Mahatma Gandhi “Düşüncelerinizi dikkatle izleyin; çünkü düşünceleriniz sözcüklerinize dönüşür. Sözcüklerinizi dikkatli seçin; çünkü sözcükleriniz davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınızı iyi muhakeme edin; çünkü davranışlarınız alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınızı görün ve gözetin; çünkü alışkanlar değerlere dönüşür. Değerlerinizi anlayın ve onları kucaklayın; çünkü değerleriniz kaderinize dönüşür” demiş.

Farkındalık Evrimi

İlginç bir devirde yaşıyoruz. Birçok konuda rezalet haberler alsak da, öte yandan yaşadığımız dönem birçok alanda da farkındalığın arttığı, insan bilincinin yükseldiği bir dönem. Vietnamlı bir keşiş olan Thich Nhat Hanh “The Art of Living”  (Yaşama Sanatı) adlı kitabında, Homo Erektus’tan Homo Sapiens’e evrildiğimizi, buradan da Homo Conscious’a evrileceğimizden bahsediyor.

Bu evrimi ise bilinçsizce ve reaktif, duygusal güdülerle hareket eden ve tehdit altında hissettiğimiz zaman verdiğimiz tepkilerin yerini, farkındalık çalışmaları, varoluş bilgisi ve meditasyonlar yardımıyla bilinçli eylemlere teslim etmesi olarak açıklıyor. Kısacası, bilinçaltı birikimlerinden kaynaklanan otomatik tepkilerin yerini bilinçli eylemlere bıraktığı bir yaşam biçimini ifade ediyor.

Bu konuya bilimsel olarak değinecek olursak, limbik sistem ve frontal korteksle anlatıma başlayabiliriz. Limbik sistem, beyin sapıyla ön beyin arasında yer alan güdüsel davranışların organizasyonu (yeme-içme, cinsellik), korku, kızgınlık, öfke gibi heyecan yaşantıları, saldırma-kaçma veya hatırlama gibi faaliyetlerle ilişkisi bulunan, birbirine bağlı nöron ağlarına verilen ad.

Limbik sistem çoğu zaman ilkel beyin ya da hayvansı beyin adlarıyla anılır. Frontal korteks ise beynin ön tarafında yer alan, duygusal tepkileri akılcıl cevaplara çeviren, bilinçli düşünceden sorumlu olan tarafı. Suçlamayı anlayışa, alınganlığı iletişime, kaygıyı ve öfkeyi sağlıklı düşünceye, nefreti affetmeye, kısacası güdüsel ve alışılmış tepkilerimizi, kavrama yoluyla akılcıl cevaplara çevirmek frontal korteksin görevi. İnsan beyninin en son gelişmiş kısmı frontal korteks.

Farkındalıklı birey: Homo Conscious

İç alemimizde barındırdığımız ve hiç ziyaret etmediğimiz pek çok olumsuz duygu ve düşünce, biz farkında olsak da olmasak da kaderimizi etkiliyor. Yaşam kalitemizi, hayattan aldığımız tadı, yaşamımızdaki olayların gelişimini olumsuz yöne çekiyor. İnsanlık tarihinin trajedisini dahi bu bilinçaltında sığınan, su yüzüne çıkmamış ve hiç ziyaret edilmemiş duygulara bağlayabiliriz.

Bu duygular arasında en tehlikelilerden olan suçlama, affedememe, kin gibi duygulara ısrarla tutunma sebebimiz ise genellikle içimizde bir yerin fena halde acıyor olması. Tüm olumsuz duygular bizim bilinçsiz savunma duvarlarımız. Suçlamayı bırakıp, içerideki acı duygusuna döndüğümüzde ise bilinçlilik ve farkındalık devreye giriyor: Homo Conscious’a dönüşüm süreci başlıyor. Yalnızlığımızla, korkumuzla, utancımızla, tüm savunmasız taraflarımızla karşılaşma, bu duyguları sağaltma ve kendimizle tanışma imkanı buluyoruz.

Bizi zora sokan birini o anda suçlamak kadar doğal bir şey olamaz belki. Fakat suçlama duygusunu dönüştürmediğimiz takdirde kine dönüyor. Stresli bir anda korkmak da gayet doğal bir tepkiyken, korku gereğinden fazla uzadığında kaygıya dönüşüyor. Bu gibi zor duygularla başa çıkmayı ve sistemimizde biriktirmeden atmayı öğrenmek ise bizi “Homo Conscious”; -yani farkındalıklı bir birey- haline getiriyor.

İçgüdüsel olarak acıdan kaçmak, zevkin ise peşinden koşmak üzere programlıyız

Bize acı veren durum ve insanlardan kaçıyoruz. Zevk verenlere ise tutunuyoruz. Örneğin, uçaktan korkuyorsak uçağa binme olasılıklarımızı azaltıyor veya hiç uçağa binmiyoruz. Öte yandan seyahat bizim için zevkse seyahat olanakları yaratıyoruz.

Endişelenmeye başlamışsak, kendimizi oyalayacak ve endişe durumunu geçici olarak giderecek oyalanmalar buluyoruz. Bizi öfkelendiren ya da strese sokan kişi ve durumlardan mümkün mertebe kaçınıyoruz. Tam tersine, bize iyi gelen insanlara ve aktivitelere ise tutunuyoruz. Aslında kaçtığımız veya tutunduğumuz şey insanların ve olayların bizde yarattığı duygular.

Sonuç olarak, olumsuz duygularımıza karşı gösterdiğimiz direnç büyük enerji kaybına sebep oluyor. Oysa nezaketle bu duygulara döndüğümüzde ve onları şefkat dolu bir dikkatle izlemeye başladığımızda işler değişiyor. Düşünceyi, duyguyu ve bedenimizde yarattığı fiziksel hissi izleyip karşı koymadan onunla birlikte nefes alıp verdiğimiz zaman direnç kırılıyor.

Hayatın üzerimizde yarattıklarıyla yüzleşmeye ve onların içinde dinlenmeye başlıyoruz. Direnç kırıldığı zaman hem düşüncelerimizde hem de bedenimizde olan bitenin farkına varma fırsatı doğuyor. Aksi halde farkında olmadan bir duygu galeyanında yuvarlanıyor ve bu hisleri vazgeçilmez bir parçamız zannediyoruz.

Pema Chödrön, “Her şey Darmadağın Olduğunda” adlı kitabında, direnç göstermeyi bıraktığımız zaman yaşamın gerçeğiyle karşı karşıya geldiğimizi yazıyor. Bu süreç kolay gibi görünse bile o kadar basit değil. Pratik, cesaret, sabır ve kararlılık istiyor. Sizi hapseden duygularınızdan kurtulmaya niyetlendiyseniz, süreci kolaylaştıracak birkaç adımdan bahsetmek istiyorum. Bunu yapan organizasyonlar, iş yerleri ve ailelerde yaratıcılık ve inovasyonun arttığı gözlemlenmiş.

Duygularınızı açıkça yazın

Duygu dünyasını iyileştirmenin en önemli adımı onları yazıya dökmek. Şu anda ne hissediyorum? Bu hisse ne sebep oldu? Ötesinde neler gizli olabilir? Bir günlük tutun ve hepsini yazın. Yazmak, olayları objektif değerlendirmenize ve kendinize dışarıdan bakabilmeye yardımcı olur.

Duygularınızdan utanmayın

Duygularımız söz konusu olduğunda çoğu zaman önyargılı olabiliyoruz. “Böyle hissetmemeliyim.” “Böyle hissetmem çok yanlış.” “Çok saçma bir duygu.” Bu ve benzeri düşünceler duygularımızı halı altına ittirmeye devam etmemize sebep oluyor. İçimizde kilitli kalan bu duygular özgürlüğümüzü kısıtlıyor. İçinizdeki duyguları yargılamayın. Unutmayın ki duygularınız üzerinde fazlaca bir kontrolünüz yok.

Her gün düzenli olarak duygusal gerçeğinize eğilin

Duygularınızdan kaçmayı bıraktığınızda onlara eğilmeniz  ve onlarla ilgilenmeniz gerekir. Günde birkaç kere kendinize “Şu anda ne hissediyorum?” diye sorun. Hoşnut, kaygılı, üşengeç, öfkeli, yaramaz, mutlu… Bazen hissedecek, bazen de hislerinizin tam olarak ayırdına varamayacaksınız. Ama yine de sorun. Çünkü iyi, kötü veya nötr; sürekli bir şeyler hissediyoruz. Sabırla sormaya devam edin.

Hissetmeye izin verin

Acı, korku, yalnızlık, ıssızlık, utanç gibi duygulardan genellikle kaçmak isteriz. Hoş duygularla birlikte olmak kolayken, bu olumsuz duygular genellikle beraber oturması zor duygulardır. Ancak sağaltım da tam bu noktada başlıyor. Her duygunun karşılık geldiği bir his var.

Kaygılı mısınız? Elinizi vücudunuzda kaygıyı hissettiğiniz bölgeye koyun. Derin nefesler alıp verin. Sakinleşin. Kendinize “Senin için ne yapabilirim?” diye sorun. “Neye ihtiyacın var?” Uzun süre kendinizle iletişiminiz kesilmiş olduğu için belki başlangıçta yanıt alamayabilirsiniz. Ama tekrar tekrar sormaya devam edin. Bir gün cevap gelecek…

Merak ekleyin

Olumsuz duygularınızı merakla incelemeyi denediniz mi? Küçük bir çocuk gibi. Merak, duygularınızın gerçek sebeplerini ortaya çıkarır. Öfkenizin altında korku, kırgınlık saklanıyor belki. Suçlamalarınızın, kin ve nefretinizin arkasında savunmasızlığınız yatıyor olabilir mi? Böylece onları dile getirebilir, kendinizle aranızda sağlıklı bir iletişim başlatabilirsiniz.

Duygularınız size ne anlatmaya çalışıyor?

Her duygunun bize bir mesajı var. Eğer baskı karşısında tepkiselleşiyorsanız, özgürlüğe olan düşkünlüğünüzden büyük olasılıkla. Bu değer hayatınızın önemli bir yerinde mi? Ya da haksızlık karşısında öfkeleniyorsanız, adalet önemli sizin için. Bu değerlere uygun şekilde yaşıyor musunuz? Duygularınızı izleyin. Ne söylemek istiyorlar? Yaşamınızı hangi yönde değiştirmeniz ya da yeniden düzenlemeniz gerekiyor?

Kaynakça: Tarabrach.com

Arzu Özev

1983 yılında İstanbul’da doğan Arzu, Saint Joseph Lisesi’ni bitirdikten sonra University of Massachusetts Amherst’te psikoloji okuduğu yıllarda, Sudarshan Kriya nefes tekniği ve yoga öğretisiyle tanıştı. Hindistan başta olmak üzere, Yeni Zelanda, Güney Afrika, ABD ve Almanya’da kişisel gelişim ve yoga konusunda birçok eğitim alarak, sertifikalı eğitmen oldu. Dünya çapında 150...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP