguların çoğunu hissederler.
  • Çokça kendileriyle zaman geçirme ihtiyacı duyarlar.
  • Hassastırlar.
  • Şifacıdırlar.
  • Şifalandırmak isterken kolaylıkla kendilerini unuturlar.
  • Kendilerine güvenleri ve özdeğer duyguları zayıftır, bu yüzden özşefkat pratiklerine özen göstermeleri gerekir.
  • Sevgi doludurlar.
  • Psişik özellikleri vardır.
  • Yoğun bir sevgi alma ve verme ihtiyacı içindedirler. Bu yüzden kuvvetli sosyal ağlar kurmaları gerekir.

Empatlar genellikle yaşadığımız toplum tarafından ‘güçsüz’ olarak algılansalar da bu yetiyi kullanmayı öğrendiklerinde, inanılmaz bir güce sahip olduklarını fark ediyorlar. Hassasiyet, dünyada sevgi katmanının açılması açısından fark yaratabilmek adına dönüştürücü bir güç. Empatlar, dünyayı iyileştirmek için buradalar. Ancak çoğu zaman bu güçlerini kullanmayı bilmedikleri için kendilerini kaybolmuş hissediyorlar. Anksiyete, depresyon ve çeşitli rahatsızlıklar peşlerini bırakıyor.

Ben kendi adıma bu özelliğimi bir avantaja çevirmeyi, öz bilgisi ve yoga öğretisi sayesinde deneyimledim. Zihnimi ve duygularımı belli bir dereceye kadar yönetebilmeyi ve enerjimi yükselterek kendimi korumayı öğrendim. Bütün bu süreci ve dönüşümü de “Zehirli Masallar” adlı kitabımda kaleme aldım.

Ayna nöronlar

1990’larda, bilim insanları memelilerde beynin nasıl çalıştığını, koşullandığını ve bir şeye ilgi duyduğunu araştırırken, çok ilginç bir şey keşfettiler: Ayna nöronlar. Maymunların beynine elektrik voltajlarını kaydeden elektrotlar yerleştirdiler. Sonra maymunlara muz verdiler ve muzu yeme esnasında maymunların beyninde elektriklenmeler ve voltaj yükselmesi gözlemlediler.

Sonra bir bilim insanı maymunun karşısında iştahla muz yedi. Muzu yemediği halde, iştahla birinin muz yediğini izleyen maymunun da beyninde voltaj artışı gözlemlendi. Kısacası, biz bir başkasının aynı işi yaptığını izlerken dahi, enteresan bir şekilde, beyindeki merkeze ait benzer bir grup nöronda elektrik faaliyetleri oluyor. Buna ‘ayna nöronlar’ deniyor. Empatlarda ise, ayna nöron sayısı genele göre çok daha fazla. Yani, başkalarını aynalama hassasiyetleri çok daha yüksek.

Empatlar arasında hayvanları hissedebilenlere hayvan empatı, rüya yoluyla iletişim kuranlara ise rüya empatı deniyor. Empatsanız, dengelenmek ve daha güçlü hissetmek adına yapabilecekleriniz şunlar:

  • Yaşam enerjinizi yükseltin. Bunu yoga, nefes, meditasyon, sağlıklı beslenme, çok su içme ve düzenli spor yoluyla yapabilirsiniz.
  • Öz şefkat pratiklerine yönelin. Kendinizle aranızda sıkı bir bağ olursa, sezgilerinizle daha kolay hareket edebilirsiniz.
  • Varoluş bilgisine ve kadim öğretilere yönelin. Bilgi, anlayış getirir.
  • Geçmiş yaralarınızı iyileştirin. Geçmişinizi iyileştirdikçe güçlerinizi de keşfedeceksiniz.
  • Çokça dinlenin. Empatların yaşadıklarını sindirmeye, sık sık durmaya ihtiyaçları vardır.

İlginizi çekebilir: Alice Harikalar Diyarında Sendromu Nedir?